Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2010/10669 K.2010/8014
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLÜ: ...
SUÇ: Dolandırıcılık, sahte özel evrak tanzimi
HÜKÜM: 765 sayılı TCY.nın 503/1, 522/1 md.leri uyarınca 1 yıl 2 ay hapis ve 968.33 YTL adli para cezası
5237 sayılı TCK.nun lehe kabul edilip uygulanması halinde hükümlü hakkında dolandırıcılık suçu yanında anılan Yasanın 212. maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçundan da hüküm kurulması gerektiğinden mahkemenin 765 sayılı TCK.nun hükümlü lehine olduğu kabulünde sonuç itibari ile bir isabetsizlik görülmemiş ve lehe olan yasanın belirlenmesi sırasında 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlarda 5275 sayılı C.G.T.İ.H.K.nun aleyhe infaz hükümlerinin uygulanmayacağının gözetilmemesi bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre hükümlü müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-5237 sayılı Yasa ile hükümlü lehine bir düzenleme getirilmediğinin anlaşılması durumunda, yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, önceki kesinleşmiş hükümdeki ağır para cezasının 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesi ve 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 Sayılı yasanın 22. maddesi ile değişik 5083 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkındaki Kanunun 2. maddesine eklenen 3. fıkrası gereğince para cezalarında bir yeni Türk Lirasının küsurunun atılması suretiyle infazına karar verilmesi gerektiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.02.2006 gün ve 11/12 sayılı kararında açıklandığı üzere hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren yasa nedeniyle kesinleşmiş hükmün yeniden değerlendirilmesi için yapılan yargılama giderlerinin hükümlüye yüklenemeyeceği ve bu yargılama nedeniyle katılan lehine vekâlet ücretine hükmolunamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı,
3-5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; hükümden sonra, 08.02.2008 gün ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkraları gereğince hükümlü hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının" değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 06.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜMLÜ: ...
SUÇ: Dolandırıcılık, sahte özel evrak tanzimi
HÜKÜM: 765 sayılı TCY.nın 503/1, 522/1 md.leri uyarınca 1 yıl 2 ay hapis ve 968.33 YTL adli para cezası
5237 sayılı TCK.nun lehe kabul edilip uygulanması halinde hükümlü hakkında dolandırıcılık suçu yanında anılan Yasanın 212. maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçundan da hüküm kurulması gerektiğinden mahkemenin 765 sayılı TCK.nun hükümlü lehine olduğu kabulünde sonuç itibari ile bir isabetsizlik görülmemiş ve lehe olan yasanın belirlenmesi sırasında 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlarda 5275 sayılı C.G.T.İ.H.K.nun aleyhe infaz hükümlerinin uygulanmayacağının gözetilmemesi bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre hükümlü müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-5237 sayılı Yasa ile hükümlü lehine bir düzenleme getirilmediğinin anlaşılması durumunda, yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, önceki kesinleşmiş hükümdeki ağır para cezasının 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesi ve 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 Sayılı yasanın 22. maddesi ile değişik 5083 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkındaki Kanunun 2. maddesine eklenen 3. fıkrası gereğince para cezalarında bir yeni Türk Lirasının küsurunun atılması suretiyle infazına karar verilmesi gerektiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.02.2006 gün ve 11/12 sayılı kararında açıklandığı üzere hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren yasa nedeniyle kesinleşmiş hükmün yeniden değerlendirilmesi için yapılan yargılama giderlerinin hükümlüye yüklenemeyeceği ve bu yargılama nedeniyle katılan lehine vekâlet ücretine hükmolunamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı,
3-5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; hükümden sonra, 08.02.2008 gün ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkraları gereğince hükümlü hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının" değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 06.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.