Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2012/5950 K.2013/11
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların yakınanlara yönelik yağma ve suç örgütü kurmak/yonetmek gibi suçlardan mahkumiyet kararının temyizinde ortaya çıktı; Mahkeme, dosya incelemesi sonucunda temyiz itirazlarını reddederek mahkumiyet kararını onayladı.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi (CMK.nın 259. maddesi ile görevli)
SUÇLAR: Yağma, Suç örgütü kurmak, yönetmek, örgüt yöneticiliği yapmak, Suç örgütüne üye olmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hükmolunan cezaların süresine göre sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 318 (5271 sayılı CMK’nun 299/1.) maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
I- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında yakınan ...’a yönelik yağma suçu ile, sanık ...’ın örgüt kurup yönetmek; sanık ...’un örgüt yöneticiliği yapmak; sanıklar ..., ..., ...’nin örgüt üyeliği yapmak suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar ..., ... ve savunmanları ile sanıklar ..., ..., ... savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin kısmen istem gibi ONANMASINA,
II- Sanıklar ..., ..., ... hakkında yakınanlar ..., ...’ya yönelik yağma; sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak, yakınan ...’a yönelik yağma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerin incelenmesine gelince;
Mahkemenin hükmün verilmesiyle dosyadan el çektiği, daha sonradan verilen ek kararla hükmün düzeltilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yanlışlıkların ancak temyiz ya da kanun yararına bozma yasa yoluyla düzeltilebileceğinin anlaşılması karşısında, verilen 02.08.2011 tarihli ek kararın yok hükmünde olduğu kabul edilerek, aynı tarihli tefhimle infaza esas olan ve hükmün özünü oluşturduğu kabul edilen karar esas alınarak yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik yağma eyleminden dolayı, 5271 sayılı CMK’nun 170. maddesine göre yöntemince açılmış bir kamu davası bulunmadığı halde yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Yakınan ...’a yönelik yağma eyleminde, ... isimli bayanın ... isimli kişi tarafından tecavüze uğradığını ileri sürüp; yakınandan, ...’i dövmesini istemesi üzerine, yakınanın kabul etmediği ancak aynı gün ...’in dövülmesi eylemine karışması nedeniyle durumu öğrenen sanık ...’un ...’e giderek olaya yakınanın karıştığını söylediği, bunun üzerine ...’in sanık ...’un yakınanı dövmesi için 500 TL para teklif ettiği, aynı gün sanık ...’un yolda karşılaştığı yakınana durumu anlatıp 300 TL vermesi karşılığında olayı kapatacağını aksi halde ...’ten parayı alıp kendisini döveceğini söyleyip tehdit ettiği ve 200 TL parayı da ilerleyen günlerde aldığının anlaşılması karşısında; dinleme kayıtları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanık ...’un anılan suçu örgütün faaliyeti çerçevesinde mi yoksa bireysel olarak mı işlediği hususu duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptandıktan sonra, örgüt faaliyeti kapsamında işlenmiş ise buna ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu da karar yerinde denetime olanak verecek şekilde gösterilip tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
3- Sanık ...’un yakınan ...’ın arkadaşı olduğunu bilen sanık ...’un anılan yakınandan para almasını kolaylaştırmak için kendisinden yardım istemesi üzerine, yakınana “... seni soruyor simitçi olaylarına sen de karışmışsın, bu adam yolsuz kalmış 15-20 TL atıver olur biter” demesi üzerine yakınanın olumsuz yanıt verdiği, sanığın bu sefer yöntemini ve söylemini değiştirip sanık ... için “tekin insan olmadığını, 7 ila 8 kişi olduklarını eve girip çıkar gibi cezaevine girip çıktıklarını” söyleyerek yakınanı etki altına almaya çalışıp, bu konuşmaların içeriğini telefonla sanık ...’e aktarıp,” bağırmayacaktın, 70-80 bin TL’ye tarla satacakmış, seninle konuştuğumuzu duyarsa savcılığa gider” dediği, bu aşamadan sonra yakınana karşı başka bir eyleminin olmadığı, bir süre sonra sanık ...’in yakınanla karşılaşıp, parasını alamaz ise ...’ten alıp döveceğini söyleyip 200 TL parayı aldığının anlaşılması karşısında; sanık ...’un yakınanın yağmalanması eylemine sanık ...’un yanında eylem birliği içinde, doğrudan doğruya cebir veya tehdit kullanarak katıldığına ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilip tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
