Yargıtay 9. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2008/12678 K.2010/4568
Özet: Ağır Ceza Mahkemesi, taksirle yaralamaya ve ölüme neden olma suçunun hükmiyle ilgili olarak sanık müdafii ile katılan vekilin temyiz gereği eksiği, tespit edilen elverişsiz senaryolar ve katılımların doğru değerlendirilmemesi nedeniyle, 28.04.2010 tarihinde oybirliğiyle esasında “bozma” kararı almıştır.
Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi
Suç: Taksirle yaralamaya ve ölüme neden olma
Hüküm: 5237 sayılı 85/2, 62, 53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Davadan haberdar oldukları anlaşılan şikayetçilerin, hükümden sonra temyiz aşamasında davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından, şikayetçiler vekilinin temyiz talebinin CMUK'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık müdafii ile katılan ... vekilinin temyizlerine gelince;
a) Sanığın sevk ve idaresindeki aracıyla olay yeri meskun mahalde ışık kontrollü kavşağa geldiğinde, kendisine kırmızı ışık yanmasına rağmen durmayarak, tam ve asli kusurlu şekilde diğer araca çarparak olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiği şeklindeki olayda bilinçli taksir koşullarının oluştuğu gözetilmeden hüküm kurulması,
b).....'ın, 09.02.2006 tarihli ilk duruşmada saptanan beyanında "şikayetçi değilim, davayı takip etmek istemiyorum" şeklindeki beyanı karşısında, davaya katılma hakkı kalmadığı gözetilmeden, davaya katılan olarak kabulüne karar verilmesi ve karar başlığında da katılan olarak gösterilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 232/b ve 237/1. maddelerine muhalefet edilmesi,
c) Kendilerini ayrı ayrı vekillerle temsil ettiren .... dışında iki ayrı grup katılan olduğu gözetilmeden, katılanlar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 28.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Suç: Taksirle yaralamaya ve ölüme neden olma
Hüküm: 5237 sayılı 85/2, 62, 53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Davadan haberdar oldukları anlaşılan şikayetçilerin, hükümden sonra temyiz aşamasında davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından, şikayetçiler vekilinin temyiz talebinin CMUK'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık müdafii ile katılan ... vekilinin temyizlerine gelince;
a) Sanığın sevk ve idaresindeki aracıyla olay yeri meskun mahalde ışık kontrollü kavşağa geldiğinde, kendisine kırmızı ışık yanmasına rağmen durmayarak, tam ve asli kusurlu şekilde diğer araca çarparak olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiği şeklindeki olayda bilinçli taksir koşullarının oluştuğu gözetilmeden hüküm kurulması,
b).....'ın, 09.02.2006 tarihli ilk duruşmada saptanan beyanında "şikayetçi değilim, davayı takip etmek istemiyorum" şeklindeki beyanı karşısında, davaya katılma hakkı kalmadığı gözetilmeden, davaya katılan olarak kabulüne karar verilmesi ve karar başlığında da katılan olarak gösterilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 232/b ve 237/1. maddelerine muhalefet edilmesi,
c) Kendilerini ayrı ayrı vekillerle temsil ettiren .... dışında iki ayrı grup katılan olduğu gözetilmeden, katılanlar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 28.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.