Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/2174 K.2011/8429
Özet: (1) Taraflar arasında 117 ada 4 parsel sayılı taşınmazın sınırlarının ve tapu kaydının geçerliliği konusunda uyuşmazlık var; (2) Mahkeme, temyizli kararla birlikte, dava konusu taşınmazın eşit paylarla davacıların adlarına tesciline karar vererek Hazine’nin haklarını reddetti.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 117 ada 4 parsel sayılı 15965,02 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak tarla niteliği ile ve taşınmazın ölçü krokisinde (A) harfi ile gösterilen 6093,56 m2’lik bölümünün davacı ... tarafından, (B) harfi ile gösterilen 9871,45 m2’lik bölümünün ise davacı ... tarafından işgal edilmekte olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ..., ... miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmaz eşit paylarla davacılar ... ve ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 117 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tespiti sırasında uygulanan 14.12.1945 tarih ve 55 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davacılar ... ve ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden taşınmaz başında keşif yapılmış, bir yerel bilirkişi dinlenilmiş, kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düştüğü halde tespit tutanağı bilirkişilerinden Melikşah Tan hariç olmak üzere diğer tutanak bilirkişileri ..., ... ve muhtar ... ... taşınmaz başında dinlenilmemiş, varsa nedenleri hüküm yerinde gerekçeleriyle açıkça gösterilmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmaza batı tarafına isabet edip dereden sonra gelen ve uzman fen bilirkişi raporunda 116 ada olarak belirtilen taşınmazların kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanak kayıtları, aynı zamanda dava konusu taşınmaza komşu 117 ada 1 parsel sayılı taşınmazın güneyinde bulunan ve uzman fen bilirkişi raporunda 165 ve 118 ada olarak gösterilen taşınmazların kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanak kayıtları Tapu Müdürlüğünden getirtilmeli, dava konusu taşınmazları komşuları ile birlikte gösteren ve az yukarıda belirtilen dereye komşu olan 116 ada ile dava konusu taşınmaza komşu olan 117 ada 1 parselin güneyindeki 165 ve 118 adaları birarada gösterir geniş kapsamlı birleşik kroki Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, davacı tarafın tutunduğu 14.12.1945 tarih ve 55 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen el verdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterdikleri tanıklar ve özellikle tutanak bilirkişilerinin tümü ile tespit tutanağında muhtar olarak yer alan ... ...’da hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişiler, tutanak bilirkişileri yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtta tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, özellikle dinlenilen bilirkişilerden dava konusu taşınmazın batısında bulunan ve dava dışı 117 ada 7 parselin yanından geçen derenin adının ne olarak bilindiği, bu güne kadar adının değişip değişmediği de sorulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, taşınmazın tespite esas alınan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu cümleden olarak taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tutanak bilirkişileri de ayrı ayrı taşınmaz başında dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, az yukarıda belirtilen ve dava konusu taşınmazın batı tarafında bulunan dereden sonra 116 ada, aynı zamanda dava dışı 117 ada 1 parselin güneyinde bulunan 165 ve 118 adalara ait taşınmazların kadastro tespitlerine bir kayıt veya belge esas alınmış ise sözü edilen kayıt ve belgelerde nizalı parsel ile dava konusu taşınmazın komşu parselleri yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği yönü üzerinde durulmalı, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, uzman ziraatçi bilirkişiden mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davacı taraflar ile ortak miras bırakanı ölmüş ise ortak miras bırakanın varsa, dava dışı mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 117 ada 4 parsel sayılı 15965,02 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak tarla niteliği ile ve taşınmazın ölçü krokisinde (A) harfi ile gösterilen 6093,56 m2’lik bölümünün davacı ... tarafından, (B) harfi ile gösterilen 9871,45 m2’lik bölümünün ise davacı ... tarafından işgal edilmekte olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ..., ... miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmaz eşit paylarla davacılar ... ve ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 117 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tespiti sırasında uygulanan 14.12.1945 tarih ve 55 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davacılar ... ve ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden taşınmaz başında keşif yapılmış, bir yerel bilirkişi dinlenilmiş, kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düştüğü halde tespit tutanağı bilirkişilerinden Melikşah Tan hariç olmak üzere diğer tutanak bilirkişileri ..., ... ve muhtar ... ... taşınmaz başında dinlenilmemiş, varsa nedenleri hüküm yerinde gerekçeleriyle açıkça gösterilmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmaza batı tarafına isabet edip dereden sonra gelen ve uzman fen bilirkişi raporunda 116 ada olarak belirtilen taşınmazların kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanak kayıtları, aynı zamanda dava konusu taşınmaza komşu 117 ada 1 parsel sayılı taşınmazın güneyinde bulunan ve uzman fen bilirkişi raporunda 165 ve 118 ada olarak gösterilen taşınmazların kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanak kayıtları Tapu Müdürlüğünden getirtilmeli, dava konusu taşınmazları komşuları ile birlikte gösteren ve az yukarıda belirtilen dereye komşu olan 116 ada ile dava konusu taşınmaza komşu olan 117 ada 1 parselin güneyindeki 165 ve 118 adaları birarada gösterir geniş kapsamlı birleşik kroki Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, davacı tarafın tutunduğu 14.12.1945 tarih ve 55 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritaları da Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen el verdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterdikleri tanıklar ve özellikle tutanak bilirkişilerinin tümü ile tespit tutanağında muhtar olarak yer alan ... ...’da hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişiler, tutanak bilirkişileri yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtta tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, özellikle dinlenilen bilirkişilerden dava konusu taşınmazın batısında bulunan ve dava dışı 117 ada 7 parselin yanından geçen derenin adının ne olarak bilindiği, bu güne kadar adının değişip değişmediği de sorulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, taşınmazın tespite esas alınan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu cümleden olarak taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tutanak bilirkişileri de ayrı ayrı taşınmaz başında dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, az yukarıda belirtilen ve dava konusu taşınmazın batı tarafında bulunan dereden sonra 116 ada, aynı zamanda dava dışı 117 ada 1 parselin güneyinde bulunan 165 ve 118 adalara ait taşınmazların kadastro tespitlerine bir kayıt veya belge esas alınmış ise sözü edilen kayıt ve belgelerde nizalı parsel ile dava konusu taşınmazın komşu parselleri yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği yönü üzerinde durulmalı, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, uzman ziraatçi bilirkişiden mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davacı taraflar ile ortak miras bırakanı ölmüş ise ortak miras bırakanın varsa, dava dışı mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.