‹ Ana sayfa
Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/5347 K.2012/36557

Esas No: 2012/5347 · Karar No: 2012/36557 · Karar Tarihi: 08.05.2012
Özet: (1) Sanığın 2003‑2004 yıllarında Doğrudan Gelir Desteği (DGD) ödemeleri için beyan ettiği arazi miktarının gerçek ölçümlerle uyuşmadığı ve bu nedenle kamu kurumunu dolandırmak amacıyla hileli davranışta bulunduğu iddiası; (2) Mahkeme, sanığın beyanlarının yalan olduğu ve dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturduğu gerekçesiyle mahkumiyet kararı verdi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında 2004 yılına dair Doğrudan Gelir Desteği ödemesi nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesi neticesinde,
CMK'nın 231/2.maddesine göre verilen "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına "ilişkin kararlar itiraza tabi bulunmakla; o yer Cumhuriyet Savcısı'nın vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE, CMK'nun 264.maddesi hükmüne ve 22.01.1962 gün ve 2/1 sayılı İ.B.K Kararındaki açıklamaya göre o yer Cumuhriyet Savcısı'nın sözkonusu dilekçesinin "itiraz dilekçesi" olarak kabulü ile merciine karar verilmesi için mahalline iletilmek üzere bu yönlerden dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanık hakkında 2003 yılına dair Doğrudan Gelir Desteği ödemesi nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesi neticesinde,
2003 yılı DGD ödemesinin sanığa 03.12.2004 tarihinde ödendiği anlaşılmakla suç tarihinin menfaatin elde edildiği 03.12.2004 olduğu kabul edilerek tebliğnamedeki zamanaşımından düşme yönündeki görüşe itibar edilmeyerek yapılan inceleme sonunda,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Somut olayda;
2003 ve 2004 yılları DGD müracaatları esnasında İlçe Tarım Müdürlüğüne ziraat yaptığı arazi miktarını 85 dekar olarak bildiren sanığın arazilerinde yapılan ölçüm sonucu tarımsal faaliyete konu arazinin 42.185 metrekare olduğunun tespit edildiği, bu suretle sanığın DGD ödemeleri için bildirdiği arazi miktarı ile tarımsal faaliyetine konu arazi miktarı arasında fark bulunduğu, bu itibarla mahkemece sanığın eylemi kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçu olarak kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmiş ise de;
Sanığın tarımsal faaliyette bulunmuş gibi beyanda bulunduğu arazilerin kadastro görmeyip tapu kayıtlarının bulunmaması nedeniyle suç tarihlerinde uygulanan doğrudan gelir desteği ödemesi yapılmasına dair tebliğlerde tespit komisyonlarının görevleri ve işleyişlerine ilişkin hükümler gereğince başvuran çiftçilerin fiilen faaliyette bulundukları tarım arazilerinin komisyonlarca tespiti gerektiği, nitekim Doğrudan Gelir Desteği Ödemesi Yapılmasına ve Bu Amaçla Çiftçi Kayıt Sisteminin Oluşturulmasına İlişkin 2002 yılına ait 2002/41 sayılı tebliğin 14.maddesi uyarınca kasatro geçmemiş yerlerde ödeme yapılabilmesi için fiilen tarımsal faaliyette bulunulması zorunlu olup bu hususun yetkililer tarafından "yerinde" belirlenmesi gerektiği açıkça belirtildiği, buna karşın somut olayda Doğrudan Gelir Desteği Projesi Tespit Komisyonu 2003 yılı Keşif Raporunu düzenleyen komisyon üyelerinin arazilerin teknik aletlerle ölçülmediğini, beyanlara göre tahmini ölçüm yapılıp rapor düzenlendiğini belirtmeleri karşısında, bu tespitlerin anılan tebliğdeki usul ve yönteme uygun olarak yerinde ölçüm ve keşif şeklinde olmadığı, sanığın fazla beyanda bulunmasının aldatmaya yeterli olmadığı, bu cihetle somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmamış olduğu nazara alınmadan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı'nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.05.2012 günündne oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?