Yargıtay 9. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2010/14436 K.2011/1656
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların 765 sayılı TCK'nın 146/1 maddesiyle Anayasayı ihlal eden silahlı terör örgütü faaliyetleri kapsamında suç işledikleri iddiasıyla ilgili hapis cezalarının belirlenmesi ve bazı hükümlerin düzeltilip yeniden duruşma yapılması talebidir. Mahkeme, sanıkların çoğuna 765 sayılı TCK'nın 146/1 maddesiyle mahkumiyet kararı vererek toplam hapis cezasını 30 yılı geçmeyecek şekilde sınırlandırmış ve ilgili hükümlerin düzeltilmesi gerektiğini kabul ederek kararını onaylamıştır.
Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi
Suç: Anayasayı ihlal
Hüküm: 1- Sanık ... hakkında: 765 sayılı TCK'nın 146/1, 31, 33. maddeleri gereğince mahkumiyet,
2- Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında: 765 sayılı TCK'nın 146/1, 59, 31, 33. maddeleri gereğince mahkumiyet,
3- Sanık ... hakkında: 765 sayılı TCK'nın 146/1, 59, 31, 33, CMUK'nın 326. maddeleri gereğince mahkumiyet
Temyiz edenler: Sanıklar müdafileri (sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafileri tarafından duruşma istemli)
Sanıklar ... ve ... müdafilerinin usulüne uygun tebligata rağmen duruşmaya gelmedikleri ve geçerli bir mazeret de bildirmedikleri anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... hakkında duruşmalı, diğer sanıklar hakkında duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında sanık ...'in baba adının "..." yerine "..." olarak ve doğum yerinin "..." yerine "..." olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Sanık ...'in 03.03.1997 tarihinde yakalanıp 28.04.1997 tarihli iddianame ile hakkında 765 sayılı TCK'nın 146/1. maddesi gereğince cezalandırılması için dava açıldıktan sonra cezaevinden firar ettiği, 16.05.1998 tarihinde tekrar yakalanarak 07.02.1998 tarihinde Büyükçekmece ... Kuyumcusunun soyulması ve ... ile ...'nın öldürülmesi eylemini gerçekleştirdiğinden bahisle 08.06.1998 tarihli iddianame ile aynı suçtan yeniden dava açılmış ve mahkemece sanığın bu eyleme de katıldığı kabul edilmiş olmasına rağmen sanık hakkında hukuki ve fiili kesintinin meydana gelmesi de dikkate alındığında iki kez 765 sayılı TCK'nın 146/1. maddesi ile cezalandırılması gerektiği, ancak anılan eylem dosya içeriğine göre sübut bulmadığından bu husus sonuca etkili görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfı tayin edilmiş, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde aşağıdaki husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçeleri ile duruşmalı inceleme sırasında sanıklar ... ve ... müdafilerinin ileri sürdüğü ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık ... hakkında CMUK'nın 326. maddesi gereğince tayin edilen 12 yıl 6 ay ve 18 yıl 4 ay hapis cezalarının 765 sayılı TCK'nın 74 ve 77/2. maddeleri gereğince içtima ettirilmesi gerektiği ve toplam cezanın da 30 yılı geçemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ... hakkındaki hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 2. bendinin 4. fıkrasının sonuna "Sanığın 765 sayılı TCK'nın 74 ve 77/2. maddeleri gereğince sonuç olarak 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle re'sen de temyize tabi olan hükmün sanıklar ..., ...,
..., ... ve ... yönünden doğrudan, sanık ... yönünden ise DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
TEFHİM ŞERHİ:
11.03.2011 günü verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ...'ın huzurunda, duruşmada sanık ...'ın savunmasını yapmış bulunan Av. ... ile sanık ...'nun savunmasına yapmış bulunan Av. ...'ın yokluklarında, 16.03.2011 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.
Suç: Anayasayı ihlal
Hüküm: 1- Sanık ... hakkında: 765 sayılı TCK'nın 146/1, 31, 33. maddeleri gereğince mahkumiyet,
2- Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında: 765 sayılı TCK'nın 146/1, 59, 31, 33. maddeleri gereğince mahkumiyet,
3- Sanık ... hakkında: 765 sayılı TCK'nın 146/1, 59, 31, 33, CMUK'nın 326. maddeleri gereğince mahkumiyet
Temyiz edenler: Sanıklar müdafileri (sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafileri tarafından duruşma istemli)
Sanıklar ... ve ... müdafilerinin usulüne uygun tebligata rağmen duruşmaya gelmedikleri ve geçerli bir mazeret de bildirmedikleri anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... hakkında duruşmalı, diğer sanıklar hakkında duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında sanık ...'in baba adının "..." yerine "..." olarak ve doğum yerinin "..." yerine "..." olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Sanık ...'in 03.03.1997 tarihinde yakalanıp 28.04.1997 tarihli iddianame ile hakkında 765 sayılı TCK'nın 146/1. maddesi gereğince cezalandırılması için dava açıldıktan sonra cezaevinden firar ettiği, 16.05.1998 tarihinde tekrar yakalanarak 07.02.1998 tarihinde Büyükçekmece ... Kuyumcusunun soyulması ve ... ile ...'nın öldürülmesi eylemini gerçekleştirdiğinden bahisle 08.06.1998 tarihli iddianame ile aynı suçtan yeniden dava açılmış ve mahkemece sanığın bu eyleme de katıldığı kabul edilmiş olmasına rağmen sanık hakkında hukuki ve fiili kesintinin meydana gelmesi de dikkate alındığında iki kez 765 sayılı TCK'nın 146/1. maddesi ile cezalandırılması gerektiği, ancak anılan eylem dosya içeriğine göre sübut bulmadığından bu husus sonuca etkili görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfı tayin edilmiş, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde aşağıdaki husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçeleri ile duruşmalı inceleme sırasında sanıklar ... ve ... müdafilerinin ileri sürdüğü ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık ... hakkında CMUK'nın 326. maddesi gereğince tayin edilen 12 yıl 6 ay ve 18 yıl 4 ay hapis cezalarının 765 sayılı TCK'nın 74 ve 77/2. maddeleri gereğince içtima ettirilmesi gerektiği ve toplam cezanın da 30 yılı geçemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ... hakkındaki hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 2. bendinin 4. fıkrasının sonuna "Sanığın 765 sayılı TCK'nın 74 ve 77/2. maddeleri gereğince sonuç olarak 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle re'sen de temyize tabi olan hükmün sanıklar ..., ...,
..., ... ve ... yönünden doğrudan, sanık ... yönünden ise DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
TEFHİM ŞERHİ:
11.03.2011 günü verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ...'ın huzurunda, duruşmada sanık ...'ın savunmasını yapmış bulunan Av. ... ile sanık ...'nun savunmasına yapmış bulunan Av. ...'ın yokluklarında, 16.03.2011 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.