Yargıtay8. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2012/27253 K.2012/40332
Özet: Uyuşmazlık, hükümlünün 5237 sayılı TCK’nın lehe hükümlerinden yararlanma talebinin ve ilgili yargılamaların sonucunda bozulmuş bir karara ilişkin itirazıdır; mahkeme, sanığın sabıkası nedeniyle lehe uygulamasının geçerli olmadığını belirterek kararın bozulmasına hükmedmiştir. Mahkeme, 30.06.2008 tarihli bozma kararını onaylayarak, 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddelerinin uygulanmasının uygun olmadığını kabul etmiş ve yerel mahkemenin kararı “isabetsiz” olarak değerlendirmiştir.
Hükümlü ... hakkında 5237 sayılı TCK.nun lehe hükümlerinden yararlanması konusunda vaki talep ile bozma üzerine yapılan yargılama sonunda; hükümlülüğe ve müsadereye dair (MERSİN) 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 09.03.2009 gün ve 2008/883 esas, 2009/163 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi hükümlü müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile 23.06.2011 günü daireye gönderilmekle incelendi:
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dairemizin 29.09.2011 tarih ve 2011/9464 esas, 2012/10258 kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.11.2011 tarih ve 2009/230532 sayılı yazısı ile itirazda bulunulması üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca itirazın değerlen- dirilmesi için dosya dairemize gönderilmekle yeniden yapılan incelemede;
Sanığın 6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçundan mahkumiyetine ilişkin 03.03.2006 tarihli hüküm, hükümlü müdafiinin temyizi üzerine Dairemizin 30.06.2008 tarihli kararı ile lehe hükümlerin değerlendirilmediği gerekçesiyle bozul- muştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunması nedeniyle 647 sayılı Yasanın 4, 6, 5237 sayılı Yasanın 50/1-a, 51 ve 5271 sayılı Yasanın 231. maddelerinin uygulanma şartları bulun- madığından bahisle 765 sayılı Yasanın lehe olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da;
1- Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, bozma doğrultusunda karar verilmesi zorunlu olduğu halde, 30.06.2008 tarihli bozma kararında ayrıntıları tek tek sayılan hususlarda bir karar verilmemiştir.
2- Sanığın sabıkasına dayanılmış ise de, yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılan hükümlünün bu cezası 25.08.1992 tarihinde infaz edilmiş olup temyize konu suçun işlendiği 12.11.2001 günü itibariyle silinme koşulları gerçekleşmiştir.
3- Sabıka kaydının silinme koşulları oluşan sanık hakkında, cezanın kişiselleştirilmesi gerekirken, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri ile 5237 sayılı Yasanın 50/1-a, 51. maddeleri ve 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin objektif koşulunun oluşmadığından söz edilmesi ve bu husus esas alınarak itirazda bulunulması yasaya aykırıdır.
4- 5237 sayılı Yasanın 51/1-b, c, d, e, f bentleri ile 765 sayılı Yasadan farklı seçenek yaptırımlar kabul edildiğinden, bu hükümler, mahalli mahkeme tarafından tartışılmamış, sadece 51/1-a maddesinin (silinme koşulları gerçekleşen) sabıka kaydı nedeniyle uygulanamayacağına karar verilmiştir. Bozma doğrultusunda bu hükümlerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
5- Sabıkasının silinme koşulları oluştuğundan ve kaldıki silinme koşulu oluşmasa bile 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre tecile engel olan para cezasına ilişkin sabıka kaydı, 5237 sayılı Yasanın 51. maddesi uyarınca 3 aydan faza hapis cezası olmadığından, engel teşkil etmeyeceği cihetle 51. maddenin tartışılması gerekirken sabıkalı olduğundan bahisle tartışılmaması da yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, bozmaya uyularak verilen yerel mahkeme kararı isabetsiz olup bu kararın onanmasını isteyen tebliğname ve itirazdaki görüşe katılmak mümkün olmadığından, itiraz konusunda karar verilmek üzere dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına (TEVDİİNE), 31.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dairemizin 29.09.2011 tarih ve 2011/9464 esas, 2012/10258 kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.11.2011 tarih ve 2009/230532 sayılı yazısı ile itirazda bulunulması üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca itirazın değerlen- dirilmesi için dosya dairemize gönderilmekle yeniden yapılan incelemede;
Sanığın 6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçundan mahkumiyetine ilişkin 03.03.2006 tarihli hüküm, hükümlü müdafiinin temyizi üzerine Dairemizin 30.06.2008 tarihli kararı ile lehe hükümlerin değerlendirilmediği gerekçesiyle bozul- muştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunması nedeniyle 647 sayılı Yasanın 4, 6, 5237 sayılı Yasanın 50/1-a, 51 ve 5271 sayılı Yasanın 231. maddelerinin uygulanma şartları bulun- madığından bahisle 765 sayılı Yasanın lehe olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da;
1- Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, bozma doğrultusunda karar verilmesi zorunlu olduğu halde, 30.06.2008 tarihli bozma kararında ayrıntıları tek tek sayılan hususlarda bir karar verilmemiştir.
2- Sanığın sabıkasına dayanılmış ise de, yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılan hükümlünün bu cezası 25.08.1992 tarihinde infaz edilmiş olup temyize konu suçun işlendiği 12.11.2001 günü itibariyle silinme koşulları gerçekleşmiştir.
3- Sabıka kaydının silinme koşulları oluşan sanık hakkında, cezanın kişiselleştirilmesi gerekirken, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri ile 5237 sayılı Yasanın 50/1-a, 51. maddeleri ve 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin objektif koşulunun oluşmadığından söz edilmesi ve bu husus esas alınarak itirazda bulunulması yasaya aykırıdır.
4- 5237 sayılı Yasanın 51/1-b, c, d, e, f bentleri ile 765 sayılı Yasadan farklı seçenek yaptırımlar kabul edildiğinden, bu hükümler, mahalli mahkeme tarafından tartışılmamış, sadece 51/1-a maddesinin (silinme koşulları gerçekleşen) sabıka kaydı nedeniyle uygulanamayacağına karar verilmiştir. Bozma doğrultusunda bu hükümlerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
5- Sabıkasının silinme koşulları oluştuğundan ve kaldıki silinme koşulu oluşmasa bile 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre tecile engel olan para cezasına ilişkin sabıka kaydı, 5237 sayılı Yasanın 51. maddesi uyarınca 3 aydan faza hapis cezası olmadığından, engel teşkil etmeyeceği cihetle 51. maddenin tartışılması gerekirken sabıkalı olduğundan bahisle tartışılmaması da yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, bozmaya uyularak verilen yerel mahkeme kararı isabetsiz olup bu kararın onanmasını isteyen tebliğname ve itirazdaki görüşe katılmak mümkün olmadığından, itiraz konusunda karar verilmek üzere dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına (TEVDİİNE), 31.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.