Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/1008 K.2011/22529
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın hürriyeti tahdit, cinsel saldırı ve yağma suçlarından dolayı verilen mahkumiyet kararının temyiz incelenmesiydi. Mahkeme, temyiz itirazlarını yerinde görmemiş ve usul‑ve‑yasaya uygun bulunan mahkumiyet kararıyla ilgili hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA (bozma) karar vermedi; yani mahkumiyet kararı bozulmadı.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hürriyeti tahdit, cinsel saldırı, Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık ... hakkında 20.06.2006 tarihli yağma suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde:
Sanık hakkında yağma suçundan kurulan hükmün resen temyize tabi olması nedeniyle yapılan temyiz incelemesi sonucunda 04/10/2005 tarihli kararla hükmün bozulduğu, bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sırasında sanık ve savunmanın bozmaya uyulmasını talep ettikleri halde mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilmeden ancak; bozma kararının gerekleri yerine getirilerek hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bu konuda bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II-Hükümlü ... hakkında 25.11.2005 tarihinde kurulan uyarlama hükmün temyiz incelemesinde:
5252 sayılı Türk Ceza Yasası'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa'nın 9. maddesinin üçüncü fıkrasında, lehe yasanın saptanmasında başvurulacak yöntem düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, önceki hükümde ... kabul edilen olaya, önceki ve sonraki Ceza Yasalarının ilgili tüm hükümlerinin birbirlerine karıştırılmaksızın uygulanmasını ve her iki yasaya göre ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini gerektirmektedir.
Bu belirleme, herhangi bir inceleme, araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmeyen; eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması ya da önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdiri gerektirmemesi gibi hallerde, evrak üzerinde yapılabilecektir. Ancak; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmiş olması, cezanın 5237 sayılı TCY'nın 61. maddesi gözetilerek tayin ve takdirinin gerekmesi, artırım ve indirim oranlarının belirlenmesinin takdiri gerekmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihinin söz konusu olması, seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerin değerlendirilmesinin gerekmesi, önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınması gibi durumlarda, duruşma açılarak değerlendirme yapılmalıdır.
İnceleme konusu somut olaya gelince; her iki Yasa hükümlerinin bir bütün olarak uygulanması durumunda, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kurulan hükmün açıkça hükümlü yararına olduğu ve uyarlama yargılamasının duruşma açılarak yapılmasının sonucu değiştirmeyeceği anlaşıldığından duruşma açılmadan karar verilmesi bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler kurulunun takdirine göre; suçun hükümlü tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hükümlünün, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen hükümlü hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’nin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “hükümlünün, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen hükümlü hakkında uygulanmamasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Hükümlü ... hakkında 20.06.2006 tarihinde kurulan yakınan ...’a yönelik işlediği hürriyeti tahdit ve cinsel saldırı suçlarından kurulan uyarlama hükümlerinin temyiz incelemesine gelince:
01/04/2005 gün ve 2003/575-108 E.K. sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmediği ancak yağma suçu yönünden resen temyize tabi olması nedeniyle dairemizin 4/10/2005 tarihli kararıyla yağma suçu yönünden lehe yasa karşılaştırması yapılması için bozulduğu, hükümlü ...’nun savunmanının yüzüne karşı verilen cinsel saldırı ve hürriyeti tahdit suçları yönünden verilen cezaların temyiz edilmeyerek kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki yakınan ...’a yönelik cinsel saldırı ve hürriyeti tahdit suçlarına ilişkin uyarlama yargılaması ile yağma suçu yönünden genel hükümlere göre yürütülen davaların, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca ayırma kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam olunarak hükümlü hakkında yazılı biçimde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... ve savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 05/07/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hürriyeti tahdit, cinsel saldırı, Yağma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık ... hakkında 20.06.2006 tarihli yağma suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde:
Sanık hakkında yağma suçundan kurulan hükmün resen temyize tabi olması nedeniyle yapılan temyiz incelemesi sonucunda 04/10/2005 tarihli kararla hükmün bozulduğu, bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sırasında sanık ve savunmanın bozmaya uyulmasını talep ettikleri halde mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilmeden ancak; bozma kararının gerekleri yerine getirilerek hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bu konuda bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II-Hükümlü ... hakkında 25.11.2005 tarihinde kurulan uyarlama hükmün temyiz incelemesinde:
5252 sayılı Türk Ceza Yasası'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa'nın 9. maddesinin üçüncü fıkrasında, lehe yasanın saptanmasında başvurulacak yöntem düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, önceki hükümde ... kabul edilen olaya, önceki ve sonraki Ceza Yasalarının ilgili tüm hükümlerinin birbirlerine karıştırılmaksızın uygulanmasını ve her iki yasaya göre ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini gerektirmektedir.
Bu belirleme, herhangi bir inceleme, araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmeyen; eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması ya da önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdiri gerektirmemesi gibi hallerde, evrak üzerinde yapılabilecektir. Ancak; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmiş olması, cezanın 5237 sayılı TCY'nın 61. maddesi gözetilerek tayin ve takdirinin gerekmesi, artırım ve indirim oranlarının belirlenmesinin takdiri gerekmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihinin söz konusu olması, seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerin değerlendirilmesinin gerekmesi, önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınması gibi durumlarda, duruşma açılarak değerlendirme yapılmalıdır.
İnceleme konusu somut olaya gelince; her iki Yasa hükümlerinin bir bütün olarak uygulanması durumunda, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kurulan hükmün açıkça hükümlü yararına olduğu ve uyarlama yargılamasının duruşma açılarak yapılmasının sonucu değiştirmeyeceği anlaşıldığından duruşma açılmadan karar verilmesi bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler kurulunun takdirine göre; suçun hükümlü tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hükümlünün, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen hükümlü hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...’nin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “hükümlünün, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen hükümlü hakkında uygulanmamasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Hükümlü ... hakkında 20.06.2006 tarihinde kurulan yakınan ...’a yönelik işlediği hürriyeti tahdit ve cinsel saldırı suçlarından kurulan uyarlama hükümlerinin temyiz incelemesine gelince:
01/04/2005 gün ve 2003/575-108 E.K. sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmediği ancak yağma suçu yönünden resen temyize tabi olması nedeniyle dairemizin 4/10/2005 tarihli kararıyla yağma suçu yönünden lehe yasa karşılaştırması yapılması için bozulduğu, hükümlü ...’nun savunmanının yüzüne karşı verilen cinsel saldırı ve hürriyeti tahdit suçları yönünden verilen cezaların temyiz edilmeyerek kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü ... hakkındaki yakınan ...’a yönelik cinsel saldırı ve hürriyeti tahdit suçlarına ilişkin uyarlama yargılaması ile yağma suçu yönünden genel hükümlere göre yürütülen davaların, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca ayırma kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam olunarak hükümlü hakkında yazılı biçimde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ... ve savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 05/07/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.