Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2010/8610 K.2012/30401
Özet: Ağır Ceza Mahkemesi, 318. madde uyarınca sanığın bankacılık zimmetiyle dolandırıcılık suçu işlemiş olması nedeniyle 5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi çerçevesinde kabul ederek, 02/12/2012 tarihli kararını 3/12/2012 oy çoğullukla ONAYLA onayi yaptı.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Bankacılık zimmeti
HÜKÜM: Sanığın hükümlülüğüne
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmolunan cezanın nevi ve miktarına göre sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebi yerinde görülmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanığın sabit kabul edilen eylemi, 5237 sayılı TCK'nun 158/1-f maddesinde düzenlenen "bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu"na uyduğu halde, anılan yasanın 158/1-e maddesinde düzenlenen "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçu" kapsamında kaldığı kabul edilerek uygulama yapılmış ise de, her iki yasa maddesi için öngörülen ceza miktarının aynı olması karşısında, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Nüfus kayıt örneğine göre, sanığın baba adı "Hüseyin" olduğu halde, karar başlığında "üseyin" olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yanlışlık olarak değerlendirilmiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 03/12/2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Sanığın para kabul etme yada ödeme yetkisi olmadığı gözetilerek eylemi 5237 sayılı yasanın 42/2-e fıkrasına uyan "Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle" hırsızlık suçunu oluşturduğu düşüncesiyle çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
SUÇ: Bankacılık zimmeti
HÜKÜM: Sanığın hükümlülüğüne
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Hükmolunan cezanın nevi ve miktarına göre sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebi yerinde görülmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanığın sabit kabul edilen eylemi, 5237 sayılı TCK'nun 158/1-f maddesinde düzenlenen "bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu"na uyduğu halde, anılan yasanın 158/1-e maddesinde düzenlenen "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçu" kapsamında kaldığı kabul edilerek uygulama yapılmış ise de, her iki yasa maddesi için öngörülen ceza miktarının aynı olması karşısında, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Nüfus kayıt örneğine göre, sanığın baba adı "Hüseyin" olduğu halde, karar başlığında "üseyin" olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yanlışlık olarak değerlendirilmiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 03/12/2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Sanığın para kabul etme yada ödeme yetkisi olmadığı gözetilerek eylemi 5237 sayılı yasanın 42/2-e fıkrasına uyan "Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle" hırsızlık suçunu oluşturduğu düşüncesiyle çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.