Yargıtay 1. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2010/3923 K.2012/3123
Özet: Uyuşmazlık konusu: Sanık …’ın kasten insan öldürme ve kasten yaralama suçlarından yargılanması, ayrıca katılan …'ın kasten yaralama suçundan hüküm kurulması; Mahkeme sonucu: Sanık … 18 yıl hapis (600 TL adli para cezası) ile cezalandırıldı, kasten insan öldürmeye yardımdan beraat edildi ve katılan …’ın kasten yaralama suçundaki hüküm inceleme dışı bırakılarak bozulmadı.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kasten insan öldürme, kasten yaralama.
HÜKÜM: 1) Sanık ... için; TCK.nun (81,29, 53), (86/2-3-e, 52), 54,63. maddeleri uyarınca (18 yıl hapis cezası), (600.TL adli para cezası)
2) Sanık ...'ın kasten insan öldürmeye yardımdan beraatine.
TÜRK MİLLETİ ADINA
l-) Katılan-sanık ... vekili yasal süre içerisinde verdiği 22.04.2010 tarihli dilekçeyle hükmü "katılan vekili" sıfatıyla temyiz ettiği anlaşıldığından, yasal süreden sonraki "sanık vekili" sıfatıyla yaptığı temyiz isteminin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hüküm bu nedenle inceleme dışı bırakılmıştır.
2-) Sanık ... hakkında katılan ...'i Kasten Yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden; 5237 sayılı TCK.nun 86/2. maddesi uyarınca hüküm kurulurken seçimlik yaptırımlardan para cezasının tercih edilmesi halinde alt sınırının suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesine 5560 sayılı Yasa ile eklenen 9. fıkra uyarınca "4 ay karşılığı adli para cezasından" az olamayacağı gözetilmeden, temel cezanın 20 gün adli para cezası olarak eksik tayini suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 86/2,86/3-e ve 52. maddeleri uyarınca kesinlik sınırı içinde kalacak şekilde 600.TL adli para cezasına hükmedilmiş ise de; Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 29.09.2009 tarih ve 2009/173-209 sayılı kararında da açıklandığı üzere, suç niteliği doğru belirlenmesine karşın yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan bir cezanın verilmesi halinde hükmün aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabileceği, katılan vekilinin suç vasfına yönelik aleyhe temyiz başvurusunun da bulunduğu dikkate alındığında hükmün incelenmesine yasal engel bulunmadığından, hükmün kesin olduğu ve vasıftan aleyhe temyiz bulunmadığı gerekçesiyle temyiz kapsamı dışı kaldığına işaretle eleştiri öneren tebliğnamedeki düşünce benimsenmemiştir.
3-) Temyiz kapsamına göre; sanık ...'in Kasten İnsan Öldürme ve katılan ...'i Kasten Yaralama suçlarından cezalandırılmasına, sanık ...'in Kasten İnsan Öldürmeye Yardım Etme suçundan beraatine ilişkin kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'in suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, öldürme suçunda tahrike ilişen cezayı azaltıcı sebebin derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık ... hakkında elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden yasal savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, yaralama suçundan kurulan hükümde ise sübuta vesaireye, katılanlar... ve ... vekilinin eksik incelemeye, sanık ...'in maktule yönelik eyleminde haksız tahrik hükmünün uygulanmasının yersizliğine, mağdur-katılan ...'e yönelik eyleminin öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna, sanık ... yönünden sübutun varlığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle;
A-) Sanık ...'in Kasten İnsan Öldürme suçundan cezalandırılmasına ve sanık ...'in Kasten İnsan Öldürmeye Yardım Etme suçundan beraatine ilişkin hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
B-) Sanık ... hakkında katılan ...'i Kasten Yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden;
5237 sayılı TCK.nun 86/2. maddesi uyarınca hüküm kurulurken seçimlik yaptırımlardan para cezasının tercih edilmesi halinde, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesine 5560 sayılı Yasa ile eklenen 9. fıkra uyarınca adli para cezasının alt sınırının " 4 ay karşılığı adli para cezasından" az olamayacağı gözetilmeden, 20 gün adli para cezası olarak eksik tayini,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak (BOZULMASINA), 24/04/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Kasten insan öldürme, kasten yaralama.
