‹ Ana sayfa
Yargıtay9. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/1213 K.2012/1911

Esas No: 2012/1213 · Karar No: 2012/1911 · Karar Tarihi: 14.02.2012
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Anayasayı ihlal
Hüküm : 765 sayılı TCK’nın 146/1, 59/1, 31, 33, 40, CMK’nın 307/4. maddesi uyarınca mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak olan mahkemenin hak ve mecburiyetlerini düzenleyen CMUK’nın 326/2. maddesi uyarınca, bozma sonrasında sanığın her halde dinlenmesine ilişkin zorunluluğun, bozmaya konu olan cezadan daha ağır bir ceza verilmesine ilişkin durumlarda söz konusu olabileceği, CMUK’nın 326/son maddesindeki kazanılmış hak düzenlemesine paralel olan bu hükmün sanığın her halde dinlenilmesi zorunluluğunu sadece "cezanın ağırlığı" ölçüsüne bağladığı ve düzenlemenin suç vasfı bakımından bir özellik arz etmediği;

Somut olayda; mahkemece önceden verilmiş 23.10.2002 tarih 1994/30 esas, 2002/219 karar sayılı hükmün Dairemizce 05.05.2003 tarih 2003/450 esas 2003/705 sayılı kararla suç vasfının 765 sayılı TCK’nın 146/1. maddesine uyduğu gerekçesiyle ve cezanın miktarı itibarıyla kazanılmış hakka işaret edilerek bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak yargılamaya devam edildiği ancak; tüm araştırmalara rağmen sanığın bulunamadığı ve yokluğunda bozma doğrultusunda önceki hükümdeki cezayı aşmadan yazılı şekilde hüküm kurulduğu gözetildiğinde; mahkemenin uygulamasında savunma hakkına yönelik bir ihlalin görülmediği,

Ayrıca; sanığın vekaletnameli müdafii olan Avukat ...'in 05.05.2003 tarihli bozma kararından sonra vekillikten çekildiği, 03.11.2003 tarihli celseye sanık müdafii olduğunu belirten Avukat ...'in katıldığı, vekaletname için istediği süre verilmesine rağmen vekaletname sunmadığı gibi sonraki celselere de katılmadığı, sanığa zorunlu müdafii ataması yapılacak olsa, tüm aramalara rağmen bulunamayan sanığın atanacak zorunlu müdafiye açık ya da örtülü muvafakatinin alınamayacağı, Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 tarih 2008/56 sayılı kararı ile Dairemizin 18.11.2001 tarih 2010/11637 esas 2011/28693 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, atandığından sanığa haber verilmiş olmadıkça zorunlu müdafiinin yapmış olduğu işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı, vekaletnameli avukatın çekildiği, başka bir vekilin savunmayı üstlenmediği, sanığın bulunamadığı ve zorunlu müdafiiden haberdar edilemediği böylesi durumlarda yargılamanın sürdürülmesine savunma hakkının kötüye kullanılması suretiyle engel olunacağı gözetildiğinde; sanığa bir müdafii atamadan hüküm kurulmuş olmasının savunma hakkının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmış tebliğnamedeki bu hususlara ilişkin görüşlere iştirak edilmemiştir.

Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanığın sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, re'sen temyize tabi olan hükmün ONANMASINA, 14.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?