Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/24131 K.2010/746
Özet: Uyuşmazlık, mahkeme kararının gerekçesinin eksik ve hatalı yazılması nedeniyle temyiz başvurusudur; mahkeme, suç tarihindeki yazım hatası, gerekçe eksikliği ve kanıtların yetersiz değerlendirilmesi gibi nedenlerle kararın bozulmasını kabul etmiştir. Mahkeme, sanığın hırsızlık suçundan mahkumiyetini iptal ederek yeni bir karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 20.03.2003 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında yazım hatası sonucu 19.09.2003 olarak gösterilmesi,
2- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CYY.nın 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla; a) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu, b) Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri, c) Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi, d) Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler, e) Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir. Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CYUY.nın 308/7 (5271 sayılı CYY.nın 289/1-e) maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında;
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nun 34, 230, 232 ve 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eyleminin ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
3- Sanığın arkadaşları ... ve ... ile birlikte yakınana ait işyerine girmeğe karar verdikleri, ...'in işyerinin camını kırarak içeri girip suça konu eşyaları alırken sanık ve ...'in dışarıda bekleyip, gözcülük yaparak eyleme katıldıklarının, anlaşılması karşısında; Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 64/1. maddesi delaletiyle 492/1-son, 522 (normal), 55/3. maddeleriyle aynı suça uyan 5237 sayılı TCY’nın 37/1 maddesi delaletiyle 142/1-b, 143, 168/2, 31/3, 50/3; 116/2-4, 119/1-c, 31/3, 50/3; maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün halinde uygulanarak 5237 sayılı Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddeleri ışığında; lehe yasanın belirlenerek uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- 5271 sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddelerini değiştiren 5560 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 19.12.2006 tarihinden önce işlenen suçlarda uygulama olanağı bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 24. maddesine göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
5- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 28.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 20.03.2003 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında yazım hatası sonucu 19.09.2003 olarak gösterilmesi,
2- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.” Buna paralel hüküm içeren 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun 34. maddesinde de “Hakim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil gerekçeli yazılır.” hükümleri yer almaktadır.
Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CYY.nın 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla; a) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu, b) Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri, c) Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi, d) Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler, e) Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir. Açıklanan bu usul kuralları buyurucu nitelikte olup, uyulmaması 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CYUY.nın 308/7 (5271 sayılı CYY.nın 289/1-e) maddesi uyarınca kesin bozma nedenini oluşturur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında;
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nun 34, 230, 232 ve 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eyleminin ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
3- Sanığın arkadaşları ... ve ... ile birlikte yakınana ait işyerine girmeğe karar verdikleri, ...'in işyerinin camını kırarak içeri girip suça konu eşyaları alırken sanık ve ...'in dışarıda bekleyip, gözcülük yaparak eyleme katıldıklarının, anlaşılması karşısında; Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCY’nın 64/1. maddesi delaletiyle 492/1-son, 522 (normal), 55/3. maddeleriyle aynı suça uyan 5237 sayılı TCY’nın 37/1 maddesi delaletiyle 142/1-b, 143, 168/2, 31/3, 50/3; 116/2-4, 119/1-c, 31/3, 50/3; maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün halinde uygulanarak 5237 sayılı Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddeleri ışığında; lehe yasanın belirlenerek uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- 5271 sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddelerini değiştiren 5560 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 19.12.2006 tarihinden önce işlenen suçlarda uygulama olanağı bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 24. maddesine göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
5- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 28.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.