Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/5167 K.2013/2338
Özet: Mahkeme, sanığın 26/07/2000 tarihli görevi kötüye kullanma suçundan verilen 28/09/2005 kararının usulsüz tebligatı nedeniyle, 28/07/2010 EK kararını bozup, 26/03/2013 tarihli oybirliğiyle, zamanaşımı nedeniyle davayı düşürerek karar kabul etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkümiyet (asıl karar), temyiz isteminin reddi (Ek Karar)
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanığın yokluğunda verilen 28/09/2005 günlü hükmün yasal süre geçtikten sonra 16/07/2010 tarihinde sanık müdafiince temyiz edildiği anlaşılmış ise de, bilinen en son adresi 20/04/2005 tarihli celsede beyan ettiği adres olmasına rağmen, 11/02/2005 tarihinde bizzat sanığa tebliği yapılan duruşma gün ve saatinin bildirilmesine ilişkin tebligattaki adres esas alınmak suretiyle gerekçeli kararın bu adrese tebliğe çıkartıldığı ve dosya kapsamından kim olduğu anlaşılamayan aynı adreste çalışan olarak gösterilen ...'e tebligatın yapıldığı, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/1. maddesinin "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır." hükmü karşısında yapılan tebligatın usulsüz olduğu, bu itibarla sanık müdafiin başvurusunun yasal süresinde olduğu kabul edilmekle, 28/07/2010 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve davanın esasının incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığa isnat olunan suçun yasa maddesinde öngörülen cezasının tutarına nazaran 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi olan 26/07/2000 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri gözetilmek suretiyle hükmün CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 26/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkümiyet (asıl karar), temyiz isteminin reddi (Ek Karar)
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanığın yokluğunda verilen 28/09/2005 günlü hükmün yasal süre geçtikten sonra 16/07/2010 tarihinde sanık müdafiince temyiz edildiği anlaşılmış ise de, bilinen en son adresi 20/04/2005 tarihli celsede beyan ettiği adres olmasına rağmen, 11/02/2005 tarihinde bizzat sanığa tebliği yapılan duruşma gün ve saatinin bildirilmesine ilişkin tebligattaki adres esas alınmak suretiyle gerekçeli kararın bu adrese tebliğe çıkartıldığı ve dosya kapsamından kim olduğu anlaşılamayan aynı adreste çalışan olarak gösterilen ...'e tebligatın yapıldığı, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/1. maddesinin "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır." hükmü karşısında yapılan tebligatın usulsüz olduğu, bu itibarla sanık müdafiin başvurusunun yasal süresinde olduğu kabul edilmekle, 28/07/2010 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve davanın esasının incelenmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığa isnat olunan suçun yasa maddesinde öngörülen cezasının tutarına nazaran 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi olan 26/07/2000 ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri gözetilmek suretiyle hükmün CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 26/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.