‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2011/20180 K.2013/25178

Esas No: 2011/20180 · Karar No: 2013/25178 · Karar Tarihi: 12.12.2013
1 kez atıf aldı Sonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: Uyuşmazlık konusu, mahkumiyetin temyiz edilmesi ve ikinci hükmün hukuki değerden yoksun olup yeniden incelenmesidir; mahkeme, ikinci hükme ilişkin temyiz itirazını reddederek dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iade etti. Mahkemenin sonucu, 2. hükmenin geçersiz sayılarak temyiz davasının kabul edilmediği ve dosyanın yeniden incelenmesi için başvurunun geri gönderildiğidir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Hükümlü ... hakkında kurulan Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2005 gün ve 2001/1193 Esas, 2005/69 Karar sayılı önceki hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/09/2007 tarih ve 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı üzere, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.

Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...'ye ilişkin ilk hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesinin verdiği yetki çerçevesinde iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ...'ün tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.

Bu nedenlerle; ... hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile CMUK’nın 317. maddesi uyarınca, isteme uygun olarak REDDİNE;
5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin taktiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
2-Sanık ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
765 sayılı TCK’nın 2/2 ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın ceza kanunları bakımından uygulanması 7. maddelerinde, düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere her iki düzenlemede, ceza hukukunun en önemli ilkelerinden birisi olan “Ceza hukuku kurullarının yürürlüğe girdiği andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin” ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istinasını oluşturan ve failin lehine olan yasanın geçmişe etkili olması anlamına gelen “geçmişe etkili uygulama” veya “geçmişe yürürlük” ilkesine yer vermiştir.

Somut olaya ilişkin lehe kanunun belirlenmesinde sadece belirli bir hüküm göz önünde bulundurulamaz. Kanun hükümleri olaya bir bütün olarak uygulanmalı ve sonucuna bakılmak suretiyle lehe kanun belirlenmelidir. Bu düşünceyle 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi ile özel hüküm de konulmuştur. Bu arada suç ile sanık arasındaki bağlantıyı kesen ve sanığın cezalandırılmasını önleyen yargılamanın her aşamasında dikkate alınması zorunlu olan zamanaşımına ilişkin hükümlerin, zaman bakımından uygulama sorunu da vardır.

1982 Anayasanın 38/2. maddesinde dava ve ceza zamanaşımına ilişkin kanun hükümlerinde değişiklik yapılması durumunda maddi ceza hukukuna ilişkin zaman bakımından uygulama kurallarının geçerli olacağı kabul edilmiştir. Buna göre genel yargılaması devam eden dava için dava zamanaşımına ilişkin sürelerde değişiklik yapan sonraki kanun lehe hüküm içeriyorsa bunun da geçmişe etkili olarak 03.06.1942 gün 36/15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ana hatları ile açıklandığı üzere, ceza bağımsızlığını koruyan her suç için ayrı ayrı uygulanması gerekecektir. Bunun tek İstisnası 5252 sayılı Yasanın 9/4. maddesidir. Bu bağlamda somut olaya gelince;
Sanığın eylemi, 765 ve 5237 sayılı Yasaların her ikisinde de suç olarak tanımlanmıştır. Sanıklara isnat edilen eylem 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522(pek fahiş) maddeleriyle 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 143; 116/2-4, 119/1-c; 151/1. maddelerinde öngörülen ve ceza bağımsızlığını koruyan suçları oluşturmaktadır. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 102/3 ve 104/2. madde ve fıkraları uyarınca bu suça ilişkin kesintili zaman aşımı süresi dolmamıştır. Ancak sanığa yüklenen fiil ile ilgili 5237 sayılı TCK’nın 151/1. 66, 67. maddelerine göre kesintili zaman aşımının süresi olan 8 yıl suç tarihi ile inceleme tarihi arasında dolmuş bulunmaktadır. Hal böyle olunca zaman aşımı kuralı da dikkate alınarak yeniden sanıklar hakkında lehe olan yasanın saptanması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'nin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 12.12.2013 günü oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?