Yargıtay 9. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2008/13072 K.2010/356
Özet: Ozanak Şahinkaya Sanat Evi ve Nurullah Çıdan davalı, 466 sayılı Kanun kapsamında 48,32 TL maddi ve 1750 TL manevi tazminatın yasal faiziyle davacıya ödenmesini talep ederek Azgın Mahkemesi’ne başvurdu; mahkeme, istat süresi ve yargıtay kararlarını dikkate alarak, kararının bozulmasında (oybirliğiyle) davalı vekilinin itirazlarına yer verme kararı sonucu tazminatı aksatmasına karar verdi.
Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi
Dava: 466 sayılı Kanuna göre tazminat talebi
Hüküm: 48,32 TL maddi ve 1750 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.03.2000 gün ve 2000/8-44-48 E.K. sayılı kararı da gözetilerek; tazminat istemine ilişkin davanın, beraat kararının verildiği tarihten itibaren uzunca bir süre geçtikten sonra açıldığı, davacının bu süre içinde hakkındaki hükmün kesinleştiğini bilmediğinden söz edilmesinin hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, bu durumda davanın 466 sayılı Kanunun 2. maddesinde öngörülen süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmayacağı gözetilmeden, davanın süre yönünden reddi yerine, kabulüne karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 19.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dava: 466 sayılı Kanuna göre tazminat talebi
Hüküm: 48,32 TL maddi ve 1750 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.03.2000 gün ve 2000/8-44-48 E.K. sayılı kararı da gözetilerek; tazminat istemine ilişkin davanın, beraat kararının verildiği tarihten itibaren uzunca bir süre geçtikten sonra açıldığı, davacının bu süre içinde hakkındaki hükmün kesinleştiğini bilmediğinden söz edilmesinin hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, bu durumda davanın 466 sayılı Kanunun 2. maddesinde öngörülen süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmayacağı gözetilmeden, davanın süre yönünden reddi yerine, kabulüne karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 19.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.