‹ Ana sayfa
Danıştay4. Daireİdare Hukuku

Danıştay 4. Daire E.2026/366 K.2026/356

Esas No: 2026/366 · Karar No: 2026/356 · Karar Tarihi: 04.02.2026
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2026/366
Karar No : 2026/356

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Arge Çevre Dönüşüm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin, geçici faaliyet belgesi/çevre izin belgesi olmaksızın faaliyet gösterdiğinden bahisle Çevre Kanununun 20/r maddesi uyarınca 1.299.054,00-TL idari para cezası ile tecziyesine ilişkin Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle bildirilen ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin atık (inşaat ve yıkıntı atıkları) alımı ve atık geri kazanımı yaptığının davalı idarece tutulan tutanak ve eki fotoğraflarla açık olduğu, davacı şirketin bu faaliyeti ile Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğin Ek-1 listesinde yer alan (8.2.7 Tehlikesiz atık geri kazanım tesisleri) işletmeler arasında yer aldığı, bu kapsamda kalan işyerinde yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca Geçici Faaliyet Belgesi alınmasının zorunlu olduğu halde, davacının bu faaliyeti için Geçici Faaliyet Belgesi olmaksızın faaliyette bulunduğu ve mevcut başvurusunun geçici faaliyet belgesi yerine geçmesinin olanaklı olmadığı tespit edildiğinden, 2872 sayılı Kanunu'nun 11. maddesini ihlal ettiğinden bahisle aynı Kanunun 20/r maddesi uyarınca 2024 yılı için alt sınırdan (433.018-TL) ve aynı maddenin ikinci fıkrası da uygulanmak suretiyle üç katı olan 1.299.054,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmeksizin davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu, istinaf incelemesinde de bu eksikliğin giderilmediği, kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Kararın düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinin (f) bendinde, kararlarda yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği; 31. maddesinde, yargılama giderleri hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; anılan madde ile atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinin kapsamı" başlıklı 323. maddesinin (ğ) bendinde, "vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti" yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği; 332. maddesinde ise, yargılama giderlerine mahkemece re'sen hükmedileceği belirtilmiştir.
Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği belirtilmiş; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesinde, "Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davalı idare tarafından "Daire Başkanı V. ..." imzalı savunma dilekçesinin verildiği, İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmesine rağmen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği; kararın davalı idare tarafından sadece vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden istinaf edildiği esasen, İdare Dava Dairesince verilen istinaf isteminin reddine ilişkin kararda da vekalet ücretine ilişkin kısmın uyuşmazlık konusu olduğu gibi davalı idare tarafından istinaf dairesince verilen kararın yine ve sadece vekalete ilişkin kısmı yönünden temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince, davalı idare tarafından verilen savunma dilekçesinin avukat veya hukuk müşaviri tarafından imzalanmadığı gerekçesiyle davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmakta ise de; UYAP kayıtlarının incelenmesinden; Daire Başkan V. olarak beyan edilen ...'nın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın Hukuk Müşaviri olduğu görülmektedir.
2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." kuralı yer almıştır.
Bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, hüküm fıkrasına "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 18.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının vekalet ücretine ilişkin kısmının Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyuyla yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/02/2026 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.


(X) KARŞI OY:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde; "1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar. 2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar. 3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir. 4. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır. 5. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı davanın temyiz incelemesinde görev alamaz." hükmü, 50. maddesinin 3. fıkrasında ise; "Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir." hükmü yer almaktadır.
Anılan hüküm ile yargılamanın hızlı ve etkin bir şekilde yapılabilmesi bakımından usul ekonomisi gözetilerek, temyiz incelemesi sonucu yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa, kararın Danıştay tarafından düzeltilerek onanması imkanı getirilmiş ve esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılması amaçlanmıştır. Öte yandan; Danıştayca verilen bozma kararları üzerine, bölge idare mahkemelerinin, bozma kararında yazılı esaslara uygun olarak karar verme ya da ilk kararlarında ısrar etme imkanları bulunmaktadır.
Temyiz incelemesinde; incelemeye tabi karardaki gerekçenin değiştirilmesi veya maddi hata ve yanlışlıkların düzeltilmesi, eksikliklerin tamamlanması mümkün olmakla birlikte, hükmün sonuç ve kapsamını değiştirecek şekilde hukuki değerlendirme ve tartışma gerektiren konularda düzeltme yapılması mümkün değildir.
Dosyanın incelenmesinden; davalı idare tarafından "Daire Başkanı V. ..." imzalı savunma dilekçesinin verildiği, İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmesine rağmen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmediği; kararın davalı idare tarafından sadece vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden istinaf edildiği, esasen, İdare Dava Dairesince verilen istinaf isteminin reddine ilişkin kararda da vekalet ücretine ilişkin kısmın uyuşmazlık konusu olduğu gibi davalı idare tarafından istinaf dairesince verilen kararın yerine ve sadece vekalet ücretine ilişkin kısım yönünden temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Bakılan davanın temyiz incelemesinde; kararın hüküm fıkrasında, 2577 sayılı Kanunun 49/1. maddesi kapsamında düzeltme yapılmasının mümkün olmaması karşısında, davalı idareye vekalet ücreti verilip verilmemesine ilişkin hukuki uyuşmazlığın maddi hata ya da düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından, İdari Dava Dairesi kararının düzeltilerek onanması usul hükümlerine aykırılık oluşturduğu gibi, karar sonucunun tamamen tersine hükmün niteliğini değiştirecek şekilde düzeltme yapılması, İdari Dava Dairesine Kanun hükmü ile tanınan ısrar edilebilme imkanını da ortadan kaldırmaktadır. Kaldı ki, temyize konu kararın bir taraftan onanması, diğer taraftan da istinaf kararının aksi yönde karar verilmesi kendi içinde de çelişecektir.
Bu durumda; temyize konu İdari Dava Dairesi kararının düzeltilerek onanmasının maddi hata ya da düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık kapsamında değerlendirilemeyeceği görüşüyle, temyize konu İdari Dava Dairesi kararının düzeltilerek onanmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?