Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2012/533 K.2012/19583
Özet: (1) Davacı, haksız şikayet nedeniyle davalıdan maddi ve manevi tazminat talep ediyordu; (2) Mahkeme, temyiz kararını bozarak dava reddini onayladı ve harcın geri verilmesini kararlaştırdı.
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 20/01/2010 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 25/10/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı dilekçesinde, ... Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru olduğunu, ... Emniyet Müdürlüğünde görevli iken, davalı tarafından 15.07.2009 tarihinde kendisinden 100.00 TL rüşvet alındığı, küfür ve hakaret edildiği gerekçesi ile 17.07.2009 tarihinde şikayet edildiğini, Cumhuriyet Savcılığınca hakkında soruşturma yürütülürken idari soruşturmaya tabi tutulduğunu ve ...'e tayininin çıktığını, psikolojisinin bozulduğunu, ev tutup nakliye ve depozito ödemek zorunda kaldığını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacıya tayininin çıkması sebebiyle harcırah ödendiğini, davacının maddi zararının olmadığını, rüşvet olayının 15.07.2009 tarihinde olduğunu, şikayetin ise 17.07.2009 tarihinde gerçekleştiğini, rüşvet olayını içine sindiremediğini, davacı ile arasında şahsi husumet bulunmadığını, şikayeti yaparken davacıyı hedef almadığını, iftira atma niyetinin olmadığını, anayasal hak olan şikayet hakkını kullandığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır
Yerel mahkemece; davalının kendisinin de rüşvet vermek suçunu işlediğini bildirerek şikayet hakkını kullandığı gözetildiğinde, davacıyı zarara sokma niyetinden söz edilemiyeceği, davalının şikayetinin haklı nedenlere dayandığı ve yasal sınırlar içinde kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından; dava konusu olayla ilgili olarak Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/3949 soruşturma, 2009/2465 karar ile şüpheli polis memurlarının atılı rüşvet suçunu işlediğine dair soyut iddia dışında hiçbir kanıt bulunmadığı, aynı zamanda rüşvet vermek suçundan şüpheli konumunda olan şikayetçi hakkındaki suçun da yasal unsurları itibarı ile oluşmadığından atılı suçtan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, diğer yandan karar kesinleştiğinde şikayetçi hakkında iftira suçundan gereğinin takdir ve ifası için suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamamakta ise de ceza mahkemesince belirlenecek maddi olgular hukuk hakimini bağlayacağından davalı hakkında iftira nedeniyle yapılan suç duyurusu üzerine dava açılıp açılmadığı araştırılıp, açılmış ise ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenmeli ve ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurmak gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 20/01/2010 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 25/10/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı dilekçesinde, ... Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru olduğunu, ... Emniyet Müdürlüğünde görevli iken, davalı tarafından 15.07.2009 tarihinde kendisinden 100.00 TL rüşvet alındığı, küfür ve hakaret edildiği gerekçesi ile 17.07.2009 tarihinde şikayet edildiğini, Cumhuriyet Savcılığınca hakkında soruşturma yürütülürken idari soruşturmaya tabi tutulduğunu ve ...'e tayininin çıktığını, psikolojisinin bozulduğunu, ev tutup nakliye ve depozito ödemek zorunda kaldığını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacıya tayininin çıkması sebebiyle harcırah ödendiğini, davacının maddi zararının olmadığını, rüşvet olayının 15.07.2009 tarihinde olduğunu, şikayetin ise 17.07.2009 tarihinde gerçekleştiğini, rüşvet olayını içine sindiremediğini, davacı ile arasında şahsi husumet bulunmadığını, şikayeti yaparken davacıyı hedef almadığını, iftira atma niyetinin olmadığını, anayasal hak olan şikayet hakkını kullandığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır
Yerel mahkemece; davalının kendisinin de rüşvet vermek suçunu işlediğini bildirerek şikayet hakkını kullandığı gözetildiğinde, davacıyı zarara sokma niyetinden söz edilemiyeceği, davalının şikayetinin haklı nedenlere dayandığı ve yasal sınırlar içinde kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından; dava konusu olayla ilgili olarak Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/3949 soruşturma, 2009/2465 karar ile şüpheli polis memurlarının atılı rüşvet suçunu işlediğine dair soyut iddia dışında hiçbir kanıt bulunmadığı, aynı zamanda rüşvet vermek suçundan şüpheli konumunda olan şikayetçi hakkındaki suçun da yasal unsurları itibarı ile oluşmadığından atılı suçtan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, diğer yandan karar kesinleştiğinde şikayetçi hakkında iftira suçundan gereğinin takdir ve ifası için suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamamakta ise de ceza mahkemesince belirlenecek maddi olgular hukuk hakimini bağlayacağından davalı hakkında iftira nedeniyle yapılan suç duyurusu üzerine dava açılıp açılmadığı araştırılıp, açılmış ise ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenmeli ve ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurmak gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre diğer yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.