Danıştay4. Daireİdare Hukuku
Danıştay 4. Daire E.2025/2379 K.2025/3166
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/2379
Karar No : 2025/3166
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Kayseri Bahçelik 3. Kısım Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında maliki olduğu Kayseri ili, Develi ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel taşınmazları kapsayan alanda, yapılan arazi toplulaştırma işleminin anılan parseller yönünden iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu toplulaştırma uygulaması sonucunda dava konusu parsellerden yaklaşık % 3.25 oranında yasal kesinti sınırının altında kesinti yapıldığı, dönüşüm hesaplarının doğru yapıldığı ancak yeni tahsis edilen ... ada ... parselin, %2-4 eğimli olduğu, taş-kaya oranının fazla olduğu, toprak verimliliğinin düşük ve parselin bir kısmında eğim miktarında artış olmasının sürdürülebilir tarımı kısıtlayabileceği, tahsis öncesi mevcut parsellerin parsel endeks değerlerinin yeni tahsis edilen parsele göre daha yüksek olduğu, dolayısıyla dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırma işlemi ile davacıya eşdeğer bir yerden ve eşdeğer özellikli bir alandan tahsis yapılmadığı anlaşıldığından, arazi toplulaştırması işleminde anılan parseller yönünden toplulaştırma amaç ve ilkeleri ile hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, eski ve yeni taşınmazların aynı karakteristiklere sahip alanda bulunduğu, vasıf yönünden farklılıklarının bulunmadığı, geometrik olarak makineli çalışmaya uygun olmayan iki ayrı taşınmaz birleştirilerek geometrisi tarım yapmaya uygun taşınmaz olarak tahsis edildiği, eski taşınmazlardan ... ada ... parsel numaralı taşınmazın ulaşım yolu bulunmaz iken ulaşım yolunun sağlandığı, eski ve yeni taşınmazın, birebir eski yerinden olmasa da aynı toprak ve konum özelliklerine ait yerden tahsis edildiği ve yapılan arazi toplulaştırmasında, taşınmaz maliklerinin tamamının memnun olmasını sağlamanın mümkün olmadığı yapılan toplulaştırma uygulamasının hukuka uygun olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması istenilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 20/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Paylı mülkiyet" başlıklı 688. maddesinde; paylı mülkiyette birden çok kimsenin, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olduğu, paydaşlardan her birinin kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olacağı hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu toplulaştırma işlemi ile davacının murisine ait ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara karşılık ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tahsis edildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan 23/03/2023 tarihli mirasçılık belgesine göre davacının anılan taşınmazdaki paylı malik olduğu anlaşılmıştır.
Olayda, her ne kadar mirasçılık belgesi alınarak mirasçıların payları belli olmuş ise de, dava konusu toplulaştırma işleminin davacının murisi adına yapıldığı görüldüğünden mirasçılar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğu, bu nedenle bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda, bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/2379
Karar No : 2025/3166
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Kayseri Bahçelik 3. Kısım Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında maliki olduğu Kayseri ili, Develi ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel taşınmazları kapsayan alanda, yapılan arazi toplulaştırma işleminin anılan parseller yönünden iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu toplulaştırma uygulaması sonucunda dava konusu parsellerden yaklaşık % 3.25 oranında yasal kesinti sınırının altında kesinti yapıldığı, dönüşüm hesaplarının doğru yapıldığı ancak yeni tahsis edilen ... ada ... parselin, %2-4 eğimli olduğu, taş-kaya oranının fazla olduğu, toprak verimliliğinin düşük ve parselin bir kısmında eğim miktarında artış olmasının sürdürülebilir tarımı kısıtlayabileceği, tahsis öncesi mevcut parsellerin parsel endeks değerlerinin yeni tahsis edilen parsele göre daha yüksek olduğu, dolayısıyla dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırma işlemi ile davacıya eşdeğer bir yerden ve eşdeğer özellikli bir alandan tahsis yapılmadığı anlaşıldığından, arazi toplulaştırması işleminde anılan parseller yönünden toplulaştırma amaç ve ilkeleri ile hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, eski ve yeni taşınmazların aynı karakteristiklere sahip alanda bulunduğu, vasıf yönünden farklılıklarının bulunmadığı, geometrik olarak makineli çalışmaya uygun olmayan iki ayrı taşınmaz birleştirilerek geometrisi tarım yapmaya uygun taşınmaz olarak tahsis edildiği, eski taşınmazlardan ... ada ... parsel numaralı taşınmazın ulaşım yolu bulunmaz iken ulaşım yolunun sağlandığı, eski ve yeni taşınmazın, birebir eski yerinden olmasa da aynı toprak ve konum özelliklerine ait yerden tahsis edildiği ve yapılan arazi toplulaştırmasında, taşınmaz maliklerinin tamamının memnun olmasını sağlamanın mümkün olmadığı yapılan toplulaştırma uygulamasının hukuka uygun olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması istenilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 20/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Paylı mülkiyet" başlıklı 688. maddesinde; paylı mülkiyette birden çok kimsenin, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olduğu, paydaşlardan her birinin kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olacağı hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu toplulaştırma işlemi ile davacının murisine ait ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara karşılık ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tahsis edildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan 23/03/2023 tarihli mirasçılık belgesine göre davacının anılan taşınmazdaki paylı malik olduğu anlaşılmıştır.
Olayda, her ne kadar mirasçılık belgesi alınarak mirasçıların payları belli olmuş ise de, dava konusu toplulaştırma işleminin davacının murisi adına yapıldığı görüldüğünden mirasçılar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğu, bu nedenle bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda, bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.