Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku Trafik Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/24511 K.2012/25633
Özet: Uyuşmazlık, sürücünün üç kez alkollü araç kullanması nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48/5. maddesi uyarınca sürücü belgesinin beş yıl süreyle geri alınmasına ilişkin idari yaptırım kararının kanun yararına bozulma talebiyle ilgilidir. Mahkeme, Ankara 8. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 23 Mart 2012 tarihli ve 2011/3597 değişik iş sayılı kararı “kanun yararına” bozarak sürücü belgesinin geri alınmasını iptal etti.
Üç veya üçten fazla kez alkollü araç kullanmak eyleminden dolayı ... hakkında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48/5. maddesi uyarınca 3.600,00 Türk Lirası idari para cezası uygulanmasına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 23/02/2011 tarihli ve 2011/1047-986 sayılı idari yaptırım kararını müteakip, sürücü belgesinin 5 yıl süre ile geri alınması talebinin reddine dair Ankara 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 23/03/2012 tarihli ve 2011/3597 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 03/09/2012 gün ve 50151 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 21/09/2012 gün ve KYB. 2012/240395 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede; Ankara 8. Sulh Ceza Mahkemesince verilen karara karşı yapılan itirazın yasal süresi içerisinde olmadığından bahisle reddine ilişkin Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/07/2012 tarihli ve 2012/329 değişik iş sayılı kararı aleyhine dosya kapsamına ve dayandığı gerekçeye nazaran kanun yararına bozma yoluna gidilmeksizin yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre sanığın alkollü araç kullanma suçunu daha önce 08/03/2007, 07/03/2010 ve 19/06/2010 tarihlerinde olmak üzere üç kez işlediğinin anlaşılması karşısında, 2918 sayılı Kanun'un 48/5. maddesinde yer alan "... geriye doğru beş yıl içerisinde üç veya daha fazlasında ise, sürücü belgeleri beş yıl süreyle geri alınır..." hükmü uyarınca, mahkemesince sürücü belgesinin 5 yıl süreyle geri alınmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Ankara 8. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 23/03/2012 gün ve 2011/3597 değişik iş sayılı kararının CMK.nın 309/4-c maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek üzere BOZULMASINA, 15.10.2012 günü oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY5326 sayılı yasanın 3/a bendi "idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir. Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 gün ve 38/55 sayılı kararında ehliyetin geri alınması hükmünün temyizi kabil ve Yargıtay denetimine tabi olduğuna dair bir başka Genel Kurul Kararı gerekçe olarak gösterilmiştir.5326 sayılı Kabahatler Kanununun 19. maddesi "saklı tutulan hükümler" başlığı altında diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için (a) (b) (c) (d) bentlerinde belirtilen yaptırımlara ilişkin hükümlerin, ilgili kanunlarda bu kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklıdır şeklinde düzenlenmiş, (c) bendinde de "Ruhsat veya ehliyetin geri alınması yer almış olup, kabahatler kanununda düzenlenen başvuru ve itirazla ilgili hükümlerin uygulanmayacağı açıkça belirtilmiştir.
İzah edilen nedenler karşısında 2918 sayılı yasanın 48. maddesi gereği verilen ehliyetin geri alınması yaptırımı temyize tabi olup asliye cezaya itiraz dilekçesi temyiz dilekçesi olarak görülüp Yargıtaya gönderilmesi gerektiğinden itiraz ile ilgili verilen hüküm hukuken yok hükmünde olduğundan ve sulh ceza kararı da henüz kesinleşmediğinden kanun yararına bozma talebinin reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun kabule dair kararın katılmıyorum.
Mezkür ihbarnamede; Ankara 8. Sulh Ceza Mahkemesince verilen karara karşı yapılan itirazın yasal süresi içerisinde olmadığından bahisle reddine ilişkin Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/07/2012 tarihli ve 2012/329 değişik iş sayılı kararı aleyhine dosya kapsamına ve dayandığı gerekçeye nazaran kanun yararına bozma yoluna gidilmeksizin yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre sanığın alkollü araç kullanma suçunu daha önce 08/03/2007, 07/03/2010 ve 19/06/2010 tarihlerinde olmak üzere üç kez işlediğinin anlaşılması karşısında, 2918 sayılı Kanun'un 48/5. maddesinde yer alan "... geriye doğru beş yıl içerisinde üç veya daha fazlasında ise, sürücü belgeleri beş yıl süreyle geri alınır..." hükmü uyarınca, mahkemesince sürücü belgesinin 5 yıl süreyle geri alınmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Ankara 8. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 23/03/2012 gün ve 2011/3597 değişik iş sayılı kararının CMK.nın 309/4-c maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek üzere BOZULMASINA, 15.10.2012 günü oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY5326 sayılı yasanın 3/a bendi "idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir. Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 gün ve 38/55 sayılı kararında ehliyetin geri alınması hükmünün temyizi kabil ve Yargıtay denetimine tabi olduğuna dair bir başka Genel Kurul Kararı gerekçe olarak gösterilmiştir.5326 sayılı Kabahatler Kanununun 19. maddesi "saklı tutulan hükümler" başlığı altında diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için (a) (b) (c) (d) bentlerinde belirtilen yaptırımlara ilişkin hükümlerin, ilgili kanunlarda bu kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklıdır şeklinde düzenlenmiş, (c) bendinde de "Ruhsat veya ehliyetin geri alınması yer almış olup, kabahatler kanununda düzenlenen başvuru ve itirazla ilgili hükümlerin uygulanmayacağı açıkça belirtilmiştir.
İzah edilen nedenler karşısında 2918 sayılı yasanın 48. maddesi gereği verilen ehliyetin geri alınması yaptırımı temyize tabi olup asliye cezaya itiraz dilekçesi temyiz dilekçesi olarak görülüp Yargıtaya gönderilmesi gerektiğinden itiraz ile ilgili verilen hüküm hukuken yok hükmünde olduğundan ve sulh ceza kararı da henüz kesinleşmediğinden kanun yararına bozma talebinin reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun kabule dair kararın katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.