Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/9341 K.2012/10094
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
**HÜKÜM:** 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80. maddeleri gereğince sanığın 2 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
Birleşen İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2004/390 esas sayılı dosyasında 14.12.2004 günlü ara karar uyarınca sanığın savunması istinabe yoluyla Soma Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05.09.2005 günlü oturumunda 01.11.2004 gün ve 2004/1598 sayılı iddianamesi okunarak alındığından tebliğnamedeki bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanığın, suç tarihlerinde eşi olan katılanın boş olarak kendisine teslim ettiği çek yapraklarına yetkisi olmadan katılan yerine imza atarak doldurup piyasaya sürdüğünün iddia edildiği, birleşen tüm dosyaların soruşturma ve kovuşturma aşamalarında, suç tarihlerinde eşi katılan ile ortak iş yaptıklarını, gelir-giderlerinin ortak olduğunu, kendisinin çek hesabı açtıramadığı için çek karnesinin eşi adına alınıp bilgi ve onayı doğrultusunda eşi adına kendisi tarafından keşide edilip kullanıldığını, boşanmalarından sonra çek keşide etmediğini, şikayetçinin kendisinden intikam almak için bu yönde isnadda bulunduğunu savunmasına, katılanın soruşturma aşamasında ve şikayet dilekçesinde çek karnesini kendisinin bankadan alıp eşine verdiğini,bir kısmının meblağlarının kendisi tarafından doldurulduğunu beyan etmesine karşın kovuşturma aşamasında sanığın işleri bozulduğundan çek karnesini kendisinden habersiz alıp kullandığını beyan etmesine, sanığa ait dosya arasında mevcut nüfus kayıt örneğinden tarafların Soma Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/130 esas, 2002/81 sayılı kararı ile 13.09.2002 tarihinde boşandıklarının, suça konu çeklerin boşanma tarihinden önce keşide edildiğinin ve şikayetlerin ise boşanma tarihinden sonra yapıldığının, suça konu çeklerin büyük çoğunluğunun sanığın cirosu ile başkalarına verilerek kullanıldığının ve sonraki ciranta ve hamillerin hiç birisinin dinlenilmediğinin anlaşılmasına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80-98 sayılı ve 19.04.2005 gün ve 221-38 sayılı kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında mağdurun rızası hukuka uygunluk nedeni sayılmaz ise de failde belgede sahtecilik kastına etki yapabileceği cihetle, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından; suça konu çek asılları celp ile denetime olanak sağlanması bakımından dosya arasına konulup, sanıktan sonraki ciranta ve hamillerin ayrıntılı bir şekilde beyanı alınarak suça konu çeklerin sanıktan hangi hukuki ilişkiye dayalı olarak alındığı, eşi katılan ile ortak iş yapıp yapmadıkları ve sanığın eşi adına çek keşide etmesine suç tarihleri öncesinde rıza ve onayının bulunup bulunmadığı, daha öncesinde de benzer şekilde çek alıp almadıkları hususlarının sorulması, sanığın bu şekilde başka şahıslara da çek keşide edip etmediğinin ve çek karnesini veren bankadan bu yolla keşide edilen çeklerin daha öncesinde ödenip ödenmediğinin sorularak araştırılıp, suç kastının toplanan deliller birlikte değerlendirilerek saptanıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
**HÜKÜM:** 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80. maddeleri gereğince sanığın 2 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
Birleşen İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2004/390 esas sayılı dosyasında 14.12.2004 günlü ara karar uyarınca sanığın savunması istinabe yoluyla Soma Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05.09.2005 günlü oturumunda 01.11.2004 gün ve 2004/1598 sayılı iddianamesi okunarak alındığından tebliğnamedeki bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanığın, suç tarihlerinde eşi olan katılanın boş olarak kendisine teslim ettiği çek yapraklarına yetkisi olmadan katılan yerine imza atarak doldurup piyasaya sürdüğünün iddia edildiği, birleşen tüm dosyaların soruşturma ve kovuşturma aşamalarında, suç tarihlerinde eşi katılan ile ortak iş yaptıklarını, gelir-giderlerinin ortak olduğunu, kendisinin çek hesabı açtıramadığı için çek karnesinin eşi adına alınıp bilgi ve onayı doğrultusunda eşi adına kendisi tarafından keşide edilip kullanıldığını, boşanmalarından sonra çek keşide etmediğini, şikayetçinin kendisinden intikam almak için bu yönde isnadda bulunduğunu savunmasına, katılanın soruşturma aşamasında ve şikayet dilekçesinde çek karnesini kendisinin bankadan alıp eşine verdiğini,bir kısmının meblağlarının kendisi tarafından doldurulduğunu beyan etmesine karşın kovuşturma aşamasında sanığın işleri bozulduğundan çek karnesini kendisinden habersiz alıp kullandığını beyan etmesine, sanığa ait dosya arasında mevcut nüfus kayıt örneğinden tarafların Soma Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/130 esas, 2002/81 sayılı kararı ile 13.09.2002 tarihinde boşandıklarının, suça konu çeklerin boşanma tarihinden önce keşide edildiğinin ve şikayetlerin ise boşanma tarihinden sonra yapıldığının, suça konu çeklerin büyük çoğunluğunun sanığın cirosu ile başkalarına verilerek kullanıldığının ve sonraki ciranta ve hamillerin hiç birisinin dinlenilmediğinin anlaşılmasına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.1992 gün ve 80-98 sayılı ve 19.04.2005 gün ve 221-38 sayılı kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında mağdurun rızası hukuka uygunluk nedeni sayılmaz ise de failde belgede sahtecilik kastına etki yapabileceği cihetle, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından; suça konu çek asılları celp ile denetime olanak sağlanması bakımından dosya arasına konulup, sanıktan sonraki ciranta ve hamillerin ayrıntılı bir şekilde beyanı alınarak suça konu çeklerin sanıktan hangi hukuki ilişkiye dayalı olarak alındığı, eşi katılan ile ortak iş yapıp yapmadıkları ve sanığın eşi adına çek keşide etmesine suç tarihleri öncesinde rıza ve onayının bulunup bulunmadığı, daha öncesinde de benzer şekilde çek alıp almadıkları hususlarının sorulması, sanığın bu şekilde başka şahıslara da çek keşide edip etmediğinin ve çek karnesini veren bankadan bu yolla keşide edilen çeklerin daha öncesinde ödenip ödenmediğinin sorularak araştırılıp, suç kastının toplanan deliller birlikte değerlendirilerek saptanıp, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.