Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2009/8084 K.2010/2784
Özet: Uyuşmazlık konusu, gece 2 sıralarında işyerine girerek hırsızlık işlemi yapan sanıkların suçun niteliği ve ilgili yasal hükümlerle değerlendirilmesiyle ilgilidir. Mahkeme, sanıkların suçtan sorumlu olduğunu kabul ederek hapis cezasına mahkum etmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanıkların, gece 2 sıralarında, giriş kapısını kırıp içine girdikleri suç konusu işyerinde hırsızlık suçunu işledikleri ve yakınanın şikayetinin devam ettiğinin anlaşılması karşısında; haklarında zamanaşımı içerisinde TCK.nun 116/2-4, 119/1-c maddelerindeki geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma, 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarından işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Sanık ...’ın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle hükümden önce 15/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Gerekçeli karar başlığına, 17/06/2005 olan suç tarihinin, 20/06/2005 olarak yanlış yazılması,
2-22/05/1987 doğumlu olup suç tarihinde 18 yaşını doldurduğu anlaşılan sanık ... hakkında TCK.nun 31/3. maddesi ile bunun sonucu olarak aynı Yasanın 50/1-a maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
3-Sanık ...’ün yakalandığında, suç konusu malları sattıkları yeri kolluk güçlerine gösterip bir kısmının yakınana geri verilmesi olanağını sağladığının anlaşılması karşısında; yakınanın rızası sorulup sonucuna göre sanıklar hakkında hükmolunan cezalardan TCK.nun 168/1-4. maddesiyle indirim yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
4-Sanıkların uzlaşma hususunda görüşlerine başvurulması amacıyla açıklamalı çağrı kağıdının çıkarılmasına karar verilen 10/02/2006 ve sonraki 18/04/2006 tarihli oturumlarda sanık ...’ın 18 yaşını tamamlamadığının anlaşılması karşısında; 5560 sayılı Yasa ile değişik 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesi yollamasıyla, 5271 sayılı CMK.nun 253/4 ve 254. maddeleri gereğince, uzlaşma teklifinin ... olmayan sanık ...’ın kanuni temsilcisine yapılması gerektiğinin gözetilmesi zorunluluğu,
5-Hükümden önce 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesinin, sanık ... hakkında uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi,
6-Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/5-14. maddesi uyarınca, sanıklar ... ve ... hakkında yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
7-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkum olan sanık ... hakkında TCK.nun 53. maddesi uygulanmaması,
8-Sanıklardan, neden oldukları yargılama giderlerinin ayrı ayrı alınması gerekirken, “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 18/03/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanıkların, gece 2 sıralarında, giriş kapısını kırıp içine girdikleri suç konusu işyerinde hırsızlık suçunu işledikleri ve yakınanın şikayetinin devam ettiğinin anlaşılması karşısında; haklarında zamanaşımı içerisinde TCK.nun 116/2-4, 119/1-c maddelerindeki geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozma, 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarından işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Sanık ...’ın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle hükümden önce 15/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Gerekçeli karar başlığına, 17/06/2005 olan suç tarihinin, 20/06/2005 olarak yanlış yazılması,
2-22/05/1987 doğumlu olup suç tarihinde 18 yaşını doldurduğu anlaşılan sanık ... hakkında TCK.nun 31/3. maddesi ile bunun sonucu olarak aynı Yasanın 50/1-a maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
3-Sanık ...’ün yakalandığında, suç konusu malları sattıkları yeri kolluk güçlerine gösterip bir kısmının yakınana geri verilmesi olanağını sağladığının anlaşılması karşısında; yakınanın rızası sorulup sonucuna göre sanıklar hakkında hükmolunan cezalardan TCK.nun 168/1-4. maddesiyle indirim yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
4-Sanıkların uzlaşma hususunda görüşlerine başvurulması amacıyla açıklamalı çağrı kağıdının çıkarılmasına karar verilen 10/02/2006 ve sonraki 18/04/2006 tarihli oturumlarda sanık ...’ın 18 yaşını tamamlamadığının anlaşılması karşısında; 5560 sayılı Yasa ile değişik 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesi yollamasıyla, 5271 sayılı CMK.nun 253/4 ve 254. maddeleri gereğince, uzlaşma teklifinin ... olmayan sanık ...’ın kanuni temsilcisine yapılması gerektiğinin gözetilmesi zorunluluğu,
5-Hükümden önce 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesinin, sanık ... hakkında uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi,
6-Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/5-14. maddesi uyarınca, sanıklar ... ve ... hakkında yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
7-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkum olan sanık ... hakkında TCK.nun 53. maddesi uygulanmaması,
8-Sanıklardan, neden oldukları yargılama giderlerinin ayrı ayrı alınması gerekirken, “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 18/03/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.