4- Sanık ... doğrudan suç örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmış ise de, oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, yakınan ...’a yönelik yağma suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu da karar yerinde gösterilip tartışılarak sonucuna göre, eylemin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiğinin tespit edilmesi halinde, sanığın eyleminin suç örgütüne yardım etmek suçunu oluşturacağı, bu bağlamda da hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 85. maddesiyle değişik 5237 sayılı Yasanın 220/7. maddesinin değerlendirilerek hüküm kurulması zorunluluğu,
5- Sanıklar ..., ..., ... hakkında yakınan ...’ya yönelik yağma eylemi nedeniyle 02.08.2011 tarihli kısa kararla tamamlanmış yağma eyleminden 5237 sayılı Yasanın 149/1-c-f, 62, 53, 58/9. maddeleri uyarınca 10 yıl 6 ay hapis cezası verildiği, daha sonra aynı tarihli ek karar ile eylemin kalkışma aşamasında kaldığından bahisle anılan Yasanın 149/1-c-f, 35, 62, 53, 58/9. maddelerine göre 3 yıl 6 ay hapis cezası verilip, gerekçeli kararın da buna göre yazılarak hükmün özünü oluşturan kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye neden olunması,
6- Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanıklar ..., ..., ... hakkında yakınan ...’ya yönelik işledikleri yağma suçunun gündüz vakti, birden fazla kişi ile birlikte, suç örgütünün korkutucu gücü kullanılarak, işyerinde işlendiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (f) bentlerinin yanı sıra (d) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve savunmanları ile sanıklar ..., ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 10.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇLAR: Yağma, Suç örgütü kurmak, yönetmek, örgüt yöneticiliği yapmak, Suç örgütüne üye olmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hükmolunan cezaların süresine göre sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 318 (5271 sayılı CMK’nun 299/1.) maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
I- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında yakınan ...’a yönelik yağma suçu ile, sanık ...’ın örgüt kurup yönetmek; sanık ...’un örgüt yöneticiliği yapmak; sanıklar ..., ..., ...’nin örgüt üyeliği yapmak suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar ..., ... ve savunmanları ile sanıklar ..., ..., ... savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin kısmen istem gibi ONANMASINA,
II- Sanıklar ..., ..., ... hakkında yakınanlar ..., ...’ya yönelik yağma; sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak, yakınan ...’a yönelik yağma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerin incelenmesine gelince;
Mahkemenin hükmün verilmesiyle dosyadan el çektiği, daha sonradan verilen ek kararla hükmün düzeltilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yanlışlıkların ancak temyiz ya da kanun yararına bozma yasa yoluyla düzeltilebileceğinin anlaşılması karşısında, verilen 02.08.2011 tarihli ek kararın yok hükmünde olduğu kabul edilerek, aynı tarihli tefhimle infaza esas olan ve hükmün özünü oluşturduğu kabul edilen karar esas alınarak yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik yağma eyleminden dolayı, 5271 sayılı CMK’nun 170. maddesine göre yöntemince açılmış bir kamu davası bulunmadığı halde yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Yakınan ...’a yönelik yağma eyleminde, ... isimli bayanın ... isimli kişi tarafından tecavüze