Yargıtay 13. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2011/30415 K.2012/11441
Özet: Uyuşmazlık, mahkemece temyiz edilmeden kesinleşmiş ilk hüküm ve aynı dosyada sanık olan başka bir kişinin ikinci hükmünün hukuki değerden yoksun olup yeniden yargılama sürecine dahil edilip edilemeyeceği konusundaki yasal yorumları içerir. Mahkeme, ikinci hükmün yok hükmünde olduğunu belirterek temyiz davasına konu olamayacağını ve dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesiyle sonuçlandırılmasını kararlaştırmıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Hükümlüler ... ve ... bakımından yapılan incelemede;
Hükümlüler ... ve ... hakkında kurulan 22.11.2004 gün ve 2002/1108-2004/985 sayılı önceki hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlüler hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlüler hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...’a ilişkin ilk hükmün, adı geçen sanık tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5320 sayılı Yasanın 8/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ... ve ...’nin tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle, ... ve ... hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, hükümlüler müdafiinin konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin taktiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
B-Sanık ... bakımından yapılan incelemede;
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CMK'nun 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla;
a-İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu,
b-Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri,
c-Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi,
d-Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler,
e-Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir.
Ayrıca ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 15.2.2005 gün, 6-16-14 sayılı kararında da açıklandığı üzere, cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesi, her bir olay yönünden farklı koşullara tabi olacağı bu kuralın aksine davranışın denetim olanağını ortadan kaldıracağı gibi infazda da tereddütlere yol açacağı gözetilmeden, sanığın her bir eylemi nedeniyle ayrı ve bağımsız biçimde değerlendirme yapılarak, uygulama maddeleri ayrı ayrı gösterilip denetime olanak sağlayacak biçimde ayrı ayrı hüküm kurulması gerekecektir.
Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 308/7. maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.
Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK'nun 34,230,232 ve 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 308/7. maddeleri gözetilmeden ve bu ilkelere uyulmadan, önceki hükmün aynen infazı denilerek, gerekçeden yoksun ve denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 16.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Hükümlüler ... ve ... bakımından yapılan incelemede;
Hükümlüler ... ve ... hakkında kurulan 22.11.2004 gün ve 2002/1108-2004/985 sayılı önceki hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlüler hakkındaki temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlüler hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...’a ilişkin ilk hükmün, adı geçen sanık tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5320 sayılı Yasanın 8/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ... ve ...’nin tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 2. hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle, ... ve ... hakkında yeniden kurulan 2. hükme yönelik, hükümlüler müdafiinin konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE, 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesine göre, gereğinin taktiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
B-Sanık ... bakımından yapılan incelemede;
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CMK'nun 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla;
a-İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu,
b-Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri,
c-Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi,
d-Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler,
e-Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir.
Ayrıca ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 15.2.2005 gün, 6-16-14 sayılı kararında da açıklandığı üzere, cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesi, her bir olay yönünden farklı koşullara tabi olacağı bu kuralın aksine davranışın denetim olanağını ortadan kaldıracağı gibi infazda da tereddütlere yol açacağı gözetilmeden, sanığın her bir eylemi nedeniyle ayrı ve bağımsız biçimde değerlendirme yapılarak, uygulama maddeleri ayrı ayrı gösterilip denetime olanak sağlayacak biçimde ayrı ayrı hüküm kurulması gerekecektir.
Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 308/7. maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.
Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK'nun 34,230,232 ve 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 308/7. maddeleri gözetilmeden ve bu ilkelere uyulmadan, önceki hükmün aynen infazı denilerek, gerekçeden yoksun ve denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 16.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.