‹ Ana sayfa
Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2009/21925 K.2012/3335

Esas No: 2009/21925 · Karar No: 2012/3335 · Karar Tarihi: 12.03.2012
Özet: Uyuşmazlık konusu, bir müşterinin işyerinde bulunan cüzdanının ve kredi kartının hırsızlıkla ele geçirilmesi sonucu başkasına ait banka veya kredi kartının kötüye kullanılmasıdır. Mahkeme, 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddelerine göre sanığı 6.000 TL adli para cezası ve 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla hükümletti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Başkasına ait banka veya kredi kartının kötüye kullanılması ve hırsızlık

HÜKÜM: 1-) 5237 sayılı TCK.nun 141/1, 62, 50. maddeleri gereğince (6.000.00 YTL adli para cezası)
2-) 5237 sayılı TCK.nun 245/1-f, 62, 53, 63. maddeleri gereğince (2 yıl 6 ay hapis cezası ve TCK.nun 53. maddesindeki haklardan yoksun bırakıldığına dair)

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Müştekiye ait cüzdanın, işyerinde bulunan soyunma odasındaki dolabından alınmış olduğunun tespit edilmesine rağmen, hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK'nun 142/1-b maddesi yerine, 141/1. maddesi ile uygulama yapılarak eksik ceza tayini,
2-Müştekinin, 22.08.2006 tarihli dilekçesinde, meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili olarak kendisinden alınmış olan paranın kendisine ödendiğini beyan etmesi karşısında, "hırsızlık" suçundan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının tartışılmaması,
3-5237 sayılı TCK'nun 245/1. maddesinde hapis cezasının yanında ayrıca para cezası da öngörüldüğü halde, yalnızca hapis cezasına karar verilmiş olması,
4-Sanığın haksız olarak ele geçirdiği müştekiye kredi kartı ile olay günü değişik işyerlerinde birden fazla alışveriş yapmak suretiyle menfaat temin ettiğinin belirlenmesi karşısında; hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu yönünden müteselsil suç hükümlerinin uygulanmaması,
5-5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine, maddede sayılan diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması yasaya aykırı,
6-Kabule göre de;
a-Müştekinin, 22.08.2006 tarihli dilekçesinde, meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili olarak kendisinden alınmış olan paranın kendisine ödendiğini beyan etmesi karşısında, oluşan zararın kamu davası açılmadan önce giderilmiş olduğu hususu da dikkate alınarak, hükümden sonra 19.12.2006 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 5560 sayılı Yasanın 11. maddesi ile 5237 sayılı Yasanın 245. maddesine eklenen 'Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun mal varlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır' hükmü uyarınca; sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
b-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2006 gün ve 2006/2-198 esas, 2006/199 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; 2521 sayılı Yasanın 13. maddesinin ceza yaptırımı konusunda 765 sayılı TCK'nun 549. maddesine yollama yapması ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'da, 765 sayılı Yasanın 549. maddesinin karşılığını oluşturacak bir hüküm bulunmaması nedeniyle, ruhsatsız av tüfeği bulunduran kişiye 2521 sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca bir ceza yaptırımı uygulanmasına yasal olanak bulunmadığının kabul edilmiş olması karşısında, sanığın adli sicil kaydındaki hükümlülükle ilgili olarak uyarlama yapılması sağlanarak sonucuna göre, hükümden sonra, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nun 231 ve TCK’nun 7/2. maddeleri gereğince, hakkında 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması' kararı verilip verilmeyeceği hususunun tartışılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan kurulan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına 12.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?