Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2011/2032 K.2012/17419
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5411 sayılı kanuna muhalefet
**HÜKÜM:** Sahtecilik suçundan hükümlülüğüne ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, zimmet suçundan hükümlülüğüne
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde,
5271 sayılı CMK.nun 231 .maddesinin 12.fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yolu açık bulunup, temyiz yoluna başvurma olanağı bulunmadığı ve CMK. 264.maddesi gereğince kabule şayan bir müracaatta kanun yolunun veya merciin tayininde yapılan bir hatanın müracaat edenin hukukunu ihlal etmeyeceği de gözetilerek, itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalli mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
II-Sanık hakkında zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesine gelince,
1- 26.12.2003 gün ve 25328 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanununun 24/4.madde ve fıkrasını değiştiren 5020 sayılı yasanın 26.maddesinin 1.fıkrasının 2.bendindeki "22.maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar, ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer Ağır Ceza Mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" hükmü ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile yukarıda belirtilen suçlardan dolayı açılan davalara bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2.Ağır Ceza mahkemesine ait olduğu belirtilmiş, 1.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164.maddesinde de 4389 sayılı Kanunun, 5020 sayılı yasanın 26.maddesi ile değişik 24/4.maddesindeki düzenlemenin korunduğu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 8.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da HSYK.nun 29.12.2003 gün ve 610 sayılı, 15.1.2004 gün ve 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1 inci maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verildiği gözetilip görevsizlik kararı verilerek dosyanın Zonguldak 2.Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre,
2- Mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3.maddesinin ikinci cümlesinde nitelikli zimmet suçunun kriteri "...suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenirse..." şeklinde iken 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160/2.maddesinde basit ve nitelikli zimmet fiillerinin ayırımında "suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi" kriteri kabul edilerek, "bankayı aldatıcılık" unsuru kaldırılmış olup, bu tarihten sonra basit bir inceleme ile ilk bakışta anlaşılamayan, tediye fişlerine müşteri adına atılan paraf ve imza gibi her türlü hileli hareket, eylemi nitelikli zimmet suçu haline getirecektir. Somut olayda tediye fişleri getirtilerek sanığın eyleminin belirtilen ölçütlere göre bilirkişiler marifetiyle incelettirilip,düzenlenecek rapor sonucuna göre her bir işlemin ayrı ayrı nitelikli ve basit zimmet olup olmadığının belirlenmesiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak sanığın bütün eyleminin nitelikli zimmet kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi,
3-Sanığın eylemi nitelikli zimmet kabul edildiği halde, doğrudan 5411 sayılı yasanın 160/2.madde fıkrası gereği hüküm kurulması gerekirken aynı yasanın 160/1.madde fıkrasından hüküm kurularak artırıma gidilmesi,
4- Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5411 sayılı yasanın 160/son madde fıkrasında "zimmet konusunu oluşturan para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların değerinin azlığı nedeniyle verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir" hükmü bulunduğu halde, bu hususun tartışılmaması,
5- 5411 sayılı yasanın 160/2.madde fıkrası uyarınca hüküm kurulmasına karşın aynı fıkra gereğince gün para cezasına hükmedilmesi gerekirken, zimmet miktarı üzerinden doğrudan üç kat artırılarak hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/05/2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : 5411 sayılı kanuna muhalefet
**HÜKÜM:** Sahtecilik suçundan hükümlülüğüne ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, zimmet suçundan hükümlülüğüne
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde,
5271 sayılı CMK.nun 231 .maddesinin 12.fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yolu açık bulunup, temyiz yoluna başvurma olanağı bulunmadığı ve CMK. 264.maddesi gereğince kabule şayan bir müracaatta kanun yolunun veya merciin tayininde yapılan bir hatanın müracaat edenin hukukunu ihlal etmeyeceği de gözetilerek, itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalli mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
II-Sanık hakkında zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesine gelince,
1- 26.12.2003 gün ve 25328 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanununun 24/4.madde ve fıkrasını değiştiren 5020 sayılı yasanın 26.maddesinin 1.fıkrasının 2.bendindeki "22.maddenin (3) ve (4) numaralı fıkrası kapsamında veya bu suçlarla bağlantılı olup da ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ait davalar, ilgili bankanın bulunduğu ilin adıyla anılan (1) numaralı ağır ceza mahkemelerinde görülür. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu tür suçlara bakmak üzere o yerlerdeki diğer Ağır Ceza Mahkemeleri de görevlendirilebilir veya yeni ağır ceza mahkemesi de kurulabilir" hükmü ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 29.12.2003 tarih ve 610 sayılı kararı ile yukarıda belirtilen suçlardan dolayı açılan davalara bakma görevinin İstanbul dışında birden fazla ağır ceza mahkemesi olan yerler için 2.Ağır Ceza mahkemesine ait olduğu belirtilmiş, 1.11.2005 gün ve 25983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 164.maddesinde de 4389 sayılı Kanunun, 5020 sayılı yasanın 26.maddesi ile değişik 24/4.maddesindeki düzenlemenin korunduğu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 8.12.2005 gün ve 861 sayılı kararında da HSYK.nun 29.12.2003 gün ve 610 sayılı, 15.1.2004 gün ve 2 sayılı kararları ile 4389 sayılı Kanun yürürlükte iken belirlenen mahkemelerin, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 1 inci maddesi gereğince bu kanundan doğan davalara bakmaya devam etmelerine karar verildiği gözetilip görevsizlik kararı verilerek dosyanın Zonguldak 2.Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre,
2- Mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3.maddesinin ikinci cümlesinde nitelikli zimmet suçunun kriteri "...suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenirse..." şeklinde iken 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160/2.maddesinde basit ve nitelikli zimmet fiillerinin ayırımında "suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi" kriteri kabul edilerek, "bankayı aldatıcılık" unsuru kaldırılmış olup, bu tarihten sonra basit bir inceleme ile ilk bakışta anlaşılamayan, tediye fişlerine müşteri adına atılan paraf ve imza gibi her türlü hileli hareket, eylemi nitelikli zimmet suçu haline getirecektir. Somut olayda tediye fişleri getirtilerek sanığın eyleminin belirtilen ölçütlere göre bilirkişiler marifetiyle incelettirilip,düzenlenecek rapor sonucuna göre her bir işlemin ayrı ayrı nitelikli ve basit zimmet olup olmadığının belirlenmesiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak sanığın bütün eyleminin nitelikli zimmet kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi,
3-Sanığın eylemi nitelikli zimmet kabul edildiği halde, doğrudan 5411 sayılı yasanın 160/2.madde fıkrası gereği hüküm kurulması gerekirken aynı yasanın 160/1.madde fıkrasından hüküm kurularak artırıma gidilmesi,
4- Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5411 sayılı yasanın 160/son madde fıkrasında "zimmet konusunu oluşturan para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların değerinin azlığı nedeniyle verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir" hükmü bulunduğu halde, bu hususun tartışılmaması,
5- 5411 sayılı yasanın 160/2.madde fıkrası uyarınca hüküm kurulmasına karşın aynı fıkra gereğince gün para cezasına hükmedilmesi gerekirken, zimmet miktarı üzerinden doğrudan üç kat artırılarak hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/05/2012 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.