Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/4780 K.2012/2793
1 kez atıf aldı 1 bozma bağlamı Sonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: (1) Taraflar arasında, 99‑104 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı ve ilgili zilyetlik/taşınma haklarının geçerliliği konusundaki uyuşmazlık; (2) Mahkeme, 99‑103 parselleri mera olarak sınırlayarak özel siciline yazma kararını onaylayıp 104 parsel için ise tespit gibi tapu tescilini reddederek hüküm verdi.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalılar ... ve paydaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 99, 100, 101, 102, 103 ve 104 parsel sayılı sırasıyla 12300,00 m2, 36300,00 m2, 27200,00 m2, 28000,00 m2, 10600,00 m2, 25600,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar dava dışı 98 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu ve vergi kaydının yüzölçümü fazlası olarak tarla niteliği ile davacı Hazine adına tespit edilmiş, davalı ...'in itirazı üzerine kadastro komisyonunca davalı ... ve paydaşları adlarına eşit paylar ile tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davalılar lehine zilyetlik koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne; dava konusu 99, 100, 101, 102 ve 103 parsel sayılı taşınmazların mera olarak sınırlandırılması ile özel siciline yazılmasına, dava konusu 104 parsel sayılı taşınmazın ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine ve davalılar ... ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 99, 100, 101, 102 ve 103 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera oldukları, taşınmazların üç yönünde eylemli olarak 107 ve 108 parsel sayılı mera taşınmazları bulunduğu ve komşu mera parselleri ile bütünlük arzettikleri, meralar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalılar ... ve paydaşlarının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu 99, 100, 101, 102 ve 103 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahusubu ile geriye kalan 16,25 TL harcın davalılar ... ve paydaşlarından alınmasına,
2-Davacı Hazine'nin 104 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece dava ve temyize konu 104 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davalılar ... ve paydaşları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Gerçekten dava ve temyize konu 104 parsel sayılı taşınmaz komşusu olan ve davalılar adına tespit edilen 98 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu ve vergi kaydının miktar fazlası olarak belirtilmiş, kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamıştır. Dava konusu taşınmazın komşu parseli olan 107 parsel sayılı taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği belirlenmiştir. Dava konusu taşınmaz ile sınırlarını oluşturan 107 parsel sayılı taşınmaz arasında doğal ya da yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak bir sınır yeri tarif edilmemiştir.
Hal böyle olunca dava konusu 104 parsel taşınmazın komşu taşınmazı olan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen 107 parsel sayılı taşınmaza el atılarak kazanıldığının ve onun bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.
Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Hal böyle olunca hükme dayanak yapılan uzman ziraatçi bilirkişilerin dava konusu 104 parsel sayılı taşınmazın mera olmadığı yolundaki raporunun da yasal bir dayanağı bulunmadığının kabulü gerekir.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak dava konusu 104 parsel sayılı taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmasına, özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi mahkeme hükmünden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı Kadastro Mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” hükmü dikkate alınmaksızın davalılar ... ve paydaşları aleyhine harç ve yargılama giderine hükmolunması dahi isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün dava konusu 104 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak BOZULMASINA, 17.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 99, 100, 101, 102, 103 ve 104 parsel sayılı sırasıyla 12300,00 m2, 36300,00 m2, 27200,00 m2, 28000,00 m2, 10600,00 m2, 25600,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar dava dışı 98 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu ve vergi kaydının yüzölçümü fazlası olarak tarla niteliği ile davacı Hazine adına tespit edilmiş, davalı ...'in itirazı üzerine kadastro komisyonunca davalı ... ve paydaşları adlarına eşit paylar ile tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davalılar lehine zilyetlik koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne; dava konusu 99, 100, 101, 102 ve 103 parsel sayılı taşınmazların mera olarak sınırlandırılması ile özel siciline yazılmasına, dava konusu 104 parsel sayılı taşınmazın ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine ve davalılar ... ve paydaşları tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 99, 100, 101, 102 ve 103 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera oldukları, taşınmazların üç yönünde eylemli olarak 107 ve 108 parsel sayılı mera taşınmazları bulunduğu ve komşu mera parselleri ile bütünlük arzettikleri, meralar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalılar ... ve paydaşlarının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu 99, 100, 101, 102 ve 103 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahusubu ile geriye kalan 16,25 TL harcın davalılar ... ve paydaşlarından alınmasına,
2-Davacı Hazine'nin 104 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece dava ve temyize konu 104 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, taşınmaz üzerinde tespit tarihinde zilyet davalılar ... ve paydaşları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Gerçekten dava ve temyize konu 104 parsel sayılı taşınmaz komşusu olan ve davalılar adına tespit edilen 98 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu ve vergi kaydının miktar fazlası olarak belirtilmiş, kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamıştır. Dava konusu taşınmazın komşu parseli olan 107 parsel sayılı taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği belirlenmiştir. Dava konusu taşınmaz ile sınırlarını oluşturan 107 parsel sayılı taşınmaz arasında doğal ya da yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak bir sınır yeri tarif edilmemiştir.
Hal böyle olunca dava konusu 104 parsel taşınmazın komşu taşınmazı olan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen 107 parsel sayılı taşınmaza el atılarak kazanıldığının ve onun bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.
Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Hal böyle olunca hükme dayanak yapılan uzman ziraatçi bilirkişilerin dava konusu 104 parsel sayılı taşınmazın mera olmadığı yolundaki raporunun da yasal bir dayanağı bulunmadığının kabulü gerekir.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak dava konusu 104 parsel sayılı taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmasına, özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi mahkeme hükmünden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı Kadastro Mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” hükmü dikkate alınmaksızın davalılar ... ve paydaşları aleyhine harç ve yargılama giderine hükmolunması dahi isabetsiz, davacı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün dava konusu 104 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak BOZULMASINA, 17.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.