Yargıtay7. Hukuk DairesiTicaret Hukuku
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/4384 K.2013/434
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, elektrik tüketim bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından icra inkar tazminatına yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2006/19-295 E., 2006/341 K.sayılı içtihatında açıklandığı üzere, Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu'nun kararlık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde takibe itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir.
İcra inkar tazminatına mahkemece karar verilebilmesi için, borçlunun itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkar tazminatı, hakkında başlatılan icra takibine itiraz ederek durduran ve takibin çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Mahkemece inkar tazminatına karar verilebilmesi için aranılan bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özellikleri değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan
söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belirli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasında elektrik aboneliği sözleşmesinin varlığı ve dava konusu alacağın elektrik tüketim bedeline ilişkin olduğu çekişmesizdir. Davalı, abonelik sözleşmesi ile likit olan elektrik tüketim bedelini ödemeyi taahhüt etmesine karşın bu edimini yerine getirmemiştir.
O halde, mahkemece dava konusu alacak ile ilgili, davacı lehine icra inkar tazminatına karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde, yasal düzenlemeye aykırı karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
**SONUÇ:** Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 24.01.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Dava, elektrik tüketim bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından icra inkar tazminatına yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2006/19-295 E., 2006/341 K.sayılı içtihatında açıklandığı üzere, Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu'nun kararlık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde takibe itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir.
İcra inkar tazminatına mahkemece karar verilebilmesi için, borçlunun itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkar tazminatı, hakkında başlatılan icra takibine itiraz ederek durduran ve takibin çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Mahkemece inkar tazminatına karar verilebilmesi için aranılan bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özellikleri değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan
söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belirli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasında elektrik aboneliği sözleşmesinin varlığı ve dava konusu alacağın elektrik tüketim bedeline ilişkin olduğu çekişmesizdir. Davalı, abonelik sözleşmesi ile likit olan elektrik tüketim bedelini ödemeyi taahhüt etmesine karşın bu edimini yerine getirmemiştir.
O halde, mahkemece dava konusu alacak ile ilgili, davacı lehine icra inkar tazminatına karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde, yasal düzenlemeye aykırı karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
**SONUÇ:** Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 24.01.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.