Yargıtay 9. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2008/19997 K.2010/2723
Özet: İlgili Ağır Ceza Mahkemesi kararında, 466 sayılı Kanun hükümlerine göre tazminat talebinde bulunan davacının, beraat kararının ardından uzun süre beklemesinin gerekçesiyle davanın süre aşımında reddi yerine kabulü sağlanarak 549 YTL maddi ve 3000 YTL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davacıya gönderilmesine onay verildi; ancak Yargıtay’ın kararına dayanarak, davalı vekilin temyiz itirazları yerinde görüldü ve mahkemenin kararının bozulmasına karar verildi.
Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi
Dava: 466 sayılı Kanuna göre tazminat
Hüküm: 549 YTL maddi ve 3000 YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.03.2000 gün ve 2000/8-4-48 sayılı kararı da gözetilerek; tazminat istemine ilişkin davanın, beraat kararının verildiği tarihten uzunca bir süre geçtikten sonra açıldığı, davacının bu uzun süre içinde hakkındaki hükmün kesinleştiğini bilmediğinden söz edilmesinin yaşamın olağan akışına uygun bulunmadığı, bu durumda davanın 466 sayılı Kanunun 2. maddesinde öngörülen süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olamayacağı gözetilmeden davanın süre yönünden reddi yerine kabulüne karar verilmesi,
Kanuna aykırı, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 04.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dava: 466 sayılı Kanuna göre tazminat
Hüküm: 549 YTL maddi ve 3000 YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.03.2000 gün ve 2000/8-4-48 sayılı kararı da gözetilerek; tazminat istemine ilişkin davanın, beraat kararının verildiği tarihten uzunca bir süre geçtikten sonra açıldığı, davacının bu uzun süre içinde hakkındaki hükmün kesinleştiğini bilmediğinden söz edilmesinin yaşamın olağan akışına uygun bulunmadığı, bu durumda davanın 466 sayılı Kanunun 2. maddesinde öngörülen süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olamayacağı gözetilmeden davanın süre yönünden reddi yerine kabulüne karar verilmesi,
Kanuna aykırı, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 04.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.