Danıştay4. Daireİdare Hukuku
Danıştay 4. Daire E.2025/439 K.2025/2296
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/439
Karar No : 2025/2296
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ...2- ...3-... 4-... 5-...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 05/04/2015 tarih ve 29317 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/7374 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Konya 11. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında uygulama alanı ilan edilen Konya ili, Altınekin ilçesi, ... Mahallesinde yapılan toplulaştırma işleminin ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı uyarınca, Bölge İdare Mahkemesince; mevzuat hükümleri, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile konusunda uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen bilirkişi ek raporunun incelenmesinden; davacıların toplulaştırma işlemine konu parselleri içerisinde DSİ'ye ait sabit tesis niteliğinde olan herhangi bir sondaj kuyusunun, kooperatif kuyusunun yahut 3. şahıs kuyusunun mevcut olmadığı, parsellerin civardaki kooperatif kuyularından sulandığı, davacılara tahsis edilen... sayılı parsele bitişik ... sayılı parselde de kooperatif hidrantı bulunduğu, hidrantların da toplulaştırmada sabit tesis olarak kabul edilmediği, dolayısıyla davacılara yeni tahsis edilen parsel ile eski parsellerin eşdeğer nitelikte olmadığına ilişkin iddianın sübut bulmadığı anlaşılmakla dava konusu işlemde toplulaştırma ilke ve esaslarına aykırılık görülmediği, bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Miras yolu ile intikal eden toplulaştırmaya konu 3 parselden 2'si sulanabilen arazi iken toplulaştırma sonucu tahsis edilen arazinin kıraç bir arazi olduğu, İstinaf Mahkemesi kararında komşu parselde kooperatif hidrantı bulunduğu ve bu hidrant vasıtasıyla arazinin sulanabildiğine kanaat getirilmiş ise de söz konusu hidrant ile yapılan sulamanın verimli ve ekonomik olmadığı, nitekim arazinin kiraya verildiği, kiracı tarafından kısmi sulamanın yapıldığı, ancak arazinin eğimi, yapısı vb. nedenlerle verim alamadığı için araziyi tekrar kiralamadığı ve araziyi terk ettiği, buna karşın eski sulanabilen ... ve ... parsellerin son derece verimli parseller olduğu, diğer taraftan kendilerine davalı idare tarafından ... ada ... parsel yerine ... ada ... parselin tahsis edildiği ve davanın konusuz kaldığı belirtilerek, hukuka aykırı verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 14/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ..., ..., ..., ..., ...,... ve ...'nun elbirliği ile malik oldukları ancak ...,... tarafından dava açılmadığı görülmektedir.
Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarın davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurunun alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu bakılan davada, dava konusu edilen ... ada ... nolu parselde bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarın muvafakatının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ... ada... parsel yönünden ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda usul yönünden hukuki isabet bulunmadığı, esasa ilişkin ise aşağıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle onamaya yönelik Daire kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
05/04/2015 tarih ve 29317 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/7374 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Konya 11. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında uygulama alanı ilan edilen Konya ili, Altınekin ilçesi,... Mahallesinde yapılan toplulaştırma işleminin ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada verilen ret kararı, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2010'da çıkarılan "Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı"nın, "Yeni Parsel Planlarının Hazırlanması" başlıklı 19. maddesinde yer alan "Yeni Parselasyon Planlamasında Dikkat Edilecek Hususlar" başlıklı bölümde, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılması hususuna dikkat edilmesi gerektiği kuralına yer verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümünün teknik ve bilimsel bir incelemeyi gerektirmesi nedeniyle, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; "davacıların eski kadastro parsellerinden ... ve ... nolu parselin sulu arazi olduğu ve çevresindeki sulama kuyularından sulanabildiği, ancak ... nolu parselin kuru arazi niteliğinde olduğu ve çevresinde sulama kuyusu bulunmadığı, davacılara ... nolu eski kadastro parselinin bulunduğu alanda oluşturulan ... ada ... parselin tahsis edildiği, projede davacıya kuru arazilerden yeni parselin verilmesi hususunda teknik zorunluluk tespit edilemediği, ... ve ... nolu kadastro parsellerinin sulu arazi olması aksine yeni tahsis edilen... nolu parselin kuru tarım arazisi olması nedeniyle eş değer parseller olmadığı, hak kaybının söz konusu olduğu ve taşınmazın değerinde düşüş olduğu" görüşlerine yer verilmiştir.
