Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2007/119 K.2011/21944
Özet: (1) Sanık, sahte tahsilat makbuzlarıyla 3.310.200.000 TL’yi zimmetle alarak zincirleme nitelikli zimmet ve sahteciliği işledi; (2) Mahkeme, bu suçlardan dolayı sanığı mahkum etti ve kararını 11/10/2011 tarihli oybirliğiyle bozdu.
Teselsülen nitelikli ve basit zimmet suçlarından sanık ...’nin yapılan yargılanması sonunda; eylemlerinin zincirleme biçimde basit zimmet suçunu oluşturduğunun ve 5237 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğunun kabulüyle mahkümiyetine dair, İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.12.2005 gün ve 2003/56 Esas, 2005/524 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesince iş bu dava dosyası ile birleştirme kararı verilen 2003/408 Esas sayılı dava dosyasındaki iddialarla ilgili olarak sanığın usulüne uygun olarak savunması alınmaksızın hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Mahkemece, posta çekleri ile ilgili iddia ile birlikte sabit kabul edilen, 6 adet sahte makbuzla zimmete geçirilen 3.310.200.000 TL’den bilirkişi kurulunun hatalı olarak aynı seri numaralarını taşıyan gerçek makbuzlarla yatan miktarları düştükten sonra bakiye 3.157.753.744 TL’nin mal edinilmesi iddiasının, ...’nun sanık tarafından kendisine verilen makbuzların karşılığının belediyede bulunmadığından bahisle Kontrolör ...’a şikayeti üzerine, ... tarafından verilen makbuzlar dışında zabıtaca bir kısım vatandaştan toplatılan tahsilat makbuzlarıyla beraber belediyede bulunan aynı seri numaralı makbuzların karşılaştırılması sonucunda belirlenebildiği kadarıyla tespit edilebildiği, oluşa göre zimmetin tespitinin daire dışı araştırmayı gerektirmesi ve değişik zamanlarda işlenmesi nedeniyle zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilip, İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/408 Esas sayılı dava dosyasının hükümden sonra bulunup Dairemize intikal ettirilen ekleri ile birlikte zimmet miktarının tespiti amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor alındıktan sonra, sanık lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK.nun 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme nedeniyle, sanığın sahte tahsilat makbuzları ile abonelerden aldığı paraları maledinmek şeklindeki eyleminde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığı da karar yerinde tartışılıp ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiği nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesince iş bu dava dosyası ile birleştirme kararı verilen 2003/408 Esas sayılı dava dosyasındaki iddialarla ilgili olarak sanığın usulüne uygun olarak savunması alınmaksızın hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Mahkemece, posta çekleri ile ilgili iddia ile birlikte sabit kabul edilen, 6 adet sahte makbuzla zimmete geçirilen 3.310.200.000 TL’den bilirkişi kurulunun hatalı olarak aynı seri numaralarını taşıyan gerçek makbuzlarla yatan miktarları düştükten sonra bakiye 3.157.753.744 TL’nin mal edinilmesi iddiasının, ...’nun sanık tarafından kendisine verilen makbuzların karşılığının belediyede bulunmadığından bahisle Kontrolör ...’a şikayeti üzerine, ... tarafından verilen makbuzlar dışında zabıtaca bir kısım vatandaştan toplatılan tahsilat makbuzlarıyla beraber belediyede bulunan aynı seri numaralı makbuzların karşılaştırılması sonucunda belirlenebildiği kadarıyla tespit edilebildiği, oluşa göre zimmetin tespitinin daire dışı araştırmayı gerektirmesi ve değişik zamanlarda işlenmesi nedeniyle zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilip, İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/408 Esas sayılı dava dosyasının hükümden sonra bulunup Dairemize intikal ettirilen ekleri ile birlikte zimmet miktarının tespiti amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor alındıktan sonra, sanık lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK.nun 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme nedeniyle, sanığın sahte tahsilat makbuzları ile abonelerden aldığı paraları maledinmek şeklindeki eyleminde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığı da karar yerinde tartışılıp ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiği nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.