Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/1546 K.2012/13485
Özet: Uyuşmazlık konusu: Sanığın 27/07/1995 tarihli zimmet eylemi sırasında sahte makbuz bastırarak tahsil yetkisi kapsamında 12,20 TL'yi alması ve bu eylemin sahtecilik unsurları taşıyıp taşımadığı. Mahkeme sonucu: Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı zimmete konu eylem için mahkum etti; sahtecilik suçunun unsurlarının bulunmadığını kabul ederek 5237 sayılı TCK'nın ilgili maddelerinin uygulanmaması kararını bozma yasağıyla birlikte reddetti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın zimmete konu paranın 12,20 TL'lik bölümünü sahte makbuz bastırarak tahsil yetkisi kapsamında bu makbuzlarla alması böylece gizlemeye yönelik hileli hareketlerle gerçekleşen eylemin daire dışı incelemeyle belirlenmesi karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Suç tarihi zimmete konu son eylemin işlendiği 27/07/1995 tarihi iken karar başlığına yanlış yazılması, mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olarak görülmüş, sanık lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme nedeniyle, mahkemece sahte tahsilat makbuzu düzenlediği kabul edilen sanığın eyleminde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin nazara alınmaması ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20/09/2011 günlü 2011/5-104 Esas, 2011/183 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere TCK'nın 53/5. maddesinin uygulanmaması kazanılmış hak niteliğinde olup aleyhe bozma yasağına konu olacağından suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bu hususlar bozma sebebi yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 24/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın zimmete konu paranın 12,20 TL'lik bölümünü sahte makbuz bastırarak tahsil yetkisi kapsamında bu makbuzlarla alması böylece gizlemeye yönelik hileli hareketlerle gerçekleşen eylemin daire dışı incelemeyle belirlenmesi karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Suç tarihi zimmete konu son eylemin işlendiği 27/07/1995 tarihi iken karar başlığına yanlış yazılması, mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olarak görülmüş, sanık lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme nedeniyle, mahkemece sahte tahsilat makbuzu düzenlediği kabul edilen sanığın eyleminde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin nazara alınmaması ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20/09/2011 günlü 2011/5-104 Esas, 2011/183 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere TCK'nın 53/5. maddesinin uygulanmaması kazanılmış hak niteliğinde olup aleyhe bozma yasağına konu olacağından suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bu hususlar bozma sebebi yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma gözönünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 24/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.