Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/12142 K.2011/24129
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından dolayı verilen hapis cezalarının temyiz edilmesiyle ilgilidir. (2) Mahkeme, temyiz taleplerini kabul ederek, 765 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca sanığı 2 yıl hapis cezası ile cezalandırmış ve dolandırıcılık suçundan 2 yıl 2 ay hapis ile 5.059 YTL adli para cezası ödeyerek hükmü onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM: Resmi belgede sahtecilik suçundan 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddesinin uygulanarak sanığın 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına.
Dolandırıcılık suçundan 765 sayılı TCK.nun 504/7, 522. maddelerinin uygulanarak sanığın 2 yıl 2 ay hapis ve 5.059 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına
Katılan ... vekilinin 02.04.2008 havale tarihli dilekçesi ve T.C. Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'nün 26.03.2008 gün ve B.07.0.BHM.0-4246/8543 sayılı oluru ile temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşıldığından sanık ...'in temyizine hasren yapılan incelemede;
Sanığın yokluğunda verilen 27.02.2008 günlü kararın duruşmada bildirdiği adreslerine 01.05.2008 ve 19.06.2008 tarihlerinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebligatların, bu adreslere önceden çıkartılmış bir tebligat bulunmaması sebebiyle usulsüz ve hukuken geçersiz olduğu anlaşılmakla, sanığın 29.09.2010 tarihli dilekçe ile eski hale getirme talebiyle birlikte yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerektiği, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olarak verilen 12.10.2010 günlü "temyiz isteminin reddine" dair ek karar kaldırılarak gereği görüşüldü:
1) Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 16.08.2002 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa'nın 8/.1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davasının 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2) Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
a) Sanık hakkında 765 sayılı TCK'nun 504/7,522 (iki kez) ve 350/1-3 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı halde yasal hakları hatırlatılıp ek savunması sorulmadan aleyhine olan 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 226. maddesine aykırı davranılması,
b) Sanığın sabıkasına esas teşkil eden İzmir 1. ve 4. Sulh Ceza Mahkemelerin'den verilme ilamların 3167 sayılı Kanun'un 13/1. maddesine ilişkin olduğu, hükümden sonra 20.12.2009 tarih ve 27438 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” un yürürlükten kaldırılmış olduğu, değişiklik hükümleri de gözetilerek infaz ve silinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmak suretiyle sonucuna göre, 5237 sayılı TCK'nun 7/2. maddesi gözetilerek; 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı yasanın 562. maddesi ile değişik CMK'nun 231. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gibi yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin CMK'nun 231/5. maddesindeki şartlar oluşmadığından bahisle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM: Resmi belgede sahtecilik suçundan 765 sayılı TCK.nun 342/1. maddesinin uygulanarak sanığın 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına.
Dolandırıcılık suçundan 765 sayılı TCK.nun 504/7, 522. maddelerinin uygulanarak sanığın 2 yıl 2 ay hapis ve 5.059 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına
Katılan ... vekilinin 02.04.2008 havale tarihli dilekçesi ve T.C. Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'nün 26.03.2008 gün ve B.07.0.BHM.0-4246/8543 sayılı oluru ile temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşıldığından sanık ...'in temyizine hasren yapılan incelemede;
Sanığın yokluğunda verilen 27.02.2008 günlü kararın duruşmada bildirdiği adreslerine 01.05.2008 ve 19.06.2008 tarihlerinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebligatların, bu adreslere önceden çıkartılmış bir tebligat bulunmaması sebebiyle usulsüz ve hukuken geçersiz olduğu anlaşılmakla, sanığın 29.09.2010 tarihli dilekçe ile eski hale getirme talebiyle birlikte yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerektiği, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olarak verilen 12.10.2010 günlü "temyiz isteminin reddine" dair ek karar kaldırılarak gereği görüşüldü:
1) Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 16.08.2002 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa'nın 8/.1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davasının 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2) Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
a) Sanık hakkında 765 sayılı TCK'nun 504/7,522 (iki kez) ve 350/1-3 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı halde yasal hakları hatırlatılıp ek savunması sorulmadan aleyhine olan 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 226. maddesine aykırı davranılması,
b) Sanığın sabıkasına esas teşkil eden İzmir 1. ve 4. Sulh Ceza Mahkemelerin'den verilme ilamların 3167 sayılı Kanun'un 13/1. maddesine ilişkin olduğu, hükümden sonra 20.12.2009 tarih ve 27438 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” un yürürlükten kaldırılmış olduğu, değişiklik hükümleri de gözetilerek infaz ve silinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmak suretiyle sonucuna göre, 5237 sayılı TCK'nun 7/2. maddesi gözetilerek; 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı yasanın 562. maddesi ile değişik CMK'nun 231. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gibi yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin CMK'nun 231/5. maddesindeki şartlar oluşmadığından bahisle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.