Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/25983 K.2012/18700
Özet: Uyuşmazlık, sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyetine ilişkin temyiz itirazlarıdır. Mahkeme, hem dolandırıcılık hem de sahtecilik davalarını zamanaşımı nedeniyle düşürerek (bozma) karar verdi; sanıkların hapis cezaları iptal edildi ve diğer sanığa da aynı şekilde sirayet uygulandı.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
I-) Sanık ve müdafiinin “dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık ile müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMU Knun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasının gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
II-) Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyize gelince;
1- ...'in yetkili temsilcisi olduğu şirkette çalışan sanık ...'in; suç tarihinde şirkete ait çeki ...'in talimatıyla yetkisi olmadığı halde doldurup diğer sanıkla birlikte hareket ederek şirket için alınan mallara karşılık katılana vermekten ibaret olayda sanığın sübuta eren eyleminin sahtecilik suçunu oluşturmayıp alacağın tahsilini engellemek amacıyla dolandırıcılık suçuna uyduğu gözetilmeksizin unsurları itibariyle oluşmayan sahtecilik suçundan beraat kararı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi; Yasaya aykırı;
Kabule göre de;
2-Resmi belgede sahtecilik suçunun cezası, 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddesinde 2 yıldan 8 yıla kadar hapis, 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinde ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis olmasına rağmen, temel cezanın alt sınırdan tayini halinde, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde düzenlenen ve hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak uygulanan güvenlik tedbirlerinin 765 sayılı kanunda bulunmadığı da gözetilerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca; 765 sayılı TCK. ile 5327 sayılı TCK.nun olaya ilişkin tüm hükümleri uygulanıp, cezalar kişiselleştirilerek, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden 5237 sayılı Yasanın lehe olduğunun kabulüyle yazılı şekilde uygulama yapılması,
3- Hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan 5327 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre CMUK'nun 325. maddesi uyarınca 1 nolu bozma kararının hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ...'e de sirayet ettirilmesine 06.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
I-) Sanık ve müdafiinin “dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık ile müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMU Knun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasının gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
II-) Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyize gelince;
1- ...'in yetkili temsilcisi olduğu şirkette çalışan sanık ...'in; suç tarihinde şirkete ait çeki ...'in talimatıyla yetkisi olmadığı halde doldurup diğer sanıkla birlikte hareket ederek şirket için alınan mallara karşılık katılana vermekten ibaret olayda sanığın sübuta eren eyleminin sahtecilik suçunu oluşturmayıp alacağın tahsilini engellemek amacıyla dolandırıcılık suçuna uyduğu gözetilmeksizin unsurları itibariyle oluşmayan sahtecilik suçundan beraat kararı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi; Yasaya aykırı;
Kabule göre de;
2-Resmi belgede sahtecilik suçunun cezası, 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddesinde 2 yıldan 8 yıla kadar hapis, 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinde ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis olmasına rağmen, temel cezanın alt sınırdan tayini halinde, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde düzenlenen ve hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak uygulanan güvenlik tedbirlerinin 765 sayılı kanunda bulunmadığı da gözetilerek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca; 765 sayılı TCK. ile 5327 sayılı TCK.nun olaya ilişkin tüm hükümleri uygulanıp, cezalar kişiselleştirilerek, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden 5237 sayılı Yasanın lehe olduğunun kabulüyle yazılı şekilde uygulama yapılması,
3- Hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan 5327 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre CMUK'nun 325. maddesi uyarınca 1 nolu bozma kararının hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ...'e de sirayet ettirilmesine 06.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.