Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/12806 K.2013/588
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın nitelikli zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından mahkum edilmesinin zamanaşımı ve yasal hatalar nedeniyle temyiz edildiği iddiasıdır. Mahkeme, zamanaşımına dayanarak görevi kötüye kullanma hükmünü bozup, zimmet kararını da kanun hükümleri çerçevesinde düzelterek yeniden onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli zimmet
HÜKÜM: Nitelikli zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hükmolunan ceza tutarı itibariyle koşulları bulunmadığından sanık müdafiin duruşma isteminin CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddi ile incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığa isnat olunan görevi kötüye kullanma suçunun kanun maddesinde öngörülen cezasının üst sınırları itibarıyla 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi olan 30/12/2004'den inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde ise;
Suçu 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sadece, “devlet memurluğu hak ve yetkisini kullanmaktan yasaklanmasına” karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından, sanığın cezasında 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi gereğince arttırım yapılırken 8 yıl 16 ay 15 gün yerine 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmiş ise de, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesi uygulandıktan sonra tayin olunan sonuç cezanın 7 yıl 9 ay 22 gün olarak doğru belirlenmiş olması nedeniyle belirtilen hata sonuca etkili olmadığından bozma nedeni sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53/l-c maddesi uyarınca, "velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun, sanığın sadece kendi altsoyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar, altsoyu olmayanlar yönünden ise cezanın infazına kadar hükmedilmesi gerekirken; yazılı şekilde, altsoy ayırımı yapılmadan belirtilen hakları kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırı ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasında yer alan hak yoksunluklarına ilişkin bölümün çıkarılarak yerine “5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklardan 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Nitelikli zimmet
HÜKÜM: Nitelikli zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hükmolunan ceza tutarı itibariyle koşulları bulunmadığından sanık müdafiin duruşma isteminin CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddi ile incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığa isnat olunan görevi kötüye kullanma suçunun kanun maddesinde öngörülen cezasının üst sınırları itibarıyla 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi olan 30/12/2004'den inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde ise;
Suçu 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sadece, “devlet memurluğu hak ve yetkisini kullanmaktan yasaklanmasına” karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından, sanığın cezasında 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi gereğince arttırım yapılırken 8 yıl 16 ay 15 gün yerine 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmiş ise de, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesi uygulandıktan sonra tayin olunan sonuç cezanın 7 yıl 9 ay 22 gün olarak doğru belirlenmiş olması nedeniyle belirtilen hata sonuca etkili olmadığından bozma nedeni sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53/l-c maddesi uyarınca, "velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun, sanığın sadece kendi altsoyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar, altsoyu olmayanlar yönünden ise cezanın infazına kadar hükmedilmesi gerekirken; yazılı şekilde, altsoy ayırımı yapılmadan belirtilen hakları kullanmaktan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırı ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasında yer alan hak yoksunluklarına ilişkin bölümün çıkarılarak yerine “5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklardan 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.