‹ Ana sayfa
Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/2080 K.2012/3890

Esas No: 2012/2080 · Karar No: 2012/3890 · Karar Tarihi: 17.04.2012
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet, denetim görevini ihmal ederek zimmet neden olma

**HÜKÜM:** Mahkümiyet, beraet, düşme, ortadan kaldırma

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanıklara tayin edilen cezaların süresine göre sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerin duruşma isteğinin CMUK'nın 318. maddesi gereğince, 28/09/2011 günü tebliğ edilen hükmü, yasal bir haftalık süreden sonra 06/10/2011 havale tarihli dilekçeyle temyiz eden suçtan zarar gören vekilinin temyiz talebinin ise süresi içinde yapılmaması nedeniyle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız ve sanıklar müdafiilerin temyiz istemleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli zimmet suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenleme nedeniyle; sanıkların eyleminde sahtecilik suçunun unsurları bulunup bulunmadığı karar yerinde tartışılarak, sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurulması gerektiğinin düşünülmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suçları 5237 sayılı TCK'nın 53/1-d maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanıklar hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince bu bentteki hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden infazda tereddüt oluşturacak şekilde, sanık ... hakkında “kooperatif başkanlığı”, sanıklar ..., ... ve ... hakkında “kooperatif yönetim kurulu üyeliği” ve sanık ... hakkında “muhasebecilik” hak ve yetkilerini kullanma haklarından yoksun bırakılmalarına karar verilmesi,
Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 247/1, 247/2 ve 43/1. maddeleri uyarınca tayin edilen 8 yıl 16 ay 15 gün hapis cezasının 62. madde uyarınca 1/6 oranında indirilmesi sonucu 7 yıl 9 ay 22’şer gün hapis cezasına ulaşılacağı gözetilmeksizin ceza hesabında hataya düşülerek 7 yıl 9 ay 23’er gün hapis cezasına hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan TCK’nın 53/5. maddesiyle ilgili hak yoksunluklarına ilişkin bölümlerin çıkarılarak yerine “TCK’nın 53/5. maddesi uyarınca sanıkların cezanın infazından sonra işlemek üzere, 3 yıl 10 ay 26 gün süreyle aynı Yasanın 53/1-d maddesinde belirtilen hak ve yetkiyi kullanmalarının yasaklanmasına” denilmesi ve hüküm fıkrasındaki “7 yıl 9 ay 23 gün” ibaresinin çıkarılıp yerine “7 yıl 9 ay 22 gün” denilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Sanık ... hakkında nitelikli zimmet suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Tüm dosya kapsamına göre Dairemizcede benimsenen YCGK'nın 2010/7-192 Esas, 2011/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK'nın 230/1-c maddesine aykırı biçimde birlikte görev yaptığı diğer sanıklarla arasında fikir ayrılığı bulunduğu anlaşılan, müfettiş raporunda kendisine zimmet isnat edilmeyen sanığın zimmet suçuna ne şekilde iştirak ederek işlediği hususunda deliller ile varılan sonuç arasındaki dosya kapsamına uygun, mantıksal ve hukuksal bağ kurulmadan mahkümiyetine karar verilmesi,
Sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli zimmet suçundan kurulan hükümlere yönelik itirazlara gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Gerekçede sanıkların kooperatif kayıtlarında tahrifat yapıp ...’e fazladan para ödenmiş göstermek ve inşaatta kullanılan malzemeleri gerçeğinden fazla göstermek suretiyle gerçekleştirdikleri eylemlerin basit zimmet niteliğinde olduğuna dair bilirkişi raporundaki düşünceye aynen iştirak edildiği belirtilmesine karşın zincirleme nitelikli zimmet suçundan hüküm kurulması ve müfettiş raporu ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen miktarlardaki inşaat malzemelerinin fazladan alınmış gösterildiği kabul edildiği halde kovuşturma aşamasında inşaat bilirkişilerince hazırlanan ve fazladan kullanılmış malzeme miktarlarını çok daha düşük gösteren rapora istinaden belirlenen 484.193.558 TL’nin sanıklarca ödenmiş olmasına dayanılarak cezalarında 5237 sayılı TCK’nın 248/2. maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle çelişkiye düşülerek hükmün karıştırılması,
Suçları 5237 sayılı TCK’nın 53/1-d maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanıklar hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince bu bentteki hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden infazda tereddüt oluşturacak şekilde, “kooperatif yönetim kurulu üyeliği hak ve yetkisini kullanılmasından yasaklanmalarına” karar verilmesi,
Kabule göre de;
Lehe olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenleme nedeniyle; sanıkların eyleminde sahtecilik suçunun unsurları bulunup bulunmadığı karar yerinde tartışılarak, sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurulup önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak denetime olanak verecek biçimde karşılaştırılması ve sonucuna göre lehe Yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 17/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?