Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/5177 K.2012/4736
Özet: (1) Taraflar arasında, 1 parsel sayılı taşınmazın sınırlarının ve tapu kaydının geçerliliği konusunda uyuşmazlık yaşanmıştır; (2) Mahkeme, davalı Hazine’nin temyiz itirazını kabul ederek kararın bozulmasına ve dava sonucunun yeniden değerlendirilmesine karar vermiştir.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava konusu 1 parsel sayılı 18.614.040 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca mera olarak sınırlandırılarak kesinleşmiştir. Kadastro sırasında dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmeksizin 101 ada 675 parsel adı verilmiştir. Kadastro askı tarihinden sonra davacı ... ... ve paydaşları tapu kaydına dayanarak dava konusu taşınmazın bir bölümünün adlarına tapuya tescili istemiyle tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 17.09.2009 havale tarihli rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli 28.075,86 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı ... ... ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazın uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 17.09.2009 havale tarihli rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli bölümün davacı tarafın tutunduğu davalı Hazine'nin taraf olduğu 02.12.1983 tarih ve 13 sayılı sicilden gelen 15.08.1984 tarih ve 8 sayılı tescil tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Davacı tarafın tutunduğu tescil tapu kaydı ve haritasının dava ve temyize konu taşınmazın uzman bilirkişi rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli bölümü kapsadığına ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada da anılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden yetersizdir. Bir tapu kaydının zemine uyduğunun kabul edilebilmesi için en az üç sınırın uyması gerekir. Davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının doğusu ..., batısı dağ eteği, kuzeyi ... ve dağ eteği ile güneyi ... ... okuduğu, halbuki dava ve temyize konu taşınmazın uzman bilirkişi rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli bölümünün üç tarafının mera, diğer güney tarafının ise ... ve ... taşınmazlarının mevcut olduğunun anlaşılmasına göre davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı ve haritasının dava ve temyize konu taşınmaza uymadığının kabulü gerekir.
Hal böyle olunca davacı tarafın davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Dava konusu 1 parsel sayılı 18.614.040 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca mera olarak sınırlandırılarak kesinleşmiştir. Kadastro sırasında dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmeksizin 101 ada 675 parsel adı verilmiştir. Kadastro askı tarihinden sonra davacı ... ... ve paydaşları tapu kaydına dayanarak dava konusu taşınmazın bir bölümünün adlarına tapuya tescili istemiyle tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 17.09.2009 havale tarihli rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli 28.075,86 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı ... ... ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazın uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 17.09.2009 havale tarihli rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli bölümün davacı tarafın tutunduğu davalı Hazine'nin taraf olduğu 02.12.1983 tarih ve 13 sayılı sicilden gelen 15.08.1984 tarih ve 8 sayılı tescil tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Davacı tarafın tutunduğu tescil tapu kaydı ve haritasının dava ve temyize konu taşınmazın uzman bilirkişi rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli bölümü kapsadığına ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada da anılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden yetersizdir. Bir tapu kaydının zemine uyduğunun kabul edilebilmesi için en az üç sınırın uyması gerekir. Davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının doğusu ..., batısı dağ eteği, kuzeyi ... ve dağ eteği ile güneyi ... ... okuduğu, halbuki dava ve temyize konu taşınmazın uzman bilirkişi rapor ve eki haritada (A) harfi ile işaretli bölümünün üç tarafının mera, diğer güney tarafının ise ... ve ... taşınmazlarının mevcut olduğunun anlaşılmasına göre davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı ve haritasının dava ve temyize konu taşınmaza uymadığının kabulü gerekir.
Hal böyle olunca davacı tarafın davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.