Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/18400 K.2011/43787
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların 2005 yılında park halindeki kilitli bir araçtaki hırsızlık suçunu işlediği iddiası üzerine yapılan temyiz başvurusu ve ilgili hukuki hataların düzeltilmesi talebidir; mahkeme, bu hataları dikkate alarak kararını bozmuş ve sanıkların cezalarını yeniden belirlemiştir. Mahkeme, 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar vererek, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesine göre ceza süresi bakımından sanıkların haklarını korumuştur.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ...'ün önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğünün bulunması nedeniyle, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23 ve 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Gerekçeli karar başlığına suç tarihinin, 20.09.2005 yerine, 19.09.2005 olarak yanlış yazılması,
2-) Gerekçeli kararda iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile Cumhuriyet Savcısının esas hakkında görüşüne yer verilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 230/1-a maddesine aykırı davranılması,
3-) Sanıkların, park halindeki kilitli aracın camını kırmak ve düzkontak yapmak suretiyle hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında, eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nun 142/1. maddesinin (b) bendine uyduğu gözetilmeyerek aynı maddenin (e) bendi ile hüküm kurulması,
4-) Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 143. maddesi ile üst sınırdan uygulama yapılırken gerekçe gösterilmeyerek aynı Yasanın 61. maddesine aykırı davranılması,
5-) Yakınanın, 19.09.2005 tarihinde saat 20:00 sıralarında kapılarını kilitleyip aracı parkettiğini, sabah kalktığında çalındığını anlayıp kolluğa başvurduğunu belirttiği, sanıkların, eylemi saat 04:00 sıralarında gerçekleştirdiklerini itiraf ettikleri, anlatımlara ve dosya kapsamına göre suçun 20.09.2005 tarihinde işlendiği ve sanık ...'ün 20.09.1990 doğumlu olduğunun anlaşılması karşısında; fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olan sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nun 31/3. maddesi yerine, yazılı biçimde aynı yasanın 31/2. maddesi ile uygulama yapılması,
6-) Sanıklar hakkında 5237 sayılı yasanın 62. maddesinin uygulanması sırasında, 1/6 oranında indirim yapılırken sanık ... hakkında 1 yıl 1 ay 10 gün yerine, 13 ay 10 gün hapis; sanık ... hakkında 2 yıl 2 ay 20 gün yerine, 1 yıl 14 ay 20 gün hapis verilmesi suretiyle hesap hatası sonucu daha az cezaya hükmedilmesi,
7-) Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun, koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanıkların kazanılmış haklarının korunmasına, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ...'ün önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğünün bulunması nedeniyle, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23 ve 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Gerekçeli karar başlığına suç tarihinin, 20.09.2005 yerine, 19.09.2005 olarak yanlış yazılması,
2-) Gerekçeli kararda iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile Cumhuriyet Savcısının esas hakkında görüşüne yer verilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 230/1-a maddesine aykırı davranılması,
3-) Sanıkların, park halindeki kilitli aracın camını kırmak ve düzkontak yapmak suretiyle hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında, eylemlerinin 5237 sayılı TCK.nun 142/1. maddesinin (b) bendine uyduğu gözetilmeyerek aynı maddenin (e) bendi ile hüküm kurulması,
4-) Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 143. maddesi ile üst sınırdan uygulama yapılırken gerekçe gösterilmeyerek aynı Yasanın 61. maddesine aykırı davranılması,
5-) Yakınanın, 19.09.2005 tarihinde saat 20:00 sıralarında kapılarını kilitleyip aracı parkettiğini, sabah kalktığında çalındığını anlayıp kolluğa başvurduğunu belirttiği, sanıkların, eylemi saat 04:00 sıralarında gerçekleştirdiklerini itiraf ettikleri, anlatımlara ve dosya kapsamına göre suçun 20.09.2005 tarihinde işlendiği ve sanık ...'ün 20.09.1990 doğumlu olduğunun anlaşılması karşısında; fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olan sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nun 31/3. maddesi yerine, yazılı biçimde aynı yasanın 31/2. maddesi ile uygulama yapılması,
6-) Sanıklar hakkında 5237 sayılı yasanın 62. maddesinin uygulanması sırasında, 1/6 oranında indirim yapılırken sanık ... hakkında 1 yıl 1 ay 10 gün yerine, 13 ay 10 gün hapis; sanık ... hakkında 2 yıl 2 ay 20 gün yerine, 1 yıl 14 ay 20 gün hapis verilmesi suretiyle hesap hatası sonucu daha az cezaya hükmedilmesi,
7-) Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun, koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanıkların kazanılmış haklarının korunmasına, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.