Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/11646 K.2013/349
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların avukat katibi olarak görev yaparken polis memurlarına menfaat sağlayarak araç hacizlerini kontrol etme ve rüşvet verme iddiaları üzerine kurulmuştur; mahkeme, TCK 53/5 maddesinin uygulanmadığını belirterek sanıkları görevi kötüye kullanma suçundan hükümlemiştir. Mahkeme, sanıkların hukuki durumlarını yeniden değerlendirilmesi gereğiyle kararını bozmuş ve 15.01.2013 tarihinde oybirliğiyle kararla buluşturmuştur.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Rüşvet vermek
HÜKÜM: Görevi kötüye kullanma suçundan mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıkların kamu görevlisi sıfatını taşımadıkları, TCK'nın 53/5. maddesinin uygulama alanı bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamede bu konuda yer alan eleştiri düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanıkların avukat katibi olarak çalıştıkları, başlattıkları icra takiplerinde, üzerinde haciz kaydı bulunan araçları, polis memurlarına menfaat temin ederek kontrolünü ve araç üzerindeki haczin tespitini sağlayarak, kararların icrasını gerçekleştirdikleri iddiasıyla yapılan yargılamalarında, bu sanıklar tarafından polis memurlarına sağlanan menfaatin ne olduğu, ... ...'in zincirleme suça konu eylemlerinin nasıl gerçekleştiği denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle belirtilmeden, hakkında hükmün açıklanması geri bırakılan ... ...'ın, polis memuru ... ...'nin banka hesabına yaptığı para havaleleri esas alınmak suretiyle mahkümiyetlerine hükmedilmesi,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK'nın 40/2. maddesine göre özgü suçlarda, özel faillik niteliği taşıyan kişilerin fail olabileceği, polis memurlarının memur sıfatıyla işlediği görevi kötüye kullanma suçuna sanıkların TCK'nın 38 ve 39. maddeleri karşısında ne şekilde katıldıklarının denetime imkan verecek şekilde karar yerinde tartışılmaması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 28/04/2009 gün 2008/5-202 Esas, 2009/102 sayılı Kararında da belirtildiği üzere TCK'nın 53/1. maddesi uyarınca hapis cezasına mahkümiyetlerin kanuni sonucu olarak kazanılmış hakka da konu olmayacağı gözetilmekle hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,
Hükümlerden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan "kazanç" sözcüğünün "menfaat" olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi ve 3. fıkradaki suç için yeni bir ceza ihdas edilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü de gözetilerek sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Rüşvet vermek
HÜKÜM: Görevi kötüye kullanma suçundan mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanıkların kamu görevlisi sıfatını taşımadıkları, TCK'nın 53/5. maddesinin uygulama alanı bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamede bu konuda yer alan eleştiri düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanıkların avukat katibi olarak çalıştıkları, başlattıkları icra takiplerinde, üzerinde haciz kaydı bulunan araçları, polis memurlarına menfaat temin ederek kontrolünü ve araç üzerindeki haczin tespitini sağlayarak, kararların icrasını gerçekleştirdikleri iddiasıyla yapılan yargılamalarında, bu sanıklar tarafından polis memurlarına sağlanan menfaatin ne olduğu, ... ...'in zincirleme suça konu eylemlerinin nasıl gerçekleştiği denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle belirtilmeden, hakkında hükmün açıklanması geri bırakılan ... ...'ın, polis memuru ... ...'nin banka hesabına yaptığı para havaleleri esas alınmak suretiyle mahkümiyetlerine hükmedilmesi,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK'nın 40/2. maddesine göre özgü suçlarda, özel faillik niteliği taşıyan kişilerin fail olabileceği, polis memurlarının memur sıfatıyla işlediği görevi kötüye kullanma suçuna sanıkların TCK'nın 38 ve 39. maddeleri karşısında ne şekilde katıldıklarının denetime imkan verecek şekilde karar yerinde tartışılmaması,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 28/04/2009 gün 2008/5-202 Esas, 2009/102 sayılı Kararında da belirtildiği üzere TCK'nın 53/1. maddesi uyarınca hapis cezasına mahkümiyetlerin kanuni sonucu olarak kazanılmış hakka da konu olmayacağı gözetilmekle hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,
Hükümlerden sonra 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan "kazanç" sözcüğünün "menfaat" olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi ve 3. fıkradaki suç için yeni bir ceza ihdas edilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü de gözetilerek sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.