Uyuşmazlığa ilişkin arazi toplulaştırma projesi kapsamında davacılara tahsis edilen arazilerin teknik açıdan ve mevzuata uygun olarak olarak yapılıp yapılmadığı, yeni parselin de içerisinde yer aldığı blok planlamasında "toprak, topoğrafya ve sulanabilirlik ölçütlerinin" bir bütün olarak değerlendirilip değerlendirilmediği, toprağın verimli şekilde işletilmesini sağlama, optimum parsel büyüklüğünün sağlanması ve işletme bütünlüğünün tesis edilmesi amaçlarına uygun olup omadığı konusunda bilirkişilerden ek rapor istenilmesi üzerine düzenlenen ek bilirkişi raporunda da; "sulanabilirlik ölçütleri dikkate alınmadan davacıların ... ve ... nolu sulanabilen arazileri, ... nolu sulanmayan kadastro parseli etrafında tahsis (... ada, ... nolu parsel) yapıldığı, sulu-kuru arazi ayrımından dolayı yeni tahsis edilen parsel ile eski parsellerin eşdeğer parseller olmadığı, bu durumun teknik açıdan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Arazi Toplulaştırmasına İlişkin Tüzüğün "Parsellerin Yeniden Düzenlenmesi" hakkındaki 26. maddesine aykırılık teşkil ettiği" görüşlerine yer verildiği, bu itibarla, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarında yer verilen tespitlerin bir bütün olarak ele alınarak değerlendirilmesinden; davacılara eşdeğer tahsis yapılmadığı gerekçesiyle, dava konusu Konya 11. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında davacıların hissedarı oldukları Konya ili, Altınekin ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak davalı idarece yapılan arazi toplulaştırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı ve Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz onama kararına katılmıyoruz.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/439
Karar No : 2025/2296
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ...2- ...3-... 4-... 5-...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 05/04/2015 tarih ve 29317 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/7374 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Konya 11. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında uygulama alanı ilan edilen Konya ili, Altınekin ilçesi, ... Mahallesinde yapılan toplulaştırma işleminin ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı uyarınca, Bölge İdare Mahkemesince; mevzuat hükümleri, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile konusunda uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen bilirkişi ek raporunun incelenmesinden; davacıların toplulaştırma işlemine konu parselleri içerisinde DSİ'ye ait sabit tesis niteliğinde olan herhangi bir sondaj kuyusunun, kooperatif kuyusunun yahut 3. şahıs kuyusunun mevcut olmadığı, parsellerin civardaki kooperatif kuyularından sulandığı, davacılara tahsis edilen... sayılı parsele bitişik ... sayılı parselde de kooperatif hidrantı bulunduğu, hidrantların da toplulaştırmada sabit tesis olarak kabul edilmediği, dolayısıyla davacılara yeni tahsis edilen parsel ile eski parsellerin eşdeğer nitelikte olmadığına ilişkin iddianın sübut bulmadığı anlaşılmakla dava konusu işlemde toplulaştırma ilke ve esaslarına aykırılık görülmediği, bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Miras yolu ile intikal eden toplulaştırmaya konu 3 parselden 2'si sulanabilen arazi iken toplulaştırma sonucu tahsis edilen arazinin kıraç bir arazi olduğu, İstinaf Mahkemesi kararında komşu parselde kooperatif hidrantı bulunduğu ve bu hidrant vasıtasıyla arazinin sulanabildiğine kanaat getirilmiş ise de söz konusu hidrant ile yapılan sulamanın verimli ve ekonomik olmadığı, nitekim arazinin kiraya verildiği, kiracı tarafından kısmi sulamanın yapıldığı, ancak arazinin eğimi, yapısı vb. nedenlerle verim alamadığı için araziyi tekrar kiralamadığı ve araziyi terk ettiği, buna karşın eski sulanabilen ... ve ... parsellerin son derece verimli parseller olduğu, diğer taraftan kendilerine davalı idare tarafından ... ada ... parsel yerine ... ada ... parselin tahsis edildiği ve davanın konusuz kaldığı belirtilerek, hukuka aykırı verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 14/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ..., ..., ..., ..., ...,... ve ...'nun elbirliği ile malik oldukları ancak ...,... tarafından dava açılmadığı görülmektedir.
Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarın davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurunun alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu bakılan davada, dava konusu edilen ... ada ... nolu parselde bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarın muvafakatının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ... ada... parsel yönünden ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda usul yönünden hukuki isabet bulunmadığı, esasa ilişkin ise aşağıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle onamaya yönelik Daire kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
05/04/2015 tarih ve 29317 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/7374 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Konya 11. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında uygulama alanı ilan edilen Konya ili, Altınekin ilçesi,... Mahallesinde yapılan toplulaştırma işleminin ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada verilen ret kararı, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2010'da çıkarılan "Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı"nın, "Yeni Parsel Planlarının Hazırlanması" başlıklı 19. maddesinde yer alan "Yeni Parselasyon Planlamasında Dikkat Edilecek Hususlar" başlıklı bölümde, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılması hususuna dikkat edilmesi gerektiği kuralına yer verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümünün teknik ve bilimsel bir incelemeyi gerektirmesi nedeniyle, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; "davacıların eski kadastro parsellerinden ... ve ... nolu parselin sulu arazi olduğu ve çevresindeki sulama kuyularından sulanabildiği, ancak ... nolu parselin kuru arazi niteliğinde olduğu ve çevresinde sulama kuyusu bulunmadığı, davacılara ... nolu eski kadastro parselinin bulunduğu alanda oluşturulan ... ada ... parselin tahsis edildiği, projede davacıya kuru arazilerden yeni parselin verilmesi hususunda teknik zorunluluk tespit edilemediği, ... ve ... nolu kadastro parsellerinin sulu arazi olması aksine yeni tahsis edilen... nolu parselin kuru tarım arazisi olması nedeniyle eş değer parseller olmadığı, hak kaybının söz konusu olduğu ve taşınmazın değerinde düşüş olduğu" görüşlerine yer verilmiştir.
Uyuşmazlığa ilişkin arazi toplulaştırma projesi kapsamında davacılara tahsis edilen arazilerin teknik açıdan ve mevzuata uygun olarak olarak yapılıp yapılmadığı, yeni parselin de içerisinde yer aldığı blok planlamasında "toprak, topoğrafya ve sulanabilirlik ölçütlerinin" bir bütün olarak değerlendirilip değerlendirilmediği, toprağın verimli şekilde işletilmesini sağlama, optimum parsel büyüklüğünün sağlanması ve işletme bütünlüğünün tesis edilmesi amaçlarına uygun olup omadığı konusunda bilirkişilerden ek rapor istenilmesi üzerine düzenlenen ek bilirkişi raporunda da; "sulanabilirlik ölçütleri dikkate alınmadan davacıların ... ve ... nolu sulanabilen arazileri, ... nolu sulanmayan kadastro parseli etrafında tahsis (... ada, ... nolu parsel) yapıldığı, sulu-kuru arazi ayrımından dolayı yeni tahsis edilen parsel ile eski parsellerin eşdeğer parseller olmadığı, bu durumun teknik açıdan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Arazi Toplulaştırmasına İlişkin Tüzüğün "Parsellerin Yeniden Düzenlenmesi" hakkındaki 26. maddesine aykırılık teşkil ettiği" görüşlerine yer verildiği, bu itibarla, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarında yer verilen tespitlerin bir bütün olarak ele alınarak değerlendirilmesinden; davacılara eşdeğer tahsis yapılmadığı gerekçesiyle, dava konusu Konya 11. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında davacıların hissedarı oldukları Konya ili, Altınekin ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak davalı idarece yapılan arazi toplulaştırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı ve Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz onama kararına katılmıyoruz.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.