Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/2132 K.2012/4249
Özet: Uyuşmazlık, bir memur olmayan kişinin resmi belgede sahteciliği (yırtılan çeklerin yapıştırılması) ile ilgiliydi; mahkeme, 765 sayılı TCK’nın 342/1, 80 ve 59. maddelerine göre sanığa 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası verdi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığını belirtti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM: 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80, 59. maddelerine göre 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin fazla ceza hükmedildiğine ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Suça konu çeklerin, dosya içinde fotokopilerinin bulunması ve unsurlarına tarafların bir itirazının olmaması da dikkate alınarak resmi belge niteliğinde olduğunun kabulüyle, sanığın yırttığı olay yerinden toplanan ve emanette olduğu anlaşılan çeklerin parçalarının bir araya getirilip yapıştırıldığında hak sahibinin bu çeklerden yararlanma olanağının bulunup bulunmadığının araştırılıp sonucuna göre eylemin tamamlandığı veya teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığının karar yerinde tartışılmaması,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.2010 gün ve 98/143 sayılı kararı ve Dairemizin benzer bir çok kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesinde 765 sayılı Yasanın 80. maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmadığı cihetle; sanığın kefil olarak gözüktüğü aynı anda katılanın elinden bakmak için aldığı üç adet çeki yırttığına dair somut olayda, 765 sayılı Yasanın aksine 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı ancak belge sayısının 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği, buna göre kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Sanığın, yırtılan çekler karşılığında vermiş olduğu iki adet çek ödenmek suretiyle zararın karşılandığının bildirmesi, katılan vekilinin ise 26.6.2009 tarihli celsede zararın karşılanmadığını bildirmesine rağmen 16.01.2004 tarihli celsede yırtılan çekler karşılığı verilen iki adet çeki tahsil ettiğine ilişkin beyanı karşısında, katılandan ve sanıktan bu husus sorularak yapılan ödemenin tüm zararı karşılayıp karşılamadığının ve kısmi ödeme halinde katılanın buna muvafakati olup olmadığının da saptanması, sonucuna göre sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 27.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM: 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80, 59. maddelerine göre 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin fazla ceza hükmedildiğine ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Suça konu çeklerin, dosya içinde fotokopilerinin bulunması ve unsurlarına tarafların bir itirazının olmaması da dikkate alınarak resmi belge niteliğinde olduğunun kabulüyle, sanığın yırttığı olay yerinden toplanan ve emanette olduğu anlaşılan çeklerin parçalarının bir araya getirilip yapıştırıldığında hak sahibinin bu çeklerden yararlanma olanağının bulunup bulunmadığının araştırılıp sonucuna göre eylemin tamamlandığı veya teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığının karar yerinde tartışılmaması,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.2010 gün ve 98/143 sayılı kararı ve Dairemizin benzer bir çok kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesinde 765 sayılı Yasanın 80. maddesinden farklı olarak “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmadığı cihetle; sanığın kefil olarak gözüktüğü aynı anda katılanın elinden bakmak için aldığı üç adet çeki yırttığına dair somut olayda, 765 sayılı Yasanın aksine 5237 sayılı Yasanın zincirleme suça ilişkin hükmünün uygulanamayacağı ancak belge sayısının 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği, buna göre kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Sanığın, yırtılan çekler karşılığında vermiş olduğu iki adet çek ödenmek suretiyle zararın karşılandığının bildirmesi, katılan vekilinin ise 26.6.2009 tarihli celsede zararın karşılanmadığını bildirmesine rağmen 16.01.2004 tarihli celsede yırtılan çekler karşılığı verilen iki adet çeki tahsil ettiğine ilişkin beyanı karşısında, katılandan ve sanıktan bu husus sorularak yapılan ödemenin tüm zararı karşılayıp karşılamadığının ve kısmi ödeme halinde katılanın buna muvafakati olup olmadığının da saptanması, sonucuna göre sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 27.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.