Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Borçlar Hukuku · ön sınıflandırma
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/255 K.2011/7176
Özet: (1) Taraflar arasında uyuşmazlık, 112 ada 35 ve 114 ada 26 parsel sayılı taşınmazların kamu malı (mera) niteliğinde olup, kadastro tespitinin iptal edilip sınırlandırılması konusundadır. (2) Mahkeme, taşınmazları mera olarak kabul edip sınırlarını komşu mera ile belirleyerek tespiti iptal etti; ayrıca 6099/3402 yasalarındaki değişiklik nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücreti ödenmemesi gerektiğini hükümle düzeltti.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 112 ada 35 ve 114 ada 26 parsel sayılı sırasıyla 4192,26 m2 ve 4087,70 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar Kadastro Komisyonunca vergi kaydına, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların tespitinin iptali ile mera niteliğiyle sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 112 ada 35 ve 114 ada 26 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olduğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Gerçekten çekişmeli taşınmazların sınırında eylemli biçimde kamu malı niteliğinde mera bulunmaktadır. Dava konusu 112 ada 35 parsel ile sınırlarını oluşturan komşu 112 ada 1 parsel sayılı taşınmaz arasında, 114 ada 26 parsel ile sınırlarını oluşturan komşu 114 ada 33 parsel sayılı taşınmaz arasında doğal ya da yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak bir sınır yeri tarif edilmemiştir. Öte yandan kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Hal böyle olunca çekişmeli taşınmazların sınırını oluşturan komşu mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen taşınmazlara el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir.
Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ...'in sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; mahkeme hükmünden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” hükmü öngörülmüştür. Bu yasal değişiklik nedeniyle davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaması gerekirken, yazılı şekilde hüküm oluşturulması sonradan yürürlüğe giren ve geçmişe etkili sonuç doğuran yasal düzenlemelere aykırı ise de; yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 2, 4 ve 5. bentlerinin hüküm yerinden çıkartılmasına, yerine 2. bent olarak "Davacı ... tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına," sözlerinin yazılmasına hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 23.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kadastro sırasında dava konusu 112 ada 35 ve 114 ada 26 parsel sayılı sırasıyla 4192,26 m2 ve 4087,70 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar Kadastro Komisyonunca vergi kaydına, bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların tespitinin iptali ile mera niteliğiyle sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 112 ada 35 ve 114 ada 26 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olduğu, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Gerçekten çekişmeli taşınmazların sınırında eylemli biçimde kamu malı niteliğinde mera bulunmaktadır. Dava konusu 112 ada 35 parsel ile sınırlarını oluşturan komşu 112 ada 1 parsel sayılı taşınmaz arasında, 114 ada 26 parsel ile sınırlarını oluşturan komşu 114 ada 33 parsel sayılı taşınmaz arasında doğal ya da yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak bir sınır yeri tarif edilmemiştir. Öte yandan kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Hal böyle olunca çekişmeli taşınmazların sınırını oluşturan komşu mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen taşınmazlara el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir.
Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.
Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ...'in sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; mahkeme hükmünden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” hükmü öngörülmüştür. Bu yasal değişiklik nedeniyle davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaması gerekirken, yazılı şekilde hüküm oluşturulması sonradan yürürlüğe giren ve geçmişe etkili sonuç doğuran yasal düzenlemelere aykırı ise de; yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 2, 4 ve 5. bentlerinin hüküm yerinden çıkartılmasına, yerine 2. bent olarak "Davacı ... tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına," sözlerinin yazılmasına hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 23.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.