Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2017/2577 K.2017/4915
Özet: Uyuşmazlık, ilçe tarım müdürlüğünde görev yapan sanığın, sahip olduğu görev yetkileri doğrultusunda tahsilat faturalarını kesme ve bu dökümanları deftere geçirme, ödemeleri bankaya yatırma işlemlerinde ihmal ederek kamunun zararına yol açması üzerine zimmet suçuyla ilgili yürütülen davada ortaya çıkmıştır. Mahkeme, sanığı ihmal davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında mahkumiyet kararı vererek, cezasını hapis ve para kısmı ile birlikte, ilgili kanun hükümleri çerçevesinde 5320/8/1 maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın akıl hastası olduğu yönünde bir savunması veya mahkeme gözlemi ya da dosyaya yansıyan yazılı bir delil bulunmadığından TCK 32. maddesi kapsamında rapor alınmasına ilişkin tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
İddianame içeriğindeki ''.... şüpheli hakkında yapılan soruşturmada 2006 yılının Nisan ayında .... İlçe Tarım Müdürlüğünde geçici olarak görev yapan ....'ın tahsilat makbuzlarını kesme görevini sözlü bir talimatla şüpheli ...'e verdiği, ancak tahsilat işi yapması konusunda şüpheli hakkında yazılı bir görev kendisine verildikten sonra asıl İlçe Tarım Müdürü.... göreve başlayana dek uzun bir süre görevini sürdürdüğü ancak bu dönem içerisinde görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstererek kamunun zararına neden olduğu zira kestiği tahsilat makbuzlarının deftere geçirilme ve tahsil edilen paraların bankaya yatırılma işlemlerinin uzun süre geciktirildiği, yine bu dönemde JP serili ..... sıra nolu sayman mutemet alındılarının olması gereken ciltlerde bulunmadığının tespit edildiği, hal böyle olmakla bu sıra numaralı sayman mutemedi alındılarıyla tahsil edilen miktarı belirsiz paranın yatırılması gereken hesaba yatırılmadığı, ayrıca şüpheli ...'in tahsilatı döneminde Ziraat Bankası kanalıyla Döner Sermaye İşletme hesabına 1.796,00 YTL paranın yattığı ancak ...'in sayman mutemet alındılarıyla yaptığı tahsilatların toplamının 1.823,50 YTL olduğu ve bu nedenle 27,50 YTL'lik bir açık olduğu ...'' şeklindeki isnatların sübutu halinde zimmet suçunu oluşturabileceği bu nedenle, delillerin takdir ve tartışmasının, davaya bakmanın 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesinin görevi kapsamında bulunduğu gözetilip görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanığı, katılanı, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde gerekçeli olması gerektiği nazara alınarak, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği gözetilmeden ve hangi eylemlerin yüklenen suçun yasal unsurlarını nasıl oluşturduğu açıklanmadan yazılı şekilde gerekçeden yoksun olarak mahkumiyet hükmü kurulması,
Hükümden önce 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve TCK'nın 257/2. maddesindeki cezanın alt sınırı 3 ay hapis cezası olarak düzenlenmesi karşısında "alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir bir durum olmadığı" ibaresine yer verilmesine rağmen temel cezanın 6 ay hapis olarak belirlenmesi,
Yüklenen suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
Kanuna aykırı, Üst Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın akıl hastası olduğu yönünde bir savunması veya mahkeme gözlemi ya da dosyaya yansıyan yazılı bir delil bulunmadığından TCK 32. maddesi kapsamında rapor alınmasına ilişkin tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
İddianame içeriğindeki ''.... şüpheli hakkında yapılan soruşturmada 2006 yılının Nisan ayında .... İlçe Tarım Müdürlüğünde geçici olarak görev yapan ....'ın tahsilat makbuzlarını kesme görevini sözlü bir talimatla şüpheli ...'e verdiği, ancak tahsilat işi yapması konusunda şüpheli hakkında yazılı bir görev kendisine verildikten sonra asıl İlçe Tarım Müdürü.... göreve başlayana dek uzun bir süre görevini sürdürdüğü ancak bu dönem içerisinde görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstererek kamunun zararına neden olduğu zira kestiği tahsilat makbuzlarının deftere geçirilme ve tahsil edilen paraların bankaya yatırılma işlemlerinin uzun süre geciktirildiği, yine bu dönemde JP serili ..... sıra nolu sayman mutemet alındılarının olması gereken ciltlerde bulunmadığının tespit edildiği, hal böyle olmakla bu sıra numaralı sayman mutemedi alındılarıyla tahsil edilen miktarı belirsiz paranın yatırılması gereken hesaba yatırılmadığı, ayrıca şüpheli ...'in tahsilatı döneminde Ziraat Bankası kanalıyla Döner Sermaye İşletme hesabına 1.796,00 YTL paranın yattığı ancak ...'in sayman mutemet alındılarıyla yaptığı tahsilatların toplamının 1.823,50 YTL olduğu ve bu nedenle 27,50 YTL'lik bir açık olduğu ...'' şeklindeki isnatların sübutu halinde zimmet suçunu oluşturabileceği bu nedenle, delillerin takdir ve tartışmasının, davaya bakmanın 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesinin görevi kapsamında bulunduğu gözetilip görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanığı, katılanı, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde gerekçeli olması gerektiği nazara alınarak, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği gözetilmeden ve hangi eylemlerin yüklenen suçun yasal unsurlarını nasıl oluşturduğu açıklanmadan yazılı şekilde gerekçeden yoksun olarak mahkumiyet hükmü kurulması,
Hükümden önce 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve TCK'nın 257/2. maddesindeki cezanın alt sınırı 3 ay hapis cezası olarak düzenlenmesi karşısında "alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir bir durum olmadığı" ibaresine yer verilmesine rağmen temel cezanın 6 ay hapis olarak belirlenmesi,
Yüklenen suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
Kanuna aykırı, Üst Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.