Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/7047 K.2010/13291
Özet: Uyuşmazlık, yerel mahkeme tarafından 2313 sayılı Kanuna Aykırılık suçundan verilen hapis cezasının miktarı ve uygulama birliğiyle ilgili olarak sanığın haklı şekilde temyiz edilmesi gerektiği iddiasıdır. Mahkeme, 23/09/2010 tarihli kararında, sanığın infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin hükmü bozarak yeni yasal düzenlemelere uygun olarak karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: 2313 sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülüğüne ve müsadereye
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1- Ekilen hint kenevirinin miktar ve önemine göre cezalarının şahsiliği ve uygulama birliğinin sağlanması bakımından suça konu 64 kök hint keneviri ekenlerle daha çok ekenler arasında hakça oranda ceza verilmesi gerekirken, dişi hint keneviri ekili yer, tespit edilen kök sayısı, eylemin işleniş biçimi ve önemi gözetilmeden taktirde yanılgıya düşülmek suretiyle, asgari hadden uzaklaşılarak yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı olup, ayrıca suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 2313 sayılı Yasanın 23/son ve 5237 sayılı TCK'nın 49/1. maddeleri uyarınca fiile uygulanacak hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı 20 yıl ise de, hükümden sonra 19 Aralık 2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 14. maddesi ile değişik 5252 sayılı Yasanın 6/2. maddesinde "hapis cezalarında kanunlarında aksine bir hüküm yoksa alt sınır bir ay, üst sınır beş yıl olarak uygulanır" hükmü karşısında sanığın eylemi için 2313 sayılı Yasanın 23/son maddesinde öngörülen cezanın üst haddinin beş yılla sınırlandırıldığı cihetle, 5237 sayılı Yasanın 7. maddesi uyarınca; sanık lehine bulunan yeni yasal düenlemeye göre hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininin gerekmesi,
2-5237 sayılı TCK'nın 58/7. maddesinde, mahkûmiyet kararında, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtileceği öngörülmüştür.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinin (4), (5) ve (6) fıkralarında ise "Hâkim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıvermeye ilişkin hükümlür uygulanır. Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir" denmiştir. Ancak, denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirirek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye aittir.
Buna göre mahkûmiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/7. maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.09.2010 tarihinde 2. bozma nedeni için oyçokluğuyla, diğer sebep hakkında oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununun 4. maddesinde belirtilen görevler arasında denetimli serbestlikle ilgili karar verme hususu sayılmadığı gibi 5275 Sayılı Yasada da yine denetimli serbestlikle ilgili karar verebileceğine dair özel bir hüküm bulunmadığından 5275 Sayılı Yasanın 107/11, 108. ve 5237 sayılı TCK.nun 191. maddeleri de gözetildiğinde denetimli serbestliğe infaz hakimliğince karar verilemiyeceği düşüncesiyle çoğunluğun bu yöndeki bozma kararına katılmıyorum.
SUÇ: 2313 sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Hükümlülüğüne ve müsadereye
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1- Ekilen hint kenevirinin miktar ve önemine göre cezalarının şahsiliği ve uygulama birliğinin sağlanması bakımından suça konu 64 kök hint keneviri ekenlerle daha çok ekenler arasında hakça oranda ceza verilmesi gerekirken, dişi hint keneviri ekili yer, tespit edilen kök sayısı, eylemin işleniş biçimi ve önemi gözetilmeden taktirde yanılgıya düşülmek suretiyle, asgari hadden uzaklaşılarak yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı olup, ayrıca suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 2313 sayılı Yasanın 23/son ve 5237 sayılı TCK'nın 49/1. maddeleri uyarınca fiile uygulanacak hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı 20 yıl ise de, hükümden sonra 19 Aralık 2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 14. maddesi ile değişik 5252 sayılı Yasanın 6/2. maddesinde "hapis cezalarında kanunlarında aksine bir hüküm yoksa alt sınır bir ay, üst sınır beş yıl olarak uygulanır" hükmü karşısında sanığın eylemi için 2313 sayılı Yasanın 23/son maddesinde öngörülen cezanın üst haddinin beş yılla sınırlandırıldığı cihetle, 5237 sayılı Yasanın 7. maddesi uyarınca; sanık lehine bulunan yeni yasal düenlemeye göre hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininin gerekmesi,
2-5237 sayılı TCK'nın 58/7. maddesinde, mahkûmiyet kararında, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtileceği öngörülmüştür.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinin (4), (5) ve (6) fıkralarında ise "Hâkim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıvermeye ilişkin hükümlür uygulanır. Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir" denmiştir. Ancak, denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirirek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye aittir.
Buna göre mahkûmiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/7. maddesi gereğince "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.09.2010 tarihinde 2. bozma nedeni için oyçokluğuyla, diğer sebep hakkında oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununun 4. maddesinde belirtilen görevler arasında denetimli serbestlikle ilgili karar verme hususu sayılmadığı gibi 5275 Sayılı Yasada da yine denetimli serbestlikle ilgili karar verebileceğine dair özel bir hüküm bulunmadığından 5275 Sayılı Yasanın 107/11, 108. ve 5237 sayılı TCK.nun 191. maddeleri de gözetildiğinde denetimli serbestliğe infaz hakimliğince karar verilemiyeceği düşüncesiyle çoğunluğun bu yöndeki bozma kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.