‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/12845 K.2012/6914

Esas No: 2010/12845 · Karar No: 2012/6914 · Karar Tarihi: 05.04.2012
Özet: Uyuşmazlık, geceleyin silâhlı gasp suçundan sanığın 765 sayılı TC Kanunu’nun 497/1 ve 59/2 maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin kararın ardından 5237 sayılı TC Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebiyle aynı mahkeme tarafından 11 yıl 8 ay hapis cezasının bozulup yerine 11 yıl 8 ay ve 3 yıl 4 ay hapis cezalarının verilmesi yönündeki kararla ilgilidir. Mahkeme, 19.02.2003 tarihli kararın sanık lehine kazanılmış hak kabulü nedeniyle infazını 02.06.2009 tarihli karara göre yapmayı reddederek, 5271 sayılı CYY’nın 309‑310 maddeleri uyarınca bu kararı bozm
Geceleyin silâhlı gasp suçundan sanık ...'un, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 497/1, 59/2. maddeleri gereğince 12 sene 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair ÜSKÜDAR 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/02/2003 tarihli ve 2002/319 esas, 2003/42 sayılı kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 14/10/2003 tarihli ve 2003/5296 esas, 2003/6878 karar sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilerek kesinleşmesini takiben infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1, 62/1. maddeleri uyarınca 11 sene 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 30/06/2005 tarihli ve 2002/319 esas, 2003/42 sayılı ek kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28/01/2008 tarihli ve 2006/23154 esas, 2008/771 karar sayılı ilâmı ile bozulmasına karar verilmesini müteakip, adı geçenin 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-h, 62, 109/2, 109/3-a-b, 62. maddeleri gereğince 11 sene 8 ay hapis ve 3 sene 4 ay hapis cezalan ile cezalandırılmasına, ancak 19/02/2003 tarihli ve 2002/319 esas, 2003/42 sayılı karar ile verilen 12 sene 6 ay hapis cezasının sanık lehine kazanılmış hak kabulü gerekeceğinden infazının 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326/son maddesi uyarınca bu surette yapılmasına dair anılan Mahkemenin 02/06/2009 tarihli ve 2008/146 esas, 2009/215 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 11.04.2010 gün ve 2010/4074/22649 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2010 gün ve KYB/2010/90488 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 04.05.2010 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:

Anılan Yazıda;

(Her ne kadar 02/06/2009 tarihli kararda başvurulabilecek kanun yolunun başvuru şekli gösterilmemiş ise de, sanık müdafiine yapılan tebligata söz konusu eksikliği giderir şekilde meşruhat verildiği gözetilerek yapılan incelemede,

5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "Lehe Olan Hükümlerin Uygulanmasında Usul" başlıklı 9/3. maddesinde yer alan, "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenleme karşısında, 28/02/2002 tarihinde işlenen atılı suç nedeniyle sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ilgili bütün hükümleri uygulandıktan sonra bulunacak sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle sanık lehine olan hükmün belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, mahkemece, 5237 sayılı Kanun'un sanık lehine olduğundan bahisle yazılı şekilde sanık aleyhine olarak hüküm kurulmasında ve söz konusu olayda uygulanma imkanı bulunmayan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326/son maddesi uyarınca 19/02/2003 tarihli karar ile verilen cezanın sanık lehine kazanılmış hak olduğundan bahisle infazın bu karara göre yapılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;

TÜRK MİLLETİ ADINA

5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan istisnai bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz.

Yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 1412 sayılı CMUK'nın 33, 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça belirtilmiştir.

1412 sayılı CMUK'nın 289. (5271 sayılı CYY’nın 260/1) maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar sayılmıştır.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Hükümlü ...'un, 23.01.2009 tarihli oturumda ''halen çağrıldığı adreste oturur" dendiği, ancak hükümlüye gerekçeli kararın değişen ve çağrıldığı adrese değil, önceki adresine çıkarılıp, tebliğatın iadesi üzerine Tebliğat Kanunun 35. Maddesine göre usulsüz tebliğat yapıldığından ve ayrıca gerekçeli kararın hükümlünün dosyada vekaleti bulunan ve hüküm kesinleştikten sonra sanık adına infaza dair işlemler yapan Av.... yerine hükümlünün atandığından haberdar olmadığı Av. Abdurrahim Küçük'ün yüzüne açıklanan kararın yine anılan avukata tebliğ edildiği, savunmanı Av.... 'a gerekçeli karar tebliğ edilmediğinden, anılan kararın kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın Hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği, yukarıdaki açıklamalar ışığında kararın henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında;

1-) Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.06.2009 tarih ve 2008/146- 2009/215 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma istemin bu aşamada REDDİNE,

2-) 02.06.2009 tarih ve 2008/146- 2009/215 sayılı kararın hükümlü ... ve savunmanı Av.... 'a CMK’nun 232/6. maddesine uygun olarak yasa yolu başvurusu için kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Yargıtay'a temyiz yoluna başvurubileceğini ve başvuru yöntemini açıklayan davetiye ile tebliği ile buna ilişkin belgeler ve sunarlarsa temyiz isteğini içeren dilekçeleri de eklendikten ve tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 05.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?