Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/16770 K.2011/46218
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir.
CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Dursunbey Asliye Ceza Mahkemesinin 06.04.2006 tarih ve 2006/50-66 sayılı kararının son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “sanıklar ve sanıklar savunmanlarının yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde mahkememize dilekçe takdimi veya bu hususta zabıt katibine yapılacak beyanla tutanak düzenlenmek suretiyle Yargıtay’a temyiz yolunun açık olduğu,…” denildiği, gerekçeli kararın sanık ... savunmanına tebliğ edilmediği, Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur.
./..
-2-
Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturup yapılan tebliği de geçersiz kılacağından hükmün kesinleşmesini önler. Dursunbey Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararında kanun yolunun başvuru süresinin başlangıcı konusunda sanık ... ve savunmanının iradesinin yanıltıldığı, gerekçeli kararın da bu yanılgıyı giderir biçimde sanığa ve savunmanına tebliğ edilmediği görüldüğünden, bu sanık yönünden kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle;
Suçun işlendiği 25.09.2001 tarihi ile inceleme tarihi arasında sanıklar ..., ... ve ... hakkında uygulanan 765 sayılı TCK’nun 491/5-son. maddesinde öngörülen cezanın tür ve süresine göre aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddelerinde yazılı 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık ... hakkındaki hükmün de kesinleşmemiş olması dikkate alındığında sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 28.11.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
...
...
...
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir.
CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Dursunbey Asliye Ceza Mahkemesinin 06.04.2006 tarih ve 2006/50-66 sayılı kararının son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “sanıklar ve sanıklar savunmanlarının yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde mahkememize dilekçe takdimi veya bu hususta zabıt katibine yapılacak beyanla tutanak düzenlenmek suretiyle Yargıtay’a temyiz yolunun açık olduğu,…” denildiği, gerekçeli kararın sanık ... savunmanına tebliğ edilmediği, Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur.
./..
-2-
Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturup yapılan tebliği de geçersiz kılacağından hükmün kesinleşmesini önler. Dursunbey Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararında kanun yolunun başvuru süresinin başlangıcı konusunda sanık ... ve savunmanının iradesinin yanıltıldığı, gerekçeli kararın da bu yanılgıyı giderir biçimde sanığa ve savunmanına tebliğ edilmediği görüldüğünden, bu sanık yönünden kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle;
Suçun işlendiği 25.09.2001 tarihi ile inceleme tarihi arasında sanıklar ..., ... ve ... hakkında uygulanan 765 sayılı TCK’nun 491/5-son. maddesinde öngörülen cezanın tür ve süresine göre aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddelerinde yazılı 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık ... hakkındaki hükmün de kesinleşmemiş olması dikkate alındığında sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 28.11.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
...
...
...
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.