Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/5112 K.2010/1817
Özet: Uyuşmazlık, Asliye Ceza Mahkemesi’nin hırsızlık suçundan dolayı sanığı mahkum ettiği hükmünün temyiz edilmesiyle ilgilidir; Mahkeme, savunma hakkının kısıtlanması ve uzlaşma hükümlerinin uygulanmasında yapılan hataları dikkate alarak kararını bozdu ve hükmü iptal etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- İzmit Cezaevinde tutuklu olduğu anlaşılan sanıktan Cumhuriyet Başsavcılığı iade kararına karşı diyeceklerinin sorulması için ilgili yer Mahkemesine yönerge yazılmadan karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 24 ve 5271 sayılı CMK'nun 253/1. maddeleri gözetildiğinde, 5237 sayılı TCY'nın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğunun anlaşılması karşısında; taraflar arasında öncelikle 5271 sayılı CMK.nun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma girişiminde bulunulması, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine yargılamaya devam olunarak sonucuna göre hukuki durumun belirlenmesi gerektiği düşünülmeden, suçtan asıl zarar gören suçun işlendiği konutun sahibi ... ve sanıktan uzlaşmayı kabul edip etmedikleri de sorulmadan, sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi nedeniyle, uzlaşmadan yararlanamayacağı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi,
3- Suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre, hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesinin değerlendirilmemesi,
4- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 493/1, 522/1, 55/3, 59/2, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/1-b, 31/3, 62/1, 50. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında uzlaşma hükümlerinin uygulanması halinde 5237 sayılı TCK hükümlerinin, uygulanmaması durumunda ise 765 sayılı TCK. hükümlerinin sanık yararına olduğunun gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- İzmit Cezaevinde tutuklu olduğu anlaşılan sanıktan Cumhuriyet Başsavcılığı iade kararına karşı diyeceklerinin sorulması için ilgili yer Mahkemesine yönerge yazılmadan karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 24 ve 5271 sayılı CMK'nun 253/1. maddeleri gözetildiğinde, 5237 sayılı TCY'nın 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğunun anlaşılması karşısında; taraflar arasında öncelikle 5271 sayılı CMK.nun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma girişiminde bulunulması, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine yargılamaya devam olunarak sonucuna göre hukuki durumun belirlenmesi gerektiği düşünülmeden, suçtan asıl zarar gören suçun işlendiği konutun sahibi ... ve sanıktan uzlaşmayı kabul edip etmedikleri de sorulmadan, sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi nedeniyle, uzlaşmadan yararlanamayacağı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi,
3- Suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre, hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesinin değerlendirilmemesi,
4- Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 493/1, 522/1, 55/3, 59/2, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/1-b, 31/3, 62/1, 50. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında uzlaşma hükümlerinin uygulanması halinde 5237 sayılı TCK hükümlerinin, uygulanmaması durumunda ise 765 sayılı TCK. hükümlerinin sanık yararına olduğunun gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.