uğradığını ileri sürüp; yakınandan, ...’i dövmesini istemesi üzerine, yakınanın kabul etmediği ancak aynı gün ...’in dövülmesi eylemine karışması nedeniyle durumu öğrenen sanık ...’un ...’e giderek olaya yakınanın karıştığını söylediği, bunun üzerine ...’in sanık ...’un yakınanı dövmesi için 500 TL para teklif ettiği, aynı gün sanık ...’un yolda karşılaştığı yakınana durumu anlatıp 300 TL vermesi karşılığında olayı kapatacağını aksi halde ...’ten parayı alıp kendisini döveceğini söyleyip tehdit ettiği ve 200 TL parayı da ilerleyen günlerde aldığının anlaşılması karşısında; dinleme kayıtları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanık ...’un anılan suçu örgütün faaliyeti çerçevesinde mi yoksa bireysel olarak mı işlediği hususu duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptandıktan sonra, örgüt faaliyeti kapsamında işlenmiş ise buna ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu da karar yerinde denetime olanak verecek şekilde gösterilip tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
3- Sanık ...’un yakınan ...’ın arkadaşı olduğunu bilen sanık ...’un anılan yakınandan para almasını kolaylaştırmak için kendisinden yardım istemesi üzerine, yakınana “... seni soruyor simitçi olaylarına sen de karışmışsın, bu adam yolsuz kalmış 15-20 TL atıver olur biter” demesi üzerine yakınanın olumsuz yanıt verdiği, sanığın bu sefer yöntemini ve söylemini değiştirip sanık ... için “tekin insan olmadığını, 7 ila 8 kişi olduklarını eve girip çıkar gibi cezaevine girip çıktıklarını” söyleyerek yakınanı etki altına almaya çalışıp, bu konuşmaların içeriğini telefonla sanık ...’e aktarıp,” bağırmayacaktın, 70-80 bin TL’ye tarla satacakmış, seninle konuştuğumuzu duyarsa savcılığa gider” dediği, bu aşamadan sonra yakınana karşı başka bir eyleminin olmadığı, bir süre sonra sanık ...’in yakınanla karşılaşıp, parasını alamaz ise ...’ten alıp döveceğini söyleyip 200 TL parayı aldığının anlaşılması karşısında; sanık ...’un yakınanın yağmalanması eylemine sanık ...’un yanında eylem birliği içinde, doğrudan doğruya cebir veya tehdit kullanarak katıldığına ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilip tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
4- Sanık ... doğrudan suç örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmış ise de, oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, yakınan ...’a yönelik yağma suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu da karar yerinde gösterilip tartışılarak sonucuna göre, eylemin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiğinin tespit edilmesi halinde, sanığın eyleminin suç örgütüne yardım etmek suçunu oluşturacağı, bu bağlamda da hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 85. maddesiyle değişik 5237 sayılı Yasanın 220/7. maddesinin değerlendirilerek hüküm kurulması zorunluluğu,
5- Sanıklar ..., ..., ... hakkında yakınan ...’ya yönelik yağma eylemi nedeniyle 02.08.2011 tarihli kısa kararla tamamlanmış yağma eyleminden 5237 sayılı Yasanın 149/1-c-f, 62, 53, 58/9. maddeleri uyarınca 10 yıl 6 ay hapis cezası verildiği, daha sonra aynı tarihli ek karar ile eylemin kalkışma aşamasında kaldığından bahisle anılan Yasanın 149/1-c-f, 35, 62, 53, 58/9. maddelerine göre 3 yıl 6 ay hapis cezası verilip, gerekçeli kararın da buna göre yazılarak hükmün özünü oluşturan kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye neden olunması,
6- Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanıklar ..., ..., ... hakkında yakınan ...’ya yönelik işledikleri yağma suçunun gündüz vakti, birden fazla kişi ile birlikte, suç örgütünün korkutucu gücü kullanılarak, işyerinde işlendiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (f) bentlerinin yanı sıra (d) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve savunmanları ile sanıklar ..., ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 10.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.