Yargıtay9. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/10197 K.2012/15494
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : İftira
Hüküm : TCK'nın 267/1, 62/1, 50/1-f, 58/6-7. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği;
Sanık hakkında düzenlenen 05.10.2008 tarihli doktor raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki savunmasında dikkate alındığında mağdur hakkında ileri sürdüğü iddiaların suç işlemediğini bildiği kimseye suç atmak biçiminde olmayıp Anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu, bu nedenle iftira suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
a- Sanığın kovuşturma aşamasında 23.12.2008 tarihli duruşmada müşteki sıfatıyla verdiği beyanla iftiradan döndüğünün anlaşılması karşısında; hakkında TCK'nın 269. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b- Sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının TCK'nın 50/1-f maddesinde belirtilen seçenek yaptırıma çevirirken infazı kısıtlar biçimde "kamu kurumunda kamuya yararlı işlerden temizlik işlerinde çalıştırılmasına" karar verilmesi,
c- Sanık hakkında hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesine karar verilmesi nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Suç : İftira
Hüküm : TCK'nın 267/1, 62/1, 50/1-f, 58/6-7. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği;
Sanık hakkında düzenlenen 05.10.2008 tarihli doktor raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki savunmasında dikkate alındığında mağdur hakkında ileri sürdüğü iddiaların suç işlemediğini bildiği kimseye suç atmak biçiminde olmayıp Anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu, bu nedenle iftira suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
a- Sanığın kovuşturma aşamasında 23.12.2008 tarihli duruşmada müşteki sıfatıyla verdiği beyanla iftiradan döndüğünün anlaşılması karşısında; hakkında TCK'nın 269. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b- Sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının TCK'nın 50/1-f maddesinde belirtilen seçenek yaptırıma çevirirken infazı kısıtlar biçimde "kamu kurumunda kamuya yararlı işlerden temizlik işlerinde çalıştırılmasına" karar verilmesi,
c- Sanık hakkında hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesine karar verilmesi nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.