Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/12140 K.2012/10749
Özet: Uyuşmazlık konusu, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmemesiyle ilgiliydi; mahkeme, 2.7.2008 tarihli kararın kesinleşmesinden sonra dosya üzerinden hükmün açıklanmasına karar vererek, hapis cezasını ve denetim süresini onayladı.
Kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 143/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5, 231/8-c maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23/1. maddesi gereğince 3 yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulmasına, 6 ay süreyle ikametgahı olan ... ilçesinde alkollü eğlence yerlerine gitmekten yasaklanmasına dair SAKARYA Çocuk Mahkemesinin 02/07/2008 tarihli ve 2008/109 esas, 2008/296 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmediğinden bahisle Sakarya Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü tarafından vuku bulan talep üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasına ilişkin, aynı Mahkemenin 24/04/2009 tarihli, 2008/109 esas, 2008/296 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 31/03/2010 gün ve 2009/3348/19973 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/04/2010 gün ve KYB/2010/88441 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 22/04/2010 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(1-Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmediğinden bahisle geri bırakılan hükmün açıklanmasına duruşma açılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesinde,
2-Sakarya Çocuk Mahkemesinin 02/07/2008 tarihli ve 2008/109 esas, 2008/296 sayılı kararının infazı sırasında, kararın Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünce ilgiliye 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmış ise de, anılan maddenin uygulanabilmesi için gerekli ön şart olan kendisine veya adresine Kanun'un gösterdiği usullere göre, daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise söz konusu Kanun'un 35. maddesinin son fıkrasında gösterilen istisnaî durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında; gerekçeli kararın tebliği için sanığın bilinen son adresine çıkartılmış tebligat bulunmaması sebebiyle anılan Kanun maddesi uyarınca doğrudan yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı gibi, Tebligat Tüzüğü'nün 55/2. maddesi yollamasıyla aynı Tüzüğün 28. maddesinde adres araştırmasına yönelik olmak üzere belirtilen şekil şartları yerine getirilmeden yapılan tebligatın da geçerli sayılamayacağı, bu hususun Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 01/12/2004 tarih, 2004/20415-12070 sayılı ilâmında da kabul edildiği cihetle kararın kesinleşmemiş bulunduğu gözetilerek hükmün açıklanmasına ilişkin talebin reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
1-Mahkemece 2.7.2008 tarihli karar ile sanığın, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçu nedeniyle 5237 sayılı TCY'nın 142/1-b, 143, 31/3 maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına hükmedilip 5395 sayılı Yasanın 23/1. maddesi yollamasıyla 5271 sayılı Yasanın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Yasanın 231/8. maddesi gereğince 3 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına ve 6 ay süreyle ikametgahı olan ... ilçesindeki alkollü eğlence yerlerine gitmekten yasaklanması şeklindeki denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, sanığın denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmanın yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle, mahkemece dosya üzerinden 5271 sayılı CMK'nun 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
Öncelikle duruşma açılıp taraflara haber verilerek, sanığın bu konudaki savunması alındıktan sonra sonucuna göre hükmün denetime olanak verecek şekilde açıklanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sakarya Çocuk Mahkemesinin 2.7.2008 gün ve 2008/109-296 E.K sayılı kararının infazı sırasında, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü tarafından “ilamın infazı için 10 gün içinde Şube Müdürlüğüne başvurması ve 30 gün içinde infaza başlanması gerektiği, aksi takdirde bu durumun yükümlülük ihlali olarak değerlendirilerek infaz evrakının mahkemeye iletilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceği” hususu sanığa Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca 25.11.2008 tarihinde tebliğ edilmiş ise de; tebliğ tarihinde sanığın cezaevinde olduğu dosya içerisinde mevcut ... L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 8.7.2009 tarihli cevabi yazısından anlaşıldığından yapılan bu tebliğin usulsüz olduğu, bu bağlamda sanığın denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davrandığından söz edilemeyeceği halde yazılı şekilde karar verilmesi,
Usul ve Yasaya aykırı olduğundan,
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile Sakarya Çocuk Mahkemesinin 24.4.2009 gün ve 2008/109-296 E.K sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-b maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.5.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Anılan Yazıda;
(1-Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmediğinden bahisle geri bırakılan hükmün açıklanmasına duruşma açılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesinde,
2-Sakarya Çocuk Mahkemesinin 02/07/2008 tarihli ve 2008/109 esas, 2008/296 sayılı kararının infazı sırasında, kararın Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünce ilgiliye 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmış ise de, anılan maddenin uygulanabilmesi için gerekli ön şart olan kendisine veya adresine Kanun'un gösterdiği usullere göre, daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise söz konusu Kanun'un 35. maddesinin son fıkrasında gösterilen istisnaî durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında; gerekçeli kararın tebliği için sanığın bilinen son adresine çıkartılmış tebligat bulunmaması sebebiyle anılan Kanun maddesi uyarınca doğrudan yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı gibi, Tebligat Tüzüğü'nün 55/2. maddesi yollamasıyla aynı Tüzüğün 28. maddesinde adres araştırmasına yönelik olmak üzere belirtilen şekil şartları yerine getirilmeden yapılan tebligatın da geçerli sayılamayacağı, bu hususun Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 01/12/2004 tarih, 2004/20415-12070 sayılı ilâmında da kabul edildiği cihetle kararın kesinleşmemiş bulunduğu gözetilerek hükmün açıklanmasına ilişkin talebin reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
1-Mahkemece 2.7.2008 tarihli karar ile sanığın, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçu nedeniyle 5237 sayılı TCY'nın 142/1-b, 143, 31/3 maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasına hükmedilip 5395 sayılı Yasanın 23/1. maddesi yollamasıyla 5271 sayılı Yasanın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı Yasanın 231/8. maddesi gereğince 3 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına ve 6 ay süreyle ikametgahı olan ... ilçesindeki alkollü eğlence yerlerine gitmekten yasaklanması şeklindeki denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, sanığın denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmanın yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle, mahkemece dosya üzerinden 5271 sayılı CMK'nun 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
Öncelikle duruşma açılıp taraflara haber verilerek, sanığın bu konudaki savunması alındıktan sonra sonucuna göre hükmün denetime olanak verecek şekilde açıklanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sakarya Çocuk Mahkemesinin 2.7.2008 gün ve 2008/109-296 E.K sayılı kararının infazı sırasında, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü tarafından “ilamın infazı için 10 gün içinde Şube Müdürlüğüne başvurması ve 30 gün içinde infaza başlanması gerektiği, aksi takdirde bu durumun yükümlülük ihlali olarak değerlendirilerek infaz evrakının mahkemeye iletilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceği” hususu sanığa Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca 25.11.2008 tarihinde tebliğ edilmiş ise de; tebliğ tarihinde sanığın cezaevinde olduğu dosya içerisinde mevcut ... L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 8.7.2009 tarihli cevabi yazısından anlaşıldığından yapılan bu tebliğin usulsüz olduğu, bu bağlamda sanığın denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davrandığından söz edilemeyeceği halde yazılı şekilde karar verilmesi,
Usul ve Yasaya aykırı olduğundan,
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden kabulü ile Sakarya Çocuk Mahkemesinin 24.4.2009 gün ve 2008/109-296 E.K sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK.nun 309/4-b maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.5.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.