Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/4333 K.2012/35450
Özet: Mahkeme, 10/11/1998 tarihli resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanığı 7 yıl 6 ay hapis ve 12 yıl hapis cezasına mahkum eder, bu cezaların 23/5/2000 tarihli DÜŞMESİ İLE ABŞ: 32. Yetki, 322. m.; karar 24/04/2012 tarihli oybirliğiyle onaylanmıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 gün ve 7/56 sayılı kararında açıklandığı üzere, kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda; zorunlu müdafie yapılmış bulunan tefhim ve tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı ve hüküm fıkrasında, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yolu ile ilgili sürenin başlangıcının ve başvuru şeklinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmediği anlaşıldığından; 02/11/2009 tarihli kanun yararına bozma talebinin temyiz istemi ve talebin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilip yapılan incelemede;
Sanığa atılı suçların gerektirdiği cezaların miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu dolandırıcılık suçu yönünden 765 sayılı TCK.nun 102/4. ve 104/2 maddelerine göre hesaplanan 7 yıl 6 aylık ve resmi evrakta sahtecilik suçu yönünden 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4 maddelerine göre hesaplanan 12 yıllık kesintili dava zamanaşımının suç tarihi olan 10/11/1998 tarihli ile inceleme tarihleri arasında dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’un 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 24/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 gün ve 7/56 sayılı kararında açıklandığı üzere, kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda; zorunlu müdafie yapılmış bulunan tefhim ve tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı ve hüküm fıkrasında, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca başvurulacak kanun yolu ile ilgili sürenin başlangıcının ve başvuru şeklinin tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıkça gösterilmediği anlaşıldığından; 02/11/2009 tarihli kanun yararına bozma talebinin temyiz istemi ve talebin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilip yapılan incelemede;
Sanığa atılı suçların gerektirdiği cezaların miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu dolandırıcılık suçu yönünden 765 sayılı TCK.nun 102/4. ve 104/2 maddelerine göre hesaplanan 7 yıl 6 aylık ve resmi evrakta sahtecilik suçu yönünden 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4 maddelerine göre hesaplanan 12 yıllık kesintili dava zamanaşımının suç tarihi olan 10/11/1998 tarihli ile inceleme tarihleri arasında dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’un 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 24/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.