Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/21606 K.2012/17308
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın 01.06.2005 tarihinden önce ve sonra yapılan faizli borç verme eylemlerinin tefecilik suçuna girip girmediği ve ilgili kanun değişikliklerinin uygulanması konusundaki yargılamadır; (2) Mahkeme, temyiz gerekçelerinin yeterli olmadığını kabul ederek kararın bozulmasına karar vererek dosyanın esas mahkemeye gönderilmesini emredmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Tefecilik
HÜKÜM: Hükümlülük
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Tefecilik suçuna ilişkin ceza uygulaması, eylemlerin 01.06.2005 tarihinden önce veya sonra gerçekleştirilmesine göre farklılık göstermektedir. Anılan suç,
a) 765 sayılı TCK'nın yürürlükte olduğu dönemde, YCGK'nun 03.07.1995 tarih ve 1995/207-236 sayılı kararında da belirtildiği üzere birden fazla kişiye sürekli ve sistemli bir biçimde faiz karşılığı ödünç para vermek suretiyle çıkar sağlanması bir başka deyişle sanığın ödünç para verme işini meslek haline dönüştürmesi durumunda oluşmaktadır ve yaptırımı 2279 sayılı Kanunun 2520 sayılı Kanun ile değişik 17. maddesinde düzenlenmiştir.
b) 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi," biçiminde tanımlanmıştır. ... düzenlemeye göre bu suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin önemi yoktur. Bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin ... suç oluşturduğundan bahsedilemeyecektir.
Sanığın, ..., ..., ... ve ...'e faizle borç para verdiği tarihler kesin biçimde saptanarak, 01.06.2005 tarihinden önce ve sonra gerçekleştirilen eylemlerin önceki paragraflarda yapılan açıklamalar ışığında ayrı ayrı değerlendirilmesi, eski dönemde işlenen suç açısından lehe yasa karşılaştırmasının yapılması, ... dönemdeki suçlar yönünden suç çokluğunun ve TCK'nın 43/2. maddesinin uygulama olanağının tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
2- 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCY'nın 7/2 madde ve fıkrası uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Yasanın 562.maddesinin 1.fıkrası ile CYY'nın 231/5 madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562. maddesinin 2.fıkrası ile de CYY'nın 231/14 madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Tefecilik
HÜKÜM: Hükümlülük
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Tefecilik suçuna ilişkin ceza uygulaması, eylemlerin 01.06.2005 tarihinden önce veya sonra gerçekleştirilmesine göre farklılık göstermektedir. Anılan suç,
a) 765 sayılı TCK'nın yürürlükte olduğu dönemde, YCGK'nun 03.07.1995 tarih ve 1995/207-236 sayılı kararında da belirtildiği üzere birden fazla kişiye sürekli ve sistemli bir biçimde faiz karşılığı ödünç para vermek suretiyle çıkar sağlanması bir başka deyişle sanığın ödünç para verme işini meslek haline dönüştürmesi durumunda oluşmaktadır ve yaptırımı 2279 sayılı Kanunun 2520 sayılı Kanun ile değişik 17. maddesinde düzenlenmiştir.
b) 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi," biçiminde tanımlanmıştır. ... düzenlemeye göre bu suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin önemi yoktur. Bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin ... suç oluşturduğundan bahsedilemeyecektir.
Sanığın, ..., ..., ... ve ...'e faizle borç para verdiği tarihler kesin biçimde saptanarak, 01.06.2005 tarihinden önce ve sonra gerçekleştirilen eylemlerin önceki paragraflarda yapılan açıklamalar ışığında ayrı ayrı değerlendirilmesi, eski dönemde işlenen suç açısından lehe yasa karşılaştırmasının yapılması, ... dönemdeki suçlar yönünden suç çokluğunun ve TCK'nın 43/2. maddesinin uygulama olanağının tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
2- 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCY'nın 7/2 madde ve fıkrası uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Yasanın 562.maddesinin 1.fıkrası ile CYY'nın 231/5 madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562. maddesinin 2.fıkrası ile de CYY'nın 231/14 madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.