‹ Ana sayfa
Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/14793 K.2012/15764

Esas No: 2008/14793 · Karar No: 2012/15764 · Karar Tarihi: 24.09.2012
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın yağma suçundan mahkumiyetine ilişkin yerel mahkeme kararı ve ilgili delil incelemelerinin eksikliği nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulamasının yanlış uygulanmasıdır. Mahkeme, temyiz itirazlarını kabul ederek, sanık hakkında verilen mahkumiyet kararını bozmuş ve yeni bir yargılama için davayı yeniden açmıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Yağma

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Sanığın ... kabul edilen eylemi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Aksi halin, sanığın; önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan ikinci kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 sayılı kararı gereğince, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-Sanığın, suçlamayı kabul etmeyip 1997 yılından bu yana 0535 250 35 41 numaralı telefonu kullandığını, başka telefonu olmadığını savunmasına; mağdurun 17.8.2004 tarihli kolluk anlatımında “sanığın kendisini 0 535 383 90 80 ve 0537 321 64 09 numaralı telefonlardan arayıp mesaj atmak suretiyle tehditle para istediğini” söylemesine karşın, 23.3.2006 günlü oturumda alınan beyanında “sanığın aradığında isminin ... olduğunu söylediğini ve sanığı ismini vermesinden dolayı tanıdığını” beyan etmesi tanık ... Kartal'ın da 19.8.2004 tarihli kolluk anlatımında “mağdurun, ... isimli şahsın kendisinden haraç istediğini söylediğini, beş dakika sonra mağdurun telefonu tekrar arandığında arayanın ... ... olduğunu bizzat dinleyerek anladığını” beyan ettiği halde, 23.3.2006 günlü oturumda alınan beyanında ise “mağdurun telefonu arandığında telefonu kendisine tuttuğunu, ... diye konuşulduğu için kollukta arayan kişinin ... olduğunu söylediğini” beyan etmiş olduğunun anlaşılması karşısında; öncelikle mağdurun mesaj atılıp aranmak suretiyle tehdit edildiğini bildirdiği telefon numaralarının kayıtlı olduğu kişilerin ilgili GSM şirketlerinden tespiti ile bu şahısların tanık olarak beyanlarının tespitinden sonra delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi,

Kabul ve uygulamaya göre de;

2-Suç tarihinde güneşin saat 19.05’de battığı, görüşme kayıtlarına göre mağdurun 21.14 ile 21.24 saatleri arasında arandığı ve suçun 5237 sayılı Yasanın 6/1-e maddesine göre gece sayılan zaman diliminde işlendiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCY'nın 149/1-h maddesi yerine yazılı biçimde uygulama yapılması,

3-5237 sayılı TCK.nın 150. maddesinin 2. fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK.nın 522. maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, 150. maddenin 2. fıkrasına sevk amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK.nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 24.9.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?