HÜKÜM: 1) Sanık ... için; TCK.nun (81,29, 53), (86/2-3-e, 52), 54,63. maddeleri uyarınca (18 yıl hapis cezası), (600.TL adli para cezası)
2) Sanık ...'ın kasten insan öldürmeye yardımdan beraatine.
TÜRK MİLLETİ ADINA
l-) Katılan-sanık ... vekili yasal süre içerisinde verdiği 22.04.2010 tarihli dilekçeyle hükmü "katılan vekili" sıfatıyla temyiz ettiği anlaşıldığından, yasal süreden sonraki "sanık vekili" sıfatıyla yaptığı temyiz isteminin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hüküm bu nedenle inceleme dışı bırakılmıştır.
2-) Sanık ... hakkında katılan ...'i Kasten Yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden; 5237 sayılı TCK.nun 86/2. maddesi uyarınca hüküm kurulurken seçimlik yaptırımlardan para cezasının tercih edilmesi halinde alt sınırının suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesine 5560 sayılı Yasa ile eklenen 9. fıkra uyarınca "4 ay karşılığı adli para cezasından" az olamayacağı gözetilmeden, temel cezanın 20 gün adli para cezası olarak eksik tayini suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 86/2,86/3-e ve 52. maddeleri uyarınca kesinlik sınırı içinde kalacak şekilde 600.TL adli para cezasına hükmedilmiş ise de; Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 29.09.2009 tarih ve 2009/173-209 sayılı kararında da açıklandığı üzere, suç niteliği doğru belirlenmesine karşın yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan bir cezanın verilmesi halinde hükmün aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabileceği, katılan vekilinin suç vasfına yönelik aleyhe temyiz başvurusunun da bulunduğu dikkate alındığında hükmün incelenmesine yasal engel bulunmadığından, hükmün kesin olduğu ve vasıftan aleyhe temyiz bulunmadığı gerekçesiyle temyiz kapsamı dışı kaldığına işaretle eleştiri öneren tebliğnamedeki düşünce benimsenmemiştir.
3-) Temyiz kapsamına göre; sanık ...'in Kasten İnsan Öldürme ve katılan ...'i Kasten Yaralama suçlarından cezalandırılmasına, sanık ...'in Kasten İnsan Öldürmeye Yardım Etme suçundan beraatine ilişkin kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'in suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, öldürme suçunda tahrike ilişen cezayı azaltıcı sebebin derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık ... hakkında elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden yasal savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, yaralama suçundan kurulan hükümde ise sübuta vesaireye, katılanlar... ve ... vekilinin eksik incelemeye, sanık ...'in maktule yönelik eyleminde haksız tahrik hükmünün uygulanmasının yersizliğine, mağdur-katılan ...'e yönelik eyleminin öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna, sanık ... yönünden sübutun varlığına yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle;
A-) Sanık ...'in Kasten İnsan Öldürme suçundan cezalandırılmasına ve sanık ...'in Kasten İnsan Öldürmeye Yardım Etme suçundan beraatine ilişkin hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
B-) Sanık ... hakkında katılan ...'i Kasten Yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden;
5237 sayılı TCK.nun 86/2. maddesi uyarınca hüküm kurulurken seçimlik yaptırımlardan para cezasının tercih edilmesi halinde, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesine 5560 sayılı Yasa ile eklenen 9. fıkra uyarınca adli para cezasının alt sınırının " 4 ay karşılığı adli para cezasından" az olamayacağı gözetilmeden, 20 gün adli para cezası olarak eksik tayini,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak (BOZULMASINA), 24/04/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.