‹ Ana sayfa
Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2009/8566 K.2011/27162

Esas No: 2009/8566 · Karar No: 2011/27162 · Karar Tarihi: 27.12.2011
Özet: (1) Sanığın, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’na aykırı davranmak suçundan adli para cezası ile cezalandırılması ve bu cezanın miktarının 500 TL olarak belirlenmesi konusundaki uyuşmazlık; (2) Mahkeme, kanun yararına bozma talebini kabul ederek kararını bozmaya karar verdi, cezanın 450 TL olarak yeniden belirlenmesini ve infazın bu tutarda yapılmasını hükmederek diğer hükümlerin aynen bırakılmasına karar verdi.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanık ...'in, anılan Kanun'un 36/a, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1, 52/2. maddeleri uyarınca 500 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Aybastı Sulh Ceza Mahkemesinin 06/05/2008 tarihli ve 2007/146 esas, 2008/32 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 25.03.2009 gün ve 16844 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2009 gün ve KYB. 2009-87840 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Aybastı Sulh Ceza Mahkemesinin 06/05/2008 tarihli, 2007/146 esas-2008/32 karar sayılı dosyasınında evvelce hiçbir duruşmaya gelmeyen ve katılma talebinde bulunmayan hazine vekili Avukat .....'ın celse arasında dosyaya sunduğu 22/04/2008 havale tarihli dilekçeyle katılma talebinde bulunması üzerine mahkemece yokluğunda katılan idare vekili olarak duruşmaya kabulüne karar verilmesine rağmen hazine lehine 1136 Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince dilekçe yazım ücreti tayin olunması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiş ise de, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 05/11/2008 tarihli ve 2008/9091-7078 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kanun yararına bozma yoluna temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan kararlarda gerek maddî hukuk ve gerek usul hukukuna ilişkin aykırılıkların giderilmesi için başvurulabileceği, dilekçe yazım ücreti yargılama gideri sayılsa da kişisel hak niteliğinde olup, bu hakka yönelik kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından incelenebilmesi için hak sahibi tarafından temyiz edilmesi gerektiği, şahsî hak bakımından kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin mümkün bulunmadığı nazara alınarak yapılan incelemede,
Sanığın eylemini cezaî yaptırıma bağlayan 2634 sayılı Kanun'un 36/a maddesinde hapis ve adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü ve sanık hakkında seçimlik cezalardan adli para cezasına hükmedildiği nazara alındığında, suçun işlendiği 01/10/2006 tarihi itibarıyla anılan Kanun'un 36/a maddesinde öngörülen adli para cezasının 450 Yeni Türk lirası olduğu gözetilmeden, suç tarihinden sonra 08/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 382. maddesi ile değişik 2634 sayılı Kanun'un 36/a maddesi uyarınca 50 yeni Türk lirası fazlası ile 500 yeni Türk lirası adli para cezasına hükmedilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebine ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Aybastı Sulh Ceza Mahkemesinin, 06.05.2008 gün ve 2007/146 esas, 2008/32 karar sayılı kararının CMK.nın 309/4-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, cezanın 450 Türk Lirası olarak belirlenip, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına ve hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına 27.